İLGİNÇ
28 Kasım 2017 ( 349 izlenme )

Hafta Hafta Hamilelik. Bebeğin Anne Karnındaki Gelişimi



1. Hafta Hamilelik

Hamileliğin birinci haftası aslında teknik olarak henüz hamile olmadığınız bir dönemdir. Bu hafta yumurtanın bırakıldığı ve kendini dölleyeceği sperm hücresini beklediği haftadır. Döllenme önünüzdeki 14 gün içerisinde gerçekleşecektir.

Hamileliğin birinci haftası aslında sizin aylık periyodunuzdur. Evet, yanlış duymadınız. Yumurta hücresi henüz döllenmemiş olsa da gebeliğin 40 haftası, son adet döneminizin ilk gününden itibaren sayılarak hesaplanır. Çünkü adet dönemi sonrasında döllenmemiş yumurta hücresinin yumurtalıklardan tam olarak ne zaman bırakıldığını hesaplamak mümkün değildir. Yumurta döllendikten sonra yaklaşık 38 hafta içerisinde doğum gerçekleşir. Ancak doktorlar ve doğum uzmanları zaman hesaplamasını son regl döneminizin ilk gününden itibaren hesaplar. Yani, henüz yumurtanız sperm tarafından döllenmemiştir.

Yumurtanız döllenmemiş ve resmen hamile olmanız da kendinize dikkat etmek ve vücudunuzu gebelik için hazırlamakla yükümlüsünüz.
Regl bitiminde yumurtalıklardan bırakılacak olan yumurta hücresi 1-2 hafta içerisinde fallop tüplerinde kendini dölleyecek sperm hücresini bekleyecektir. Döllenme gerçekleştiği takdirde döllenmiş yumurta rahim duvarına yerleşmek için fallop tüplerinden bırakılacaktır.

Bu hafta alınması gereken vitaminler

Hamile kalmak üzere olan ve bunun için çabalayan kadınların özellikle vitamin ve folik asit yönünden zengin bir beslenme düzenini takip etmesi gerekmektedir. Günde 400 mikrogram folik asit alınmalıdır. Folik asit yeterli miktarda alınmadığı takdirde bebeğin beyin ve sinir sisteminde gelişim bozukluklarına neden olabilir.

Uzak durulması gereken durumlar ve alışkanlıklar 

Hamilelik isteği içinde olan ve hamile kalma girişiminde bulunmuş kadınların alkol, sigara ve uyuşturucudan kesinlikle uzak durması gerekmektedir. Bu maddeler doğumda komplikasyonlara, bebekte gelişim bozukluğu, solunum yolu problemi, düşük kiloluluk sorunu gibi sağlık problemlerine neden olabilir.

Bu dönem içerisinde reçeteli veya reçetesiz olarak alınan ilaçların da doktor kontrolünde bırakılması veya dozunun azaltılması gerekebilir. En ufak bir baş veya karın ağrısı için dahi ağrı kesici almaktan kaçınılmalıdır. Özellikle doktor kontrolü dışında alınan reçetesiz satılan ilaçlar fetüste gelişim bozukluğuna ve hatta düşüğe bile neden olabilir.
Psikolojik olarak kendinizi hazırlayın

Henüz pratikte hamile olmasanız bile bu fikre kendinizi alıştırmak çok önemlidir. Sadece fiziksel olarak hazırlanmanız sağlıklı bir hamilelik için yeterli olmayacaktır. Ruhen de hamile olduğunuz ve bir can taşıdığınız fikrine odaklanmanız gerekir. Bu dönemden itibaren bebeğin gelişimini olumlu yönde etkileyecek önerilere göz atabilir, düzenli katılacağınız bir spor salonuna yazılabilir veya hamilelik yogası derslerine gidebilirsiniz. Unutmayın; stresten uzak, sağlıklı, dikkatli ve gerektiğini yapan bir anne olursanız sağlıklı bir bebek dünyaya getirmeniz için önünüzde hiçbir engel olmayacaktır.


2. Hafta Hamilelik

Gebeliğin ikinci haftasında sizi neler bekliyor? Fetüsün gelişimi ne yönde olacak ve vücudunuzda ne gibi değişiklikler görülecek? İşte detaylar…

Geçtiğimiz hafta östrojen ve progesteron hormonunun salgılanmasındaki artış ile rahminizde bir dizi değişiklik meydana geldi. Kan damarları açısından zengin bir durumdan döllenmiş bir yumurtanın tutunabileceği ve yaşayabileceği bir hale büründü. Bu arada yumurtalıklardaki yumurta hücreleri folikül adı verilen sıvı dolu keselerin içerisinde olgunlaşmaktadır. Bu haftanın başında ( Genellikle 28 günlük periyodun 14. gününe denk gelir) bir yumurtanız olgunlaşacak ve yumurtlama ( ovulasyon ) gerçekleşecektir. Ovulasyon, folikülünden kurtulan yumurta hücresinin fallop tüplerine doğru yol almasıdır.

Şanslı sperm ve yumurtanın buluşması

Ovulasyon sonrasındaki 12-24 saat içerisinde yumurta hücresi, erkek tarafından bırakılan 250 milyon spermden şanslı olan 1 tanesi tarafından döllenecektir. Spermler vajinadan rahim boynuna, oradan rahme ve fallop tüplerine geçerek yumurtayı döllenmek için yarışacaktır. 250 milyon spermden sadece 400 kadarı 10 saat süren bu yolculuğu tamamlayabilecek ve yalnızca 1 tanesi 20 dakikalık süren döllenmeyi gerçekleştirebilecektir.

Döllenme sonrasındaki 10-30 saat arasında sperm hücresinin çekirdeği yumurtanınkiyle birleşir ve genetik materyaller aktarılır. Eğer sperm hücresi Y kromozomunu taşıyorsa bebeğin cinsiyeti erkek, X kromozomu taşıyorsa kız olacaktır. Yani döllenme esnasında bebeğin cinsiyeti kesinleşir ve belirleyici etmen sperm hücresinin genetik kodudur.

Yumurta büyümeye başlıyor

Döllenme sonrasında artık “zigot” adıyla anılan döllenmiş yumurta, fallop tüplerinden rahme doğru 3-4 gün sürecek bir yolculuğa çıkar. Bu yolculuk esnasında birbirinin aynı 16 hücreye bölünerek büyümüştür. Zigot rahme giriş yaptığında “morula” adını alır. 1-2 gün içerisinde rahim duvarına tutunur ve burada mucizevi gelişimine başlar. Bu esnada bebeğiniz hücrelerden oluşan ufak bir top şeklindedir ve bilim adamları tarafından “blastosit” adıyla anılmaya başlar. İç hücre embriyo, sıvı dolu bölüm amniyotik kese ve dış hücre kütlesi ise plasenta olarak gelişmeye devam edecektir.

Hayatınız değişiyor

Son regliniz 12-16 gün önce başladı ve şuan muhtemelen yumurtlama dönemindesiniz. Döllenmenin gerçekleşmesi için bu aşamada pek çok faktörün bir araya gelmesi gerekiyor. Hamile kalmak için özellikle zamanlama büyük önem taşır. Ovulasyon öncesindeki 72 saat ve sonrasındaki 24 saat aralığında seks yapmaya özen gösterin. Sperm hücresinin yaşam süresi 72, yumurta hücresinin ise 24 saattir. Buna göre günlük bazı planlarınıza ara vererek hamile kalma çalışmalarına ağırlık vermeniz gerekecektir.

Geçtiğiniz haftada olduğu gibi günlük 400 mikrogram folik asit alımına, vitamin ve mineral açısından zengin yiyeceklerle beslenmeye özen gösterin.

Sperm ve yumurta hücresinin yaşam süresini kısaltan ve sağlıklı döllenmeye engel teşkil edecek her türlü alışkanlıktan uzak durun. Sigara, alkol ve uyuşturucu kullanımından kesinlikle kaçının. Bu kötü alışkanlıklardan hamile kalma çalışmalarına başlamadan en az 3 ay önce elinizi çekmeniz gerekmektedir.


3. Hafta Hamilelik

Üçüncü haftada rahminizde neler olup bittiğini merak ediyor musunuz? İşte mucizenin üçüncü hafta gelişimi…

Yüzlerce hücreden ibaret olan fetüs çılgın gibi bölünmeye ve büyümeye devam ediyor. Blastosit adı verilen bu hücre topu rahim duvarına tutunduğunda, plasentaya dönüşen kısım, hamilelik hormonu olan hCG’nin salgılanması emrini verir ve bu sayede yumurta üretimi bir süreliğine durdurulur. Ayrıca östrojen ve progesteron hormonunun salgılanması da tetiklenir. Bu sayede rahim duvarının dökülmesi ve minik yolcunun bırakılması önlenmiş olur. HCG, gebelik testinin pozitif çıkmasını sağlayan hormondur.

Bu arada hücre topunun etrafında amniyotik keseye dönüşecek olan amniyotik sıvı birikmeye başlar. Bu sıvı hamilelik sonlanana kadar fetüsün etrafını saracak ve onu koruyacaktır. Fetüs bu aşamada gerekli oksijen ve besin değerlerini ilkel bir dolaşım sistemi aracılığıyla alır ve atıkları bırakır. Mikroskobik tünellerden oluşan bu sistem rahim duvarındaki kan damarlarına bağlıdır. Plasenta henüz bu görevi üstlenecek kadar gelişmemiştir.

