İLGİNÇ
10 Kasım 2017 ( 268 izlenme )

ANNE BEN YÜZDE 10’A GİREMEM Kİ?



“Anne Milli Eğitim Bakanı’nı dinledin değil mi?”
“Evet dinledim oğlum. Ne düşünüyorsun söyledikleri hakkında?”
“İşte hani en iyi okullara %10 luk öğrenciler girecekmiş ya.”
“Evet oğlum öyleymiş.”
“Anne ben gece gündüz çalışsam o yüzde %10’a girebileceğimi düşünmüyorum.”
“Böyle düşünmenin sebebi nedir yavrum?”
“Ya anne. Ben her şeyi o kadar iyi öğrenmiyorum ki. Üstelik çok fazla şey var nasıl tüm bunları o kadar iyi öğreneyim. Tamam çok çalışırsam yani çok fazla test çözersem çoğunu iyi ezberleyebilirim. Ama hepsini aklımda tutabilir miyim bilmiyorum. Ya unutursam sınavda hepsini?”
“Ahhh kuzum senin için bunun ne kadar zor olduğunu çok iyi anlıyorum. Biliyorsun ne benim ne babanın, senden %10’a girmen konusunda ısrarcı bir beklentimiz yok.”
“Siz benden ne bekliyorsunuz sahi anne?”
“Derslerini öğrenmeni, sınava hazırlanmak için elinden gelen gayreti göstermeni bekliyoruz oğlum. Bunları yaptıktan sonra sınav sonucu ne olursa olsun biz senin yanındayız ve her zaman seni desteklemeye devam edeceğiz.”
“Peki anne, %10’a giremezsem kötü okullara mı gitmek zorunda kalacağım?”
“Bunu nereden çıkardın oğlum?”
“E Milli Eğitim Bakanı dedi ya, nitelikli okullar için sınav yapılacak diye. Diğer okullar kötüyse ne olacak?”
“Oğlum Bakan o ifadeyle okulların iyi ya da kötü okullar olarak ayrılması gerektiğini kast etmedi. Mesela bazı çocuklar bilişsel olarak matematik, fen vs gibi dersler doğal olarak üstün başarı gösteriyorlar. Böyle çocukların o okullara girerken seçilebilmesi için sınav yapılacak demek istedi.”
“Anladım. Peki anne sence insan sadece matematik veya fende başarılı olursa mı zeki oluyor? Başka yetenekleri insanı zeki yapmıyor mu?”
“Benim güzel yavrum. Ne güzel sorular soruyorsun böyle. Elbette zeka sadece matematik, fen, kimya gibi sayısal alanlarda gösterilen başarı ile ölçülecek bir kavram değil. Bunun yanında başka başka zeka türleri de var. Mesela duygusal zeka, sözel, görsel, müziksel, bedensel, mantıksal, kişisel(içsel), sosyal zeka ve son günlerde eklenen ruhsal zeka gibi başka zeka alanları da var.”
“Sence ben de hangi zeka var anne?”
“Bence sende pek çok zeka türünden var oğlum. Ancak benim sende gözlemlediğim en baskın zeka türleri ruhsal, kişisel ve sosyal zeka.”
“Bunlar ne demek anne? Yani ben hangi alanda başarılı olabilirim sence?”
“Öncelikle oğlum istediğin ve yeterince çalıştığın her alanda başarılı olabilirsin. Ama özellikle ruhsal ve sosyal zekan o kadar baskın ki, hangi okullarda okuyup hangi işi yaparsan yap dünyanın daha iyi bir yer olması için çabalayacağından eminim. Sonra kendini çok iyi tanıyor ve değerlendirebiliyorsun, bu yüzden kendin için en doğru hedefleri koyup o hedefe ulaşmakta çok başarılı olacaksın. Ve sosyal zekan yani kişiler arası ilişkileri gözlemleme ve bu gözlemlerle doğru anlarda doğru tepkileri vermede, bu ilişkilerin ihtiyacını veya eksik yönlerini fark edip ona göre adımlar atmada o kadar yeteneklisin ki bu seni ilerde inanılmaz yerlere taşıyacak bir yetenek.”
“Anne ne güzel şeyler söylüyorsun…”
“Oğlum güzel özellikler taşıyan ve içinde pek çok yetenek barındıran sensin. Ben sadece seni sana anlatıyorum.”
“Yani o zaman bu %10’a giremezsem ve o çok iyi okullardan birinde okuyamazsam bile sence başarılı bir hayat yaşar mıyım?”
“Elbette oğlum elbette yaşarsın. Başarı sadece çok iyi diplomalara sahip olmak için gece gündüz ders çalışmak, bunun sonucunda sınavlarda şansına düşen bölümü kazanıp sevdiğin ya da sevmediğin bir işte çok iyi maaş alarak çalışmak değil ki…Başarı kendi yeteneklerine ve dünyaya katmak istediğin güzelliklere uygun alanı doğru tespit edip buna uygun bir hayat yaşamaktır.”
“O zaman ben dünyanın daha iyi bir yer olması, insanların birbirine daha iyi davranması ve herkesin istediği gibi yaşayabileceği özgürlüğe kavuşması için çalışmak istiyorum. Çünkü böyle olmayan bir dünyada kendimi çok mutsuz hissediyorum.”
“Bu harika…Daha sekizinci sınıfta kendine dair bir vizyon belirledin ve hayata nasıl katkı sağlayacağını şimdiden biliyorsun. Bu olağanüstü bir ayrıcalık oğlum. Seninle gurur duyuyorum. Şunu hiç unutma, bu vizyonun da sana destek olmak için baban ve ben hep yanında olacağız.”
“Vizyon ne demek anne?”
“Hayal ettiğin ve olmasını istediğin dünya var ya işte o senin vizyonun. Ve vizyonu belli olan yani gideceği yolu bilen biri o yolun yarısını yürümüştür bile.”
“Anne ya…Biliyor musun sen motivasyoncu olmalıydın. Bana ne kadar iyi hissettirdin. Seni seviyorum.”
“Ben de seni seviyorum oğlum. Hem de çok.”

Çocuklarımıza böyle sınavlarla eğitim yolu çizip, üstelik bu yolu sıklıkla değiştirip, müfredatı ve eğitim sistemini tutarlı ve güvenilir olmaktan çıkararak bu ülkeyi ne geleceğe ne de bir adım ileriye taşıyabiliriz.
Onları ancak ve ancak değişik zeka türlerine, ilgi ve yeteneklerine göre değerlendirebilen, bu alanlarda destekleyen ve her türlü fiziki koşulu ve okulu onların hizmetine sunan bir eğitim sistemiyle dünyaya kafa tutabiliriz. 
Ancak ne acıdır ki biz aileler; eğitim sisteminin çocuklarımızda açtığı yaraları, yarattığı travmaları iyileştirmeye çalışmak zorunda kalıyor ve onları yeteneklerine göre okullara yönlendirme şansını bulamıyoruz.

Bu yüzden;
Milli Eğitim Bakanlığı’nın nitelikli eğitimcilerle donatılması ve sistemin onların bilgeliğinde inşa edilmesi ülkemizin en ivedi ihtiyacıdır.

Sevgilerimle…
Sema Deniz

Bunlar da İlginizi Çekebilir