Çoğul Gebeliklerde 3. Hafta

Çoğul gebeliklerde ilk haftalar tekil gebeliklerle aynı şekilde ilerler. Asıl değişimler ileriki aylarda gözlemlenecektir.

HCG hormonu testindeki aşırı artış, çoğul gebeliğe yorulabilir. Ancak elbette kesin sonuca doktor kontrolü sonrasında varılacaktır.

Alınması gereken vitaminler ve beslenme düzeni

Hamileliğe karar verdiğiniz andan itibaren günlük 400 mikrogram folik asit alımına devam etmeniz gerekir. Bunun yanı sıra yeterli miktarlarda protein, kalsiyum ve demir alımına da dikkat edilmelidir.

Protein alımı, yeni dokuların oluşmasında gerekli olduğu için hamilelik sürecine girildiğinde arttırılmalıdır. Günlük 45 gramlık protein alımı hamile kaldıktan sonra 70 gram olarak belirlenebilir. Ayrıca diş ve kemik gelişimi için kalsiyuma da önem verilmelidir.

Beslenme düzeninde süt ve süt ürünleri, yeşil sebzeler ve baklagiller mutlaka yer almalıdır.Bebeğin sürekli artan kan yoğunluğu için demir içeren ve kan yapan besin maddeleri tüketilmelidir. Demir açısından zengin olan besin maddeleri kırmızı et, baklagiller, yumurta ve yeşil yapraklı sebzelerdir.

Hamile olduğunuzu nasıl anlarsınız?

Eğer planlanmış bir gebelik yaşamıyorsanız 3. haftada hamile olduğunuzu henüz fark etmemiş olabilirsiniz. Erken gebelik belirtileri şu şekilde sıralanabilir:

Hassas ve şişkin göğüsler: Regl dönemi öncesinde görülen hassas ve şişkin göğüsler hamileliğin de belirtileri arasındadır.

Yorgunluk: Bir anda kendinizi yorgun ve bitkin hissetmenizin sebebi progesteron hormonu seviyesindeki ani artıştır.

Sık idrara çıkma: Hamile kalmanızın hemen ardından kendinizi sürekli tuvalete koşarken bulabilirsiniz. Bu da hamilelik belirtileri arasındadır.

Koku alma duyusundaki hassasiyet: En ufak koku değişikliklerini bile algılamaya başladıysanız bu hamileliği işaret ediyor olabilir. Koku duyusundaki keskinlik, östrojen hormonunun salgılanmasına bağlı olarak artar.

Mide bulantısı ve kusma: Mide bulantısı ve kusma ilk birkaç haftada pek sık rastlanılan bir durum değildir. Ancak kişiler arasında farklılıklar olabileceği için mide bulantısı yaşayabilirsiniz.

Vücut ısısındaki artış: Eğer vücut ısınızı sürekli ölçüyorsanız, ardı ardına 18 gün boyunca artan vücut ısısı hamileliğin önemli bir belirtisidir.

Tüm bu belirtiler çoğul gebelik yaşayan kişilerde daha güçlü olabilir.


4. Hafta Hamilelik

Embriyonik gelişimin başladığı dördüncü haftada sizi neler bekliyor?

Bu hafta embriyonik gelişimin başladığı ve 10 hafta daha süreceği başlangıç evresidir. Bu dönem içerisinde bebeğinizin organları oluşmaya ve hatta bazıları işlev görmeye başlayacaktır. Yani bu haftalar, en hassas olduğu ve gelişimini sekteye uğratabilecek her türlü olumsuzluktan sakınılması gerektiği dönemdir.

Embriyo 4. haftada haşhaş tohumu büyüklüğündedir ve 2 katmandan oluşmaktadır: Bu katmanlar tüm organlarının ve uzuvlarının gelişeceği epiblast ve hipoblasttır.

İlkel plasenta da iki katmandan oluşmaktadır. Hücreler rahim duvarına kadar uzanan tüneller oluşturur ve bu sayede gerekli vitamin ve oksijen alışverişini sağlar. Plasenta bu haftanın sonunda işlevini yerine getirecek gelişime ulaşacaktır. Bu hafta amniyotik kese de embriyoyu sararak onu korumaya başlamıştır.

Hayatınız ne yönde değişiyor?

Hamileliğinizin daha yeni farkına varmış olabilirsiniz. Bu haftanın sonunda evde yapacağınız gebelik testi pozitif çıkacaktır. Pozitif sonucu aldıktan sonra ilk hamilelik kontrolü için hazırlanabilirsiniz.

Çoğu doktor 6 hafta gebelikten önce kontrole çağırmamaktadır. Ancak özel bir durumunuz var ise, daha önceki gebeliğinizde sorun yaşandıysa veya sürekli bir ilaç kullanmak durumundaysanız zaman kaybetmeden doktora görünmeniz gerekmektedir. Hamile olduğunuzu öğrendikten sonra kesinlikle reçetesiz hiçbir ilacı almamaya da dikkat edin.

Alınması gereken vitaminler ve beslenme düzeni

Planlanmış bir gebelik yaşıyorsanız halihazırda folik asit alıyorsunuz demektir. Gebeliğinizi yeni öğrendiyseniz de günlük 400-600 mikrogram folik asit içeren bir çoklu vitamin alabilirsiniz.

Önünüzdeki 6 hafta sizin ve bebeğiniz için hayati önem taşımaktadır. Plasenta ve göbek bağının gerekli besin değerleri ve oksijeni taşımaya başlamasıyla plasenta tam kapasite çalışmaktadır. Ayrıca sadece kendiniz için bebeğiniz için de besleniyorsunuz demektir. Demir, kalsiyum, folik asit ve protein açısından zengin besinleri tüketmeye dikkat edin.

Hamilelikte kesinlikle çiğ et tüketmemeye dikkat edilmelidir. Bu tür besin maddelerine dokunduktan sonra da eller bol su ile yıkanmalıdır.

Hijyene Özen Gösterin

Hamile kalma çalışmaları ve hamilelik dönemi boyunca hijyene daha fazla önem vermeniz gerekebilir. Vücudunuza giren her mikrop, virüs ve bakteri bebeğin gelişimini engelleyebilir.

Eğer evinizde kedi besliyorsanız dikkat!

Bazı kedilerde “toksoplazmoliz” denilen bir enfeksiyon söz konusudur. Kedi dışkısıyla temas, kedinin dokunmuş olabileceği ve parazit bulaşmış bir besin maddesinin iyice yıkanmadan yenmesi sebebiyle anne aracılığıyla bebeğe de bulaşabilir.

Özellikle erken dönemde bebeğe bulaştığında beyin hasarı, beyinde su toplama, görme ve işitme bozuklukları, gelişme geriliği, zeka geriliği ve epilepsi gibi ciddi sorunlara neden olabilen toksoplazmadan uzak durmanın en etkili yolu hijyendir. Bu nedenle kediyle temastan kaçınılmalı, eller ve tüketilecek besinler bol su ile yıkanmalıdır.

5. Hafta Hamilelik

Susam boyutuna ulaşan fetüs tüm hızıyla büyümeye devam ediyor. İşte beşinci haftada sizi ve bebeğinizi bekleyenler…

Rahminizin derinliklerinde susam boyutlarına ulaşmış olan embriyo, tüm hızıyla büyümeye devam ediyor. Bu hafta embriyo tüm organlarının oluşacağı ektoderm, mezoderm ve endoderm katmanlarından meydana geliyor.

Bebeğin beyin, omurilik, sinirler ve omurgasının oluşacağı nöral tüp, en üst katman olan ektodermde gelişimine başladı. Bu katman bebeğin derisinin, saçlarının, tırnaklarının, meme bezlerinin, diş minesinin ve ter bezlerinin büyümesini de sağlayacak olan katmandır.

Orta katman olan mezodermde kalbi ve dolaşım sistemi de oluşmaya başladı. Bu hafta içerisinde kalbi odacıklara ayrılarak atmaya başlayacak. Mezoderm, bebeğin kasları, kıkırdak dokusu, kemikleri deri altı dokularının oluşmasını sağlayacak katmandır.

Üçüncü katman olan endoderm ise akciğer, bağırsaklar, boşaltım sistemi, tiroit, karaciğer ve pankreas oluşumunu başlatacaktır. Bu arada ilkel plasenta ve göbek kordonu da oluşma evresindedir.

Hayatınızdaki değişiklikler

Bu haftalarda göğüslerde hassasiyet, yorgunluk ve sık idrara çıkma gibi sorunlar baş gösterebilir.

Aslında ilk haftalarda dış dünyanızda çok büyük değişiklikler meydana gelmez. Daha çok vücudunuzun iç kısmında pek çok değişim gözlenmektedir. Elbette alkol alımı gibi alışkanlıklardan uzak durmanız gerektiğini saymazsak.

Çoğul gebeliklerde 5. hafta

Bebeğin gelişimi konusunda tekil gebeliklerle aynı olan çoğul gebeliklerde anne adayının hayatında bazı değişimler boy gösterir. Tekil gebelerde alınması gereken kalori miktarından biraz daha fazla almanız gerekmektedir. Günde ekstra 600 kalori ikiz bebekler için yeterli olacaktır.

Spora başlayın

Bu haftadan itibaren düzenli bir spor programına başlamanız önerilmektedir. Dayanıklılık ve gücünüzü arttırmak için yapacağınız basit egzersizler sayesinde aşırı kilo almaktan da uzak durmuş olacaksınız. Düzenli egzersizler sırt ve bel ağrısı gibi fiziksel sorunların da üstesinden gelmenizi sağlayacaktır.

Hamileliğin erken safhalarında spora başladığınız takdirde, bebeğin doğumundan sonra eski formunuza kavuşmak çok daha kolay olacaktır. Özellikle ağır hareketlerden uzak durmanız gereken bu dönemde yürüyüş ve yüzme gibi basit egzersizler yapabilirsiniz.
Baba adaylarına öneriler

Hamilelik daha çok eşinizi ilgilendiriyormuş gibi görünebilir. Erkeklerin çoğu bebek doğana kadar konuyla pek ilgili olamaz. Ancak hamileliğin zorluklarına katlanan eşinin yanında olan bir baba adayı sayesinde, tüm acılar ve ağrılar daha kolay atlatılabilir.

Baba adaylarına özellikle eşini psikolojik olarak yatıştırmak düşmektedir. Kilo aldığı için çirkin göründüğünü ve çekiciliğini kaybettiğini düşünen eşinizin kendini iyi hissetmesini sağlayabilirsiniz.

Bebek gelişim kitapları sadece eşinizin değil sizin de okumanız gereken yayınlardır. Öğrendiğiniz bilgileri eşinizle paylaşabilir ve onu anladığınızı gösterebilirsiniz.

Hormon değişimleri sebebiyle hassas bir durumda olan eşinize karşı biraz daha fazla tolerans göstermeniz de gerekecektir. Onunla birlikte spora gidebilir, onun alışmaya çalıştığı beslenme düzenine siz de dahil olabilirsiniz.

Hamilelik sebebiyle eski cinsel yaşantınıza sahip olamayabilirsiniz. Mide bulantıları, ağrılar ve baş dönmeleri sebebiyle düzenli cinsel hayatınız sekteye uğrayabilir. Bu konuda kendisini suçlu hissetmesine izin vermeyin. Ona ufak sürprizler yaparak, cinselliğin her şey olmadığına inandırın.

İlk haftalar bebeğin gelişimi için çok önemlidir

Hamileliğin ilk haftaları bebeğin gelişimi için büyük önem taşır. Bu evrelerde düzenli kontrollere gitmek, komplikasyonlara neden olabilecek durumların belirlenmesi ve önlenmesi açısından çok mühimdir. Kullandığınız ilaçların sizin ve bebeğinizin sağlığını tehdit edip etmediğini öğrenin. Kronik bir rahatsızlığınız varsa ve bu nedenle düzenli ilaç kullanıyorsanız mutlaka hamileliğinizi öğrenir öğrenmez doktorunuza danışın.

Hamilelik vücudunuzun en ufak etmenlere dahi aşırı tepki verebileceği bir dönemdir. Rahatlatıcı bitki çayları, bitkisel karışımlar, vitaminler ve reçetesiz satılan ilaçlar konusunda bilgi sahibi olmadan hareket etmeyin.

Kötü alışkanlıkları unutun

Hamilelik konusuyla ilgili en iyi bilinen gerçeklerden biri de zararlı alışkanlıkların yaratabileceği sonuçlardır. Düşük, doğum komplikasyonları, zihinsel veya fiziksel gerilik gibi ciddi sorunlara sebep olabilecek alkol, sigara ve uyuşturucuyu hayatınızdan tamamen çıkarın. Sigara içilen ortamlarda dahi bulunmamaya dikkat edin.

Ev işlerine dikkat!

Bazı ev işleri ve hobiler bebeğinizin gelişimi ve sizin sağlığınız için tehlike arz edebilir. Eğer işiniz gereği ağır metallere ve radyasyona maruz kalıyorsanız, iş hayatınızda da değişiklikler yapmanız gerekecektir.

Hamilelik süresi boyunca bazı temizlik ürünleri, böcek ilaçları, çözücüler ve musluk suyundaki kurşun bebeğiniz için çok zararlı olabilir. Günlük yaşantınızı baştan aşağı düzenlemek için doktorunuz ile mutlaka konuşun.


6. Hafta Hamilelik

Bu hafta bebeğinizin hangi bölümleri gelişiyor? Peki, gebeliğinizin çoğul gebelik olma ihtimali nedir? İşte detaylar…

Bebeğinizin bu hafta burnu, ağzı ve kulakları gelişiyor. Rahminizin görüntüsüne bakma şansınız olursa bu hafta kocaman bir kafa ve iki büyük karanlık nokta görebilirsiniz. Bu noktalar bebeğinizin gözleri ve burun deliklerinin oluşacağı bölgelerdir. Kafanın yan taraflarında ufak noktalar kulak şeklini alacaktır. Kolları ve bacakları ise henüz minik çıkıntılar halindedir.

Bebeğin kalp atışı bu haftalarda dakikada 100-160 arasında değişiklik gösterebilir. Kan dolaşımı vücudun her tarafında görülen bebeğinizin bağırsakları da gelişim evresindedir. Akciğerlere dönüşecek olan dokular harekete geçmiştir, hipofiz bezleri oluşmaktadır. Mercimek boyutlarına ulaşan bebeğinizin beyin, kas ve kemik dokuları da gelişimine devam etmektedir.

Hayatınız nasıl değişiyor?

Bu aralar bir anınız diğerini tutmuyor olabilir. Hormonlarınızın seviyesindeki değişimler sebebiyle görülen bu ruhsal farklılıklar oldukça normaldir. Elbette hayatınızın kökten değişiyor olmasının da bunda payı büyüktür. Neticede hamile olduğunuzu ve yakında “anne” olacağınızı unutmamak gerekir. Hamilelik çok büyük bir sorumluluktur. Bu tür ruhsal değişimleriniz ve stresten uzak durmak için ufak hobiler edinebilirsiniz.
Hamileliğin ilk evrelerinde iç çamaşırınızda veya tuvalet kağıdında ufak kan damlaları görmek normaldir. Hamilelerin % 25’inde bu durumla karşılaşılır. Ancak yine de doktora danışmakta fayda vardır. Çünkü bu kan damlaları düşük veya ektopik gebeliğin belirtisi olabilir.

Ektopik Gebelik Nedir?

Ektopik gebelik rahim dışında bir yere tutunan döllenmiş yumurta sonucunda görülür. Her 50 gebelikten birinde ektopik gebelik görülür. Bu gebeliği normal gebeliğe dönüştürme ihtimali yoktur. Bu nedenle gebelik sonlandırılır.

Döllenme sonrasında fallop tüplerinden rahme doğru yolculuğuna başlayan zigot, bazı fiziksel bozukluklar sebebiyle rahim dışında bir yere tutunabilir. Orada gelişimine devam eder.

Bazı durumlarda döllenen iki adet yumurtadan biri rahim içerisinde normal şekilde gelişirken, diğeri kanallarda veya başka bir bölümde kalabilir. Buna da heterotopik gebelik denir. Oldukça nadir olan bu durum 4000 hamilelikte 1 görülür.

Ektopik gebelik sonlandırılmadığı takdirde tüplerin ve kanalların zorlanmasına, bunun sonucunda da aşırı kanama ve karın ağrısına neden olabilir. Tüplerde kalıcı hasara veya tüplerinizden birinin kaybına yol açabilecek bu ciddi durum, iç kanama sebebiyle tedavi edilmediği takdirde ölümle bile sonuçlanabilir. Bu nedenle teşhis ve tedavi büyük önem taşır. Hamile iken vücudunuzu tanımanın hayati önem taşıdığını, en ufak bir değişiklik ve anormalliğin bile doktorunuza bildirilmesi gerektiğini aklınızdan çıkarmayın.

Çoğul gebelik ihtimali

Özellikle gebe kalmak için tedavi yöntemlerinden birini denemiş kadınlarda ikiz gebelik çok sık rastlanılan bir durumdur. Ailenizdeki ikiz gebelik geçmişi de bu konuda belirleyici olabilir.
İkiz bebekler hakkında bilgiler

Genelleme yapıldığında her 31 doğumdan 1’i ikiz doğumdur. Ancak tıbbi yardım almadan gebe kaldıysanız bu oran 89’da 1’e düşer. Üçüz veya diğer çoğul gebelik ihtimali 565’te 1’dir.

Tek yumurta ikizleri genellikle şans eseri yaşanır. Tek yumurta ikiz doğurma oranı 205’de 1’dir.

Çift yumurta ikizi taşıma ihtimalini arttıran en önemli etmen gebelik tedavi yöntemleridir. Bu tedaviler sayesinde hamile kalmış kadınların % 20-25’lik kısmında çift yumurta ikizi görülür.

Bir kere çift yumurta ikizi doğurduysanız bir sonraki gebeliğinizde de ikiz doğurma şansınız yüksektir.

Çift yumurta ikizleri aile boyunca miras alınan bir durumdur. Eğer kendiniz ikiz iseniz veya ikiz akrabalarınız varsa şansınız artıyor demektir.

Yaşınız ilerledikçe ikiz doğurma ihtimaliniz de artar. Bunun sebebi olarak ileri yaştaki kadınların hormon değişiklikleri gösterilmektedir.
Ne kadar çok doğum yaparsanız ikiz doğurma şansınız o kadar artar. Genellemelere bakıldığında iri yapılı kadınların ikiz doğurma ihtimali daha yüksektir.


7. Hafta Hamilelik

Yedinci hafta önemli bir gelişimin yaşandığı evredir. İşte bu hafta sizi ve bebeğinizi bekleyen değişim ve gelişimler…

7. haftada bebeğin elleri ve ayakları oluşum evresindedir. Henüz ufak paletlere benzese de ileriki haftalarda parmakları da oluşacaktır. Kuyruksokumu bölümü ufak bir kuyruk şeklinde durmaktadır. Birkaç hafta içerisinde bu kuyruk görünümünden kurtulacaktır. Aslına bakılırsa bebeğinizin vücudunda küçülen tek şey o olacaktır. Şuan bir böğürtlen boyutlarında olan bebeğiniz, 6. haftadaki halinin 2 katına ulaştı.

Eğer rahim görüntüsüne bakarsanız göz kapaklarının oluşmaya başladığını görebilirsiniz. Burnunun ucu da görünmeye başlamıştır ve derinin altındaki ince damarları fark edebilirsiniz. Bebeğin beyninin her iki lobu da hızlı bir gelişim sürecindedir.

Kemik iliği gelişene kadar bu evrede karaciğeri kırmızı kan hücrelerinin üretimini üstlenmiştir. 7. haftada gelişmiş olan apandisit ve pankreas da sindirime yardımcı olan insülin hormonunun salgılanmasında rol oynamaktadır. Bebeğinizin hala bir embriyo şeklinde olsa da bağırsakları hızlı bir şekilde gelişmektedir.

Hayatınız ne yönde değişiyor?

Son 5 hafta içerisinde rahminiz normal boyutlarının iki katına ulaşmış bulunuyor. Bu nedenle çok fazla yemek yiyor olabilirsiniz. İdrara çıkma sıklığı da gittikçe artmaktadır. İdrar sıklığının artmasının sebebi artan kan miktarı ve böbreklerde işlenen fazla sıvıdır. An itibariyle hamilelik öncesinin% 10 daha fazlası kana sahip olduğunuz söylenebilir. Hamileliğinizin son haftalarında ise bu oran % 40-45 olacaktır. Rahminiz büyümeye devam ettikçe banyoya yaptığınız ziyaretler çoğalacaktır.

Hamilelerin yarısından daha fazlası ilk 3 aylık dönemde yoğun mide bulantısı yaşar. Bu sıkıntı bebeğiniz 14 haftalık olduğunda muhtemelen sonlanacaktır.

İlk doktor kontrolüne hazırlanırken…

İlk doktor kontrolü bu haftalar içerisinde gerçekleşir. Peki, doktor kontrolüne giderken nasıl hazırlanmak gerekir?

Hamile olduğunuzda doktorunuzu arayarak bir kontrol ayarlamanız gerekir. Çoğu doktor hamileliğin 8. haftasından önce kontrole çağırmamaktadır. Ancak önceki gebeliğiniz sorunlu geçtiyse, vajinal kanamanız varsa, karın ağrısı çekiyorsanız veya aşırı derecede kusuyorsanız hemen doktora gitmeniz önerilmektedir. Doktora gideceğiniz güne kadar ise bilmediğiniz hiçbir ilacı içmeyiniz.

İlk doktor kontrolünüz muhtemelen en uzun süren olacaktır. Tüm kontroller yapılacak, tıbbi geçmişiniz incelenecek ve nasıl bir yol izlemeniz gerektiği anlatılacaktır.

Doktorlar ilk muayenede size muhtemelen şu soruları soracaktır:

Adet döngülerinizin düzeni ve ne kadar sürdüğü

Son regl döneminizin başlangıç tarihi( hamileliğin sonlanacağı zamanı belirlemek için)

Son reglinizden itibaren gözlemlediğiniz anormallikler

Geçmişte yaşadığınız jinekolojik problemler( cinsel yolla bulaşan hastalıklar gibi)

Daha önce hamile kaldıysanız onlar hakkındaki bilgiler

Kronik rahatsızlıklarınız ve kullandığınız ilaçlar

İlaç alerjileri

Psikiyatrik problemler

Hastane geçmişiniz ve geçirdiğiniz ameliyatlar

Sigara, alkol ve uyuşturucu alışkanlığınız

Psikolojik durumunuzu etkileyebilecek taciz ve tecavüz gibi durumlar

Ailenizde görülen kronik hastalıklar ve ciddi sorunlar

Eşiniz veya ailenizdeki kromozomal hastalıklar veya genetik sorunlar

Son reglinizden beri aldığınız ilaçlar, besin takviyeleri, alkol ve uyuşturucular

Ne tür testler yapılır?

İlk doktor kontrolünde doktorunuz Down sendromu riskini ölçümlemek adına bazı testler önerecektir. Bu testler bebeğinizin sağlıklı gelişimi için gereklidir.

Hamileliğin 11-13. haftalarında ense kalınlığı testi de önerilmektedir. Bu test sayesinde bebeğin Down sendromu gibi kromozomal anormalliklerinin olup olmadığı ölçülür. Bu test bebeğinizin gelişen boyun kısmının arkasındaki dokunun incelenmesini sağlar. Anormallik olan bebeklerde genellikle bu bölümde daha fazla sıvı toplanması görülür. Bu nedenle bu bölüm normalde olması gerektiğinden daha büyüktür.

Etnik ve tıbbi geçmişiniz göz önüne alındığında bazı genetik hastalıklar ihtimaline karşı taşıyıcılık testi de yaptırabilirsiniz. Bu hastalıklardan bazıları kistik fibrozis, talasemi, Tay-Sachs sendromu ve orak hücre anemisidir.

Bu hastalıklar çekinik hastalıklardır; yani çocuğun hasta olması için hem anneden hem de babadan bu hastalığı taşıyan geni alması gerekir. Taşıyıcılarda genellikle hastalığın semptomları görülmez. Anne taşıyıcı baba normal veya tam tersi ise çocuğun hasta olma ihtimali çok azdır. Her iki ebeveynde bu hastalık genlerinin taşıyıcısı ise çocuğun hasta olma ihtimali ¼’tür.

Yapılan diğer muayeneler ve testler

Detaylı fiziksel muayene

Son zamanlarda yaptırmadıysanız simir testi

Klamidya ve bel soğukluğu teşhisi için kültür testi

İdrar yolu enfeksiyonları için idrar testi

Kan grubunun ve Rh durumunun belirlenmesi

Anemi testi

Frengi, Hepatit B testi ve rubella( kızamıkçık) bağışıklık kontrolü

Geçirmediyseniz suçiçeğine karşı bağışıklık testi

Eğer gebeliğe bağlı şeker hastalığı riskiniz varsa glukoz yükleme testi yaptırmanız önerilmektedir. Bazı durumlarda doktorunuz tüberküloz şüphesiyle cilt testini de gerekli görebilir.

Eşinizi de kontrollere götürün

İlk kontrol öncesinde biraz gergin olan hamilelerin rahatlaması için en etkili yöntem eşlerinin onlarla birlikte gitmesidir. sizinle beraber gelmesi, hamilelik psikolojisini anlaması için de önemlidir.Ancak eşinizden çekinebileceğiniz durumlar söz konusu ise yalnız gitmek isteyebilirsiniz.

Bakın göbeğiniz nasıl da büyüyor!

Hamileliği keyifli bir sürece dönüştürmek sizin elinizdedir. Göbeğinizin her hafta fotoğrafını çekerek gelişimini takip edebilirsiniz. Ayrıca bu fotoğraflar sizin için de güzel bir hatıra olacaktır. Aynı arka planda ve aynı kıyafetler içerisinde çekeceğiniz fotoğraflardan bir hamilelik albümü oluşturabilirsiniz.


8. Hafta Hamilelik

Bu hafta bebeğinizin minik parmakları oluşuyor. İşte sekizinci haftada gelişimi ve sizi bekleyen değişiklikler…

Bebeğinizin göz kapakları gözlerini kapatmaya başlarken, gelişmekte olan ciğerlerine giden soluk borusu da genişlemektedir. Bebeğinizin kuyruğu hemen hemen kaybolmuş durumdadır. Henüz cinsel organları belli olmadığından cinsiyetini öğrenmeniz pek mümkün değildir. Fakat siz hissetmeseniz dahi minik mucize hareket etmeye ve yön değiştirmeye başlamıştır.

Çoğul gebeliklerde de bu hafta aynı gelişimler baş gösterecektir. Ufaklıklar sürekli hareket halinde ve hızla büyüme evresindedir. Bebeğiniz bu hafta fasulye tanesi büyüklüğündedir.

Hayatınız ne yönde değişiyor?

Sütyenleriniz dar gelmeye mi başladı? Laktasyona hazırlık aşamasında olan vücudunuzdaki hormon artışı sebebiyle göğüsleriniz de bir beden büyümüş olabilir. Ayrıca şişkinlik, ağrı, kaşıntı ve hassasiyet de görülebilir. Tüm bu sorunların sebebi hormonlardır. Göğüsler özellikle hamileliğin 6-8. haftası arasında büyür. Hamileliğin sonuna kadar da bu büyüme devam eder. Genellikle en fazla 2 beden büyüme gözlemlenir.

Bir başka değişiklik ise göğüs ucu çevresindeki halkalar ve göğüs uçlarının renk ve boyutlarında görülür. Göğüs uçları daha koyu bir hal alırken, etrafındaki halkalar da genişler ve rengi koyulaşır. Ayrıca bu bölgede ufak çıkıntılar da görebilirsiniz. Tüm bu değişiklikler bebeğinizi emzirmek için vücudunuzun yaptığı hazırlıklardır.

Genellikle hamileliğin 3. ayında göğüslerinizde kolostrum adı verilen koyu ve sarımsı bir madde üretilmeye başlanır. Hamileliğin ilk aylarında bu madde zaman zaman göğüslerden dışarıya sızabilir, ancak bu herkeste rastlanılan bir durum değildir.

Göğüslerinizin rahat ve sağlıklı olmasını sağlamak için sentetik malzemeler yerine pamuktan üretilmiş sütyenler tercih edin.

Yorgunluğun üstesinden gelmek için…

Yükselen progesteron hormonu sebebiyle kendinizi sık sık yorgun ve bitkin hissedebilirsiniz. Kusma ve mide bulantısı da fazla enerji harcamanıza neden olabilir. Yorgunluğun en iyi çözümü iyi bir gece uykusudur. Dinlenmiş vücudunuz bebeğin gerekli olduğu vitamin ve mineralleri sağlamada daha başarılı olacaktır.

İyi bir gece uykusu hamilelikte çok önemlidir

Kocaman bir göbek, şiddetli bel ağrıları, bebeğinizle ilgili endişeler ve sürekli tuvalete gitme ihtiyacı uykularınızı kaçırabilir. İşte bu durumlarda size yardımcı olabilecek öneriler…
Sürekli tuvalet ihtiyacı

Büyüyen rahminizin yaptığı baskı sebebiyle sürekli idrar ihtiyacı doğmaktadır. Yatağa girmeden 1-2 saat önce mümkün olduğu kadar az sıvı tüketirseniz geceniz daha rahat geçecektir.

Mide bulantısı

Mide bulantısını daha da şiddetlendiren bir şey varsa o da aç karınla yakalanmaktadır. Başucunuzda tutacağınız krakerler, uyandığınızda atıştıracağınız hafif yiyecekler mide bulantısına karşı yardımcınız olacaktır.

Sindirim sorunları ve yanma

Günde 3 büyük öğün yerine sindirimi kolaylaştıracak sık ve az öğünleri tercih edin. Akşam yemeğiniz yatağa yatmadan en az 3 saat önce bitmiş olmalı. Ayrıca yemek yedikten sonra oturmak yerine biraz hareket etmeyi deneyin. Asitli, baharatlı, kızartılmış gıdalardan ve çikolatadan uzak durun. Bu besinler yemek borusunda hassasiyete neden olabilir.

Bacak krampları

Çoğu hamilelikte bacak ağrıları ve krampları kabus haline dönüşür. Gece uykularını kaçıran bu kramplardan kurtulmak için hareketsiz kalmak hiçbir işe yaramaz. Bacağınıza yapacağınız hafif bir masaj, basit esneme hareketleri ve sıcak su torbası işe yarayabilir.

Uykusuzluk

Tıp dilinde ensomni adıyla anılan uykusuzluk endişe ve heyecanla doğru orantılı olarak artar. Uykusuzlukla başa çıkabilmek için uyumadan önce ılık bir duş alabilir, ardından rahatlatıcı hareketler yapabilirsiniz. Gündüz düzenli yaptığınız sporlar da yorulmanıza ve rahat uyumanıza katkı sağlayacaktır.

Hangi testleri yaptırmalıyım?

Bebeğinizin sağlıklı olmasını her şeyden çok istediğinizi biliyoruz. Ancak hangi testi yaptırmalıyım gibi ciddi bir soru sürekli sizi endişeye sürükleyecektir.

Öncelikle kulaktan dolma bilgilerle hareket etmeyin. Doktorunuzla aranızdaki güven çok önemlidir. Bu nedenle hangi testin gerçekten gerekli olup olmadığını ayrıntılarıyla ondan dinleyin.

Doğum öncesinde yaptıracağınız çoğu test görüntüleme yöntemiyle yapılır. Bu testler teşhis koymaktan ziyade riskleri belirlemede etkilidir. Doktorunuzdan ayrıntılı bilgi aldıktan sonra güvenilir kaynaklardan kendiniz de araştırma yapın. Testlerin herhangi bir risk oluşturup oluşturmadığını iyice öğrenin.

9. Hafta Hamilelik

Üzüm boyutuna ulaşan bebeğiniz 28 gram civarında bir ağırlığa sahip. İşte bu hafta sizi bekleyenler ve bebeğinizin gelişimi…Aile

Gittikçe insan görüntüsü kazanan bebeğinizin iç organları da hızla gelişimine devam ediyor. Kalbindeki 4 odacık tamamlandı ve minik dişleri de oluşmaya başladı. Bebeğiniz artık tamamen kuyruksuz bir görünüme sahip. Kasları ve sinirleri de gittikçe gelişen bebeğin dış cinsel organları oluşma evresinde olsa da birkaç hafta daha görmek mümkün olmayacak. Gözleri tamamen oluşan bebeğin göz kapakları 27 haftalık olana kadar açılmayacak. Ağzı, burnu ve kulakları birbirinden daha ayrı yerlerde olan bebeğin yüzü de belirgin bir hal almaya başladı.

Hayatınız nasıl değişiyor?

Beliniz kalınlaşmaya başlasa da hala hamile gibi görünmüyorsunuz. Görüntünüzün aksine hormonlar sebebiyle duygularınız değişiyor ve hamileliğinizin gün geçtikçe farkına varıyorsunuz. Bunu sağlamada ise en büyük etmenlerden biri yine mide bulantıları.

İş yaşantınızdaki değişiklikler

Bazı kadınlar hamile olduklarını öğrendiklerinde hemen iş arkadaşlarına ve patronlarına müjdeyi verirler. Ancak bazıları biraz daha zaman geçmesini bekler. Genellikle ikinci 3 aylık döneme kadar beklemek önerilmektedir. Bu sayede düşük riski de en aza inmiş olur. Ancak elbette işiniz ve çalıştığınız ortama göre bu haberi vermenin zamanı değişiklik gösterir. İşte iş yerinde hamileliğinizi duyurmak için doğru zamanı seçme konusunda size yardımcı olacak birkaç öneri…

Komplikasyon söz konusu mu?

Hamileliğiniz sorunlu başladıysa ve sürekli doktora gitmek zorunda kalıyorsanız, işverenlere bu bilgi vermeyi tercih edebilirsiniz.

Mide bulantıları sık mı?

Sürekli mideniz bulanıyor ve kusuyorsanız bir an önce bilgi vermeniz gerekmektedir. Ancak önce ne istediğinize karar verin. Daha esnek saatler mi yoksa izin mi?

Yaptığınız iş tehlikeli ve yorucu mu?

Bebeğiniz ve kendi sağlığınız için ağır işlerden kaçınmanız gerekecektir.Bu nedenle zor şartlar altında çalışıyorsanız işverenleri bu konuda haberdar etmek gerekmektedir.

Müdürünüzün hamileliğe bakış açısı nedir?

Bazı işverenler bilinçli ve tolerans gösteren cinsten olsa da katı kuralları olan ve sizi psikolojik olarak yıpratacak şekilde davrananlar da çıkacaktır. Sizden önce hamilelik yaşamış iş arkadaşlarınıza karşı takınılan tavra göre hareket edebilirsiniz. Belki hamile olduğunuzu söylemeden yıllık izninizi kullanabilir ve hamileliğiniz rayına oturduğunda işe geri dönebilirsiniz.

Haklarınızı bilin

Hamile olduğunuzda sahip olduğunuz ücretsiz izin gibi hakları iyice öğrenin. Kovulma ya da istifa etmeniz için psikolojik baskı uygulanması gibi durumlar ne tür haklarınız olduğunu bilerek hareket edin.

Sağlıklı bir hamilelik için spor yapın!

Gittikçe ilerleyen hamileliğiniz ve buna bağlı olarak artan iştahınız sayesinde kilo almaya başlıyorsunuz. Sağlıklı bir vücut için sporun hayati önem taşıdığını unutmayın. Hamile olmanız sürekli yiyecek ve hareket etmeyeceğiniz anlamına gelmez. Aksine bilinçli bir şekilde düzenli spor yapmalısınız. İşte hamilelik sürecinde sizi ve bebeğinizi güçlendirecek egzersizler:

Yürüyüş

En iyi kardiyo egzersizlerinden biri yürüyüştür. Yürümek, vücudunuzu zorlamadan formda kalmanızı sağlar. Ancak spor salonundaki yürüyüş bantlarında yüksek tempoda değil hafif tempolu doğa yürüyüşlerini tercih edebilirsiniz. İyi bir çift ayakkabı sayesinde hamileliğin son anlarına kadar yürüyüşe gidebilirsiniz.
Yüzme

Uzmanlar yüzmenin hem bebek hem de anne için en güvenli spor olduğunda hemfikirdir. Yüzme esnasında bacak ve kol kaslarınız çalışır, taşıdığınız ekstra kilolara rağmen kendinizi hafif hissedersiniz.

Yoga

Hamilelik deyince akla ilk gelen egzersizlerden biri hamilelik yogasıdır. Hafif tempolu ve gevşetici hareketler içeren bu yoga seansları sayesinde hem ruhen hem de fiziksel olarak endişelerinizden arınabilirsiniz.

Esneme Hareketleri

Esneme hareketleri kas ağrılarından kurtulmanız için muhteşem bir yöntemdir. Kardiyo egzersizlerine mutlaka esneme hareketlerini de eklemeyi unutmayın.


10. Hafta Hamilelik

Bebeğiniz bu hafta 2,5 cm. boyutlarına ulaştı. Turunçgillerden bir meyve olan kumkat boyutlarında olduğu söylenebilir. İşte bu haftanın gelişim çizelgesi.

Gelişiminin çok önemli bir kısmını tamamlamış olan bebeğinizin bundan sonra dokuları ve organları hızlı bir şekilde oluşacak.Böbrek, bağırsak, beyin ve karaciğer gibi hayati organları fonksiyonlarını yerine getirmeye başladı. Bu organların gelişimi hamileliğin sonuna kadar devam edecektir.

Bebeğinizin tırnakları çıkmaya başlarken hassas cildi de tüylerle kaplanıyor. Kalçasını ve eklemlerini hareket ettirebildiği gibi elleri de kalbinin üzerinde birleşmiş durumda bulunuyor. Omurgası şeffaf derisinin altında görülebilir.

Hayatınızda sizi bekleyen değişiklikler

Doktor ziyaretinde bebeğinizin kalp atışını duyduysanız biraz hızlı olduğunu düşünebilirsiniz. Çoğu anne adayı bu sesi koşan atların çıkardığı sese veya fırtınaya benzetmektedir.

Hamile kalmadan önce rahminiz ufak bir armut büyüklüğündeydi. Ancak bu hafta itibariyle kocaman bir greyfurt büyüklüğüne ulaşmış durumdadır. Henüz hamileler için özel üretilen kıyafetleri giymenize gerek yoktur. Ancak elbette kendi günlük kıyafetleriniz de sizi sıkıyor olabilir. Bu nedenle esnek ve teninizin nefes almasını sağlayacak, terlemeyi önleyen pamuklu kıyafetler tercih edin.

Hamilelik esnasında normal hayatınızda yaptığınız çoğu spora devam edebilirsiniz. Ağırlığı ve yoğunluğu daha az olsa da spor yapmak size ve bebeğinize iyi gelecektir. Uzmanlar, özellikle yüzme ve tempolu yürüyüşün faydaları üzerinde durmaktadır. Egzersiz ve spor yapmak kas yoğunluğunu, gücü ve dayanıklılığı arttırır. Bu sayede hamilelik döneminde çekebileceğiniz sırt ve bel ağrılarından da uzaklaşmış olursunuz. Ayrıca bebeğiniz doğduktan sonra eski vücudunuza kavuşmak da kolay olacaktır.

Hamilelikte yaşanabilecek enfeksiyonlar

İdrar yolu enfeksiyonları hamilelik döneminde en sık görülen bakteriyel enfeksiyondur. Bunun sebebi olarak artan progesteron hormonu gösterilebilir. Bu hormon idrar yolunu rahatlattığı için idrar akışını yavaşlatabilir ve bu ortam bakterilerin çoğalmasına uygun hale gelir.

Enfeksiyonların bazıları bağırsaklardaki bakterilerin rektum aracılığıyla üretraya ve oradan da idrar yoluna ulaşması sonucunda görülür. Buraya ulaşan bakteriler çoğalmaya başlar ve bazen sistit adı verilen enfeksiyona neden olur. Sistitin belirtileri arasında ağrılı ve yanmalı idrar, sürekli idrara çıkma isteği ve alt karın bölgesindeki ağrıdır. Sistit sırasında idrarın bulutsu bir rengi ve yoğun kokusu olabilir.

İdrar yolu enfeksiyonları

İdrar yolu enfeksiyonundan şüpheleniyorsanız en kısa sürede doktorunuza başvurmanız gerekmektedir. Tedavi edilmeyen sistit böbrek enfeksiyonlarına neden olarak ciddi bir hastalık geçirmenize neden olabilir. Sistit genellikle hamilelik döneminde bebeği etkilemeyecek antibiyotikler ile tedavi edilir. Birkaç gün içinde belirtiler kaybolsa bile antibiyotik bitene kadar kullanmaya özen gösterin.

Bakteriyel Vajinozis

Bakteriyel vajinozis(BV), bir genital bölge enfeksiyonudur. Bu bölgede normalde az sayıda yaşayan bakterinin bir anda çoğalmasıyla meydana gelir. Çoğu kişide BV’nin belirtilerine rastlanmaz. Ancak genellikle beyaz veya gri renkte kokulu vajinal akıntı olarak tanımlanır. Bu koku özellikle cinsel ilişki sonrasında belirginleşir.

BV erken doğum ve amniyotik kesenin erken yırtılma riskini arttırır. Eğer BV belirtilerine sahip olduğunuzu düşünüyorsanız hemen doktorunuzla irtibata geçiniz.

Mantar Enfeksiyonları
Mantar enfeksiyonları özellikle hamilelik döneminde görülen yaygın vajinal enfeksiyonlardandır. Candida ailesine mensup mikroskobik mantarların yol açtığı bu enfeksiyonda, normalde vajinal bölgede bulunan mantarların aşırı derecede çoğalarak diğer mikroorganizmalarla savaşması sonucunda oluşur.

Hamilelik döneminde artan östrojen daha fazla glikojen salgılanmasına ve dolayısıyla mantarların çoğalmasına yol açar. Mantar enfeksiyonları bebeğe zarar vermez. Ancak doğum esnasında bebek doğum kanalından geçerken bu enfeksiyondan kapabilir. Bu nedenle tedavi edilmesi için doktora başvurmak gerekmektedir.

Beslenme nasıl olmalıdır?
Bebeğinizin embriyonik dönemden çıkarak fetüs dönemine girdiği 10. haftadan sonra plasentanın ve göbek kordonunun da giderek gelişmesine bağlı olarak yediklerinize büyük önem göstermeniz gerekmektedir. Hamilelikte beslenirken şunu asla unutmayın! Sizi rahatsız edecek her şey bebeğinizi de rahatsız edecektir. Ayrıca buna ek olarak örneğin ağır cıva içerebilecek balıkların, işlenmiş çiğ etlerin, pastörize edilmemiş sütlerin içilmesi bebeğe hasar verebilir.

Bu haftanın aktivitesi

Göğüsleriniz ağrıdığı, hassaslaştığı ve büyümeye başladığı için kullandığınız iç çamaşırları sıkılmanıza neden olabilir. Özel mağazalarda satılan sentetik olmayan pamuklu iç çamaşırlarından edinin.


11. Hafta Hamilelik

2,5-3 santimetre uzunluğuna ve incir büyüklüğüne ulaşan bebeğiniz, gelişimini tamamlamak üzere. İşte bebeğinizin bu haftaki gelişimi ve hamileliğinizde dikkat etmeniz gereken noktalar!Aile

Elleri yakında açılacak ve yumruk şeklinde duracak bebeğinizin diş kökleri de oluşuyor. Sizden aldığı vitamin ve mineraller sayesinde kemiklerinin bazıları sertleşmeye ve vücuduna şekil vermeye devam ediyor.

Tekmelemeye ve gerinmeye bol vakit ayırsa da bu güçsüz hareketleri henüz hissedebildiğiniz söylenemez. Bebeğin vücudu geliştikçe ve büyüdükçe bu hareketler de sıklaşacaktır. 1-2 ay daha hareketlerini hissedemeyeceksiniz. Bebeğinizin diyaframı gelişmeye başladığı için bu aralarda hıçkırık tutuyor olabilir.

Hayatınız ne yönde değişiyor?

Müjde! Mide bulantınızın şiddeti yavaş yavaş azalıyor. Kendinizi daha enerji dolu ve keyifli hissediyorsunuz. Ancak hormonların seviyesindeki değişiklikler sebebiyle sindirim zorluğu yaşayabilirsiniz. Mideniz veya yemek borunuzda da yanmalar meydana gelebilir. Bunlar oldukça sıradan sorunlardır. Yapmanız gereken sindirimi rahatlatan ve dinlendiren yiyecekler seçmektir.

Hamileliğin ilk 3 aylık döneminde genellikle 1-3 kilo alınır. Ancak mide bulantısı nedeniyle bu kadar kilo almadıysanız da endişelenecek bir şey yok. Çünkü hamilelikte öncelikli olan ne kadar çok yediğiniz ve kilo aldığınız değil, bebeğinizin ihtiyacı olan vitaminleri ve mineralleri sağlayacak şekilde beslenmenizdir.

Hamileliğin bu dönemlerinde dikkat edilmesi gereken semptomlar

Gecenin bir saatinde yaşadığınız ağrının normal mı yoksa acil bir durum mu olup olmadığını nasıl anlarsınız? İşte hamilelik boyunca asla göz ardı etmemeniz gereken belirtiler:

Bebeğiniz sürekli hareket etmeye başladıktan sonra normalde olduğundan daha az hareket ediyor ve tekmeliyorsa doktorunuzu arayın.

Ani, şiddetli ve sürekli karın ağrısı veya hassasiyet

Vajinal kanama veya akıntı

Vajinal akıntıda artma veya akıntının dokusunun değişmesi. Eğer sulu, sümüksü veya kanlı bir akıntı söz konusuysa doktora danışmanızda fayda vardır. (Hamileliğin 37. haftasından sonra vajinal akıntının artması normaldir ve doğumun yakın olduğunu işaret edebilir)

Bebeğinizin aşağıya doğru bastırdığını hissettiren baskı, bel ağrısı ve adet sancısına benzer kramplar saatte 4 kereden fazla ise doktorunuzu arayın.

Hiç idrar yapmıyorsanız, çok az yapıyorsanız veya yaparken ağrı ve yanma söz konusuyla doktorunuza danışın.

Sürekli kusuyorsanız ve ateşiniz varsa

Gözleriniz bulanıyor, görmede sıkıntı çekiyor, başınız dönüyor ve noktalar görülüyorsanız

Sürekli ve şiddetli baş ağrısı çekiyorsanız

Yüzünüzde ve özellikle gözünüzün çevresinde şişkinlik varsa doktorunuza danışmanızda fayda vardır.

Bacağınıza sürekli kramp giriyorsa ve rahatlatmaya çalışsanız da etkili olmuyorsa

Bayılma, sık baş dönmesi, hızlı kalp atışı yaşıyorsanız

Nefes almada güçlük çekiyor, kan kusuyor ve göğüs ağrısı tecrübe ediyorsanız

24 saatten fazla süren şiddetli ishal, sindirim sorunu ve karın ağrısı varsa

Vücudunuzun her tarafının kaşındığını hissediyorsanız doktora gidiniz.

Basit bir grip virüsü bile hamileler için büyük risk oluşturabilir. Grip belirtileri başladığında doktorunuzla temasa geçin.

Salgın hastalıklardan kızamıkçık ve suçiçeği gibi bir hastalığın belirtileri varsa acil olarak doktora gidin.

Depresyon ve ağır endişe durumları da bebeğin sağlığını olumsuz etkileyebilir. Mutsuzluğunuz geçmiyorsa doktordan yardım istemeniz gerekmektedir.

Vücudunuzun çok sık değişimlere maruz kaldığı hamilelik döneminde kendinizi tanımanız bebeğiniz ve kendi sağlığınız için çok önemlidir. Hangi durumun geçici ve normal, hangisinin endişe gerektiren olduğunu tespit etmek biraz zaman alsa da tedbiri elde bırakmamak gerekebilir. Basit bir gaz sancısını doğum kasılması sanmanız mümkündür. Ancak ciddi bir durumun basit bir ağrı olduğunu düşünerek doktora danışmayı ertelemek istenmeyen ve üzücü sorunlara neden olabilir.

Hamilelikle ilgili 3 önemli soru!

1. Hamilelik esnasında hangi besinlerden uzak durmalıyım?

Özellikle içerisinde yüksek miktarda metil civa içerebilen büyük yırtıcı balıkların etlerinden uzak durmakta fayda vardır. Metil civa, bebeğin beyninin gelişimini engeller. Balıklarda bu maddenin bulunması ise denizlerdeki kirlilikten kaynaklanır.

Ancak deniz canlılarından tamamen uzak durmamak gerekir. Nitekim balık gibi deniz canlılarında gelişim için gerekli omega-3 yağ asitleri bulunur. Omega-3 yağ asitleri, bebeğin beyni ve görme duyusu için çok önemlidir.

 2. Hamilelikte uzak durmam gereken içecekler nelerdir?

Alkollü içecekler hamilelik süreci boyunca uzak durmanız gereken içecekler listesinde ilk sıradadır. Kana hemen karışan alkol, bebeğe de en kısa sürede iletilir. Hamilelikte güvenli bir alkol miktarı söz konusu değildir. Bir yudum alkol bile zararlıdır.

Hamilelikte alkol dışında uzak durulması gereken diğer içecekler ise pastörize edilmemiş meyve suları ve süt gibi hijyenik olarak temiz olmayan içeceklerdir. Bu içeceklerde E.coli gibi bakterilerin bulunma riski vardır.

Kafein, uzak durmanız gereken diğer bir maddedir. Makul miktarlarda tüketildiğinde fazla zararlı olmasa da yine de tedbirli davranmakta fayda vardır. Kafeinin sadece kahvede değil çayda, kolada ve çikolatada da olduğunu unutmamak gerekir. Günlük 300 mg’dan daha az kafein alınmalıdır.

3. Besin zehirlenmesinden nasıl korunurum?

Besin zehirlenmesi normalde olduğu gibi hamilelikte de çok ciddi sonuçlara yol açabilir.

Özellikle iyice pişmemiş et ve balıktan uzak durulmalıdır. Pişmemiş et, diğer besin maddelerinden ayrı bir şekilde saklanmalıdır. Meyve ve sebzeler bol su ile iyice yıkanmalıdır. Çiğ et ve balığa dokunduğunuzda ellerinizi ve kesme tahtası gibi mutfak eşyalarını sıcak su ve sabun ile yıkayın. Yıkamadan başka bir işlem için kullanmayın. Yiyecekleri taze iken tüketmeye özen gösterin.

13. Hafta Hamilelik

Bebeğinizin parmak izlerinin oluştuğu 13. haftada gelişimi hızla devam ediyor. İşte bu hafta yaşanacaklar…Aile

Hala ince olan derisinden bebeğinizin damarları ve organları görünebiliyor. Bu sırada hala büyük olan kafası vücuduyla orantılı olarak büyümeye devam ediyor. Eğer bebeğiniz kız ise yumurtalıklarında an itibariyle 2 milyon yumurta hücresi bulunuyor. Bebeğiniz bir karides boyutunda ve 7.5 cm. uzunluğunda.

Düşük riski azalıyor!

İlk 3 aylık dönemin sonuna geldiğiniz 13. haftada düşük riskiniz eskisinden çok daha az. Elbette hamileliğin son anına kadar dikkatli davranmanız gerekiyor. Ancak düşük ihtimali azaldığı için biraz rahatlayabilirsiniz. 2. üç aylık dönemde genelde görülen mide bulantısı ve bitkinlik gibi hamilelik semptomlarının azaldığı bilinir.

Libidonuz artıyor

Bu dönemde cinsel hayatınızda da hareketlenme olabilir. Libidoda artış yaşanabilir ve cinsel ilişkiden daha fazla zevk alabilirsiniz. Bunun sebebi rahim bölgesinde artan kan damarları ve hassasiyettir. Hamilelikte seks bebeğe zarar verecek bir durum değildir. Bebeğin etrafını saran amniyotik kese ve güçlü rahim kasları bebeğinizi enfeksiyonlardan ve darbelerden korur. Bu konuyu doktorunuzla konuşmak ise oldukça önemlidir. Nitekim bazı istisnai durumlarda doktorunuz cinsel hayatınıza ara vermenizi isteyecektir.

İşte bu durumlar:

Plasenta previa( Plasentanın normalde durması gereken yerden daha aşağıda rahim boynuna yakın yerde olmasıdır.)

Açıklanamayan vajinal kanama ve anormal akıntı

Karın krampları

Rahim yetersizliği, fazla dar veya normalden zayıf olması

Genital herpes

Cinsel yolla bulaşan hastalıklar

Hamilelikle ilgili 3 önemli soru

1.Günlük ne kadar kalori almalıyım?

Hamile iken günde fazladan 300 kalori almanız yeterlidir. Kalori sayımı yapmak hamilelik sonrasında aldığınız kiloları verebilmeniz için de önemlidir. Atıştırmalık olarak birkaç parça tam tahıllı ekmek ve bir bardak süt tercih edebilirsiniz.

2. Hangi vitamin/mineralden ne kadar almak gerekir?

Protein, kalsiyum ve demir bu dönemde bebeğin gelişimi için en önemli 3 besin değeridir.

Protein: Günlük 71 gram protein yeterli olacaktır. Et, yumurta, fındık, fıstık ve süt ürünleri iyi birer protein kaynağıdır. Balık tüketmek de hem protein hem de omega-3 alımı için oldukça önemlidir.

Demir: Günlük 27 mg demir almak özellikle demir eksikliğine bağlı anemiye karşı sizi korur. Demir hayvansal gıdalarda bulunur ve hayvansal kaynaklardan alınan demir bitkisel kaynaklara göre vücut tarafından daha kolay emilir. Eğer vejetaryenseniz ıspanak ve mercimek gibi besinler demir kaynakları arasında yer alır.

Kalsiyum: Süt ürünlerinden 4 porsiyon tüketmek günde 1000 mg kalsiyum almanızı sağlayacaktır. Bebeğiniz kemik ve diş gelişimi için kalsiyuma ihtiyaç duyar. Eğer yeteri kadar kalsiyum almazsanız bebeğiniz ihtiyacı olanı sizin vücudunuzdan temin edecek ve sizin kemiklerinizde depolanan kalsiyum miktarı azalacaktır.

3. Vitamin alıyorum, yine de ne yediğime dikkat etmeli miyim?

Kesinlikle evet! Aldığınız vitaminler beslenmenizdeki boşlukları doldurma işlevini görür. Yani sağlıksız beslenip vitamin almanın hiçbir manası yoktur. Ayrıca vitaminler günlük kalsiyum ihtiyacının tamamını karşılayamaz. Bu dönemlerde karşılaştığınız bir sorun olan hazımsızlık ve şişkinliğe karşı vitaminlerin faydası dokunmayacaktır. Bu sorunların üstesinden lifli meyve ve sebze yiyerek gelebilirsiniz.

Bu haftanın aktivitesi:

Bu hafta eşinizle ebeveynliğe bakış açınızı paylaşın. Her biriniz anne ve babanızın size ne şekilde davrandığını listeleyin ve karşılaştırın. Bu sayede kendinizi anne-baba statüsüne koyabilir, ne şekilde davranmanın daha doğru olacağına karar verebilirsiniz.


14. Hafta Hamilelik

İkinci 3 aylık döneme hoş geldiniz! İşte bebeğinizin parmağını emmeye başladığı 14. haftadaki gelişmeleri…

Bu haftanın en büyük gelişmeleri şöyle: Bebeğiniz gözlerini kısarak bakabiliyor, kaşlarını çatabiliyor, yüzünü buruşturabiliyor ve parmağını emiyor! Beyin dürtülerinin gelişmesi sayesinde bir ifadeden başka bir ifadeye geçebiliyor. Eliyle bir şeyleri kavrayabilen bebeğinizin parmağını emen görüntüsünü ultrason sayesinde görmeniz mümkün.

Bebeğiniz hızla büyümeye devam ediyor. Orta boy bir limon boyutlarına ulaşan minik, kilo almayı da sürdürüyor. Bu haftanın sonunda kolları vücuduyla orantılı duracağı bir uzunluğa ulaşacak. Bebeğinizin karaciğeri bu hafta safra üretimine de geçiyor. Ayrıca dalağı kırmızı kan hücresi üretimine başlıyor. Bebeğinizin tekmelerini henüz hissedemeseniz bile içeride aktif bir şekilde hareket ettiği söylenebilir.

Hayatınız ne yönde değişiyor?

İkinci 3 aylık döneme hoş geldiniz. Bu dönemde kaybolan enerjiniz geri geliyor, göğüs hassasiyeti azalıyor ve mide bulantısına elveda diyorsunuz.

Bu haftalarda rahminizin üst kısmı kasık kemiğinin biraz üzerinde yer alıyor. Böylece göbeğinizde hafif bir çıkıklık beliriyor. Bu görülebilir değişikliğin sizi ve eşinizi mutlu edeceğinden emin olabilirsiniz. Görülebilir bir değişiklikle birlikte bebeğiniz ve doğum hakkında endişeleriniz de artabilir. Merak etmeyin. Yeterince iyi hazırlandıysanız sorun yaratabilecek bir durum yok demektir. Endişeli düşünceler yerine bebeğinizin neye benzeyeceğiyle ilgili hayaller kurmaya çalışın.

Bebeğinizin cinsiyetini öğrenmeye hazır mısınız?

Kız mı erkek mi? Anne adaylarının yarısından fazlası bebeklerinin cinsiyetini öğrenmek ister. Ancak bazıları bu büyük sürprizi bozmamak için öğrenmemeyi tercih eder. Karar veremiyorsanız şu önerileri dikkate alın.

Öğrenmenin faydaları:

Çoğu anne adayı bebeğin cinsiyetini öğrendiğinde çocuğunla arasındaki bağın kuvvetlendiğini söylemektedir.

Eğer bu ilk çocuğunuz değilse ağabey veya abla olacak ilk çocuğunuzu duruma hazırlayabilirsiniz.

İsim seçmek için önünüzde uzun bir süre olacaktır.

Bebeğinizin cinsiyetine uygun kıyafet seçme şansını yakalayabilirsiniz.

Öğrenmemenin faydaları:

Siz, eşiniz ve aileniz doğumda büyük bir sürprizle karşılaşacaksınız.
Bebeğinizin cinsiyetini bir an önce öğrenme isteği ve merakı hamileliğin en zorlu dönemlerini rahat atlatmanızı sağlayacaktır.

Yanlış cinsiyet tanımlaması gibi bir sorun olmayacak. Doğduğunda en doğrusunu bir çırpıda öğreneceksiniz.

Bu haftanın aktivitesi:

Eğer egzersiz yapmaya başlamadıysanız bir kursa yazılsanız iyi olur. Tüm gün oturup dinlenmek bebeğiniz için iyi olmayacak. Hareket etmeniz ve motivasyonu arttırmanız gerekmektedir. Bu sayede hem diğer hamilelerden destek alabilir hem de vücudunuzu güçlendirebilirsiniz.

15. Hafta Hamilelik

10 cm. uzunluğa ulaşan bebeğiniz orta boy bir elma boyutlarında. İşte bu ay bebeğinizde yaşanacak gelişmeler ve hayatınızdaki değişiklikler…

Bu aralar üst solunum yolu ve burnu aracılığıyla amniyotik sıvıyı ciğerlerinden dışarıya atmakla meşgul olan bebeğinizin bu sayede akciğerleri de gelişmeye devam ediyor. Göz kapakları hala kapalı olsa da minik mucize ışığı fark edebiliyor. Örneğin karnınıza doğru kuvvetli bir ışık tutarsanız hareket edecek ve korunmaya çalışacaktır. Henüz tat duyuları gelişmeyen bebeğinizin tat alma dokuları oluşum evresinde. Bu hafta gideceğiniz doktor kontrolünde ultrasonda bebeğinizin cinsiyetini öğrenebilirsiniz. Ancak elbette kendini saklayabileceği ihtimalini de aklınızda bulundurun.

Hayatınız ne yönde değişiyor?

Hamileliğinizin başladığı günden bu yana 2-3 kilo almanız normaldir. Burun tıkanıklığı ise hormonal değişiklikler ve artan kan akışı sebebiyle normaldir. Oldukça sıradan olan bu duruma “hamilelik riniti” denir. Bazı hamileler burun kanamasından da şikayetçidir. Burun kanamalarının sebebi de artan kan yoğunluğu ve burundaki kan damarlarının genişlemesidir.

Eğer amniyosentez yaptırmanız gerekiyorsa bu analiz genellikle 15-18. haftalar arasında yapılır. Bu test sayesinde yüzlerce genetik ve kromozomal bozukluk tespit edilebilmektedir. Amniyosentez yaptırdıysanız sonuçları beklemek ise endişe verici olacaktır. Rahatlamaya çalışın ve yaşadığınız endişeyle bebeğinizi de strese sokmaktan kaçının.

Beslenme düzeniniz nasıl olmalıdır?

14. haftadan itibaren bebeğin tiroit bezleri çalışmaya başlayacağı için kendi hormonlarını üretebilecektir. Tiroit bezlerinin düzgün çalışabilmesi için iyoda ihtiyaç vardır.
Balık gibi deniz canlıları zengin birer iyot kaynağıdır ve bu nedenle haftada en az 2 öğün balık tüketilmelidir.

İçerisinde iyot barındıran besin maddeleri nelerdir?

İyot açısından zengin besin maddeleri taze gıdalar, tahıllar ve bakliyatlardır.Kümes hayvanlarından elde edilen besinler, et ve yumurtada ise az miktarda iyot bulunur. Ayrıca soğan, mantar, koyu yeşil renkli sebzeler(ıspanak gibi) de iyot açısından zengindir.

Deniz tuzunun içerisinde fazla miktarda iyot bulunduğu inanışı doğru değildir. Bu nedenle deniz tuzunu alternatif olarak kullanmamak gerekir. Deniz tuzunun her gramında sadece 2 mikrogram iyot bulunur.
Hamilelikle ilgili 3 Önemli Soru

1.Bebeğim ne zaman hareket etmeye başlayacak?

Bebeğinizin hareketlerini 16-22. haftalar arasında hissetmeye başlayacaksınız. Kendisi 7-8. hafta hareket etmeye başlamış olsa da henüz sizin hissedeceğiniz büyüklüğe ulaşmamıştır. Bazı hareketleri vücudunuzun iç kısmının kaşınması veya gıdıklanması gibi hissedilebilir. İleriki haftalarda ise kuvvetli tekmeler gelecektir.

2.Hareketleri bana ne hissettirecek?

Bebeğinin hareketlerini hamileler genellikle pek çok şeye benzetir. İçlerinde mısır patlıyormuş, kelebekler uçuşuyormuş veya baloncuklar çıkıyormuş gibi hissettiklerini söylerler. İlk hareketler başladığında gaz hareketleriyle bebeğinize ait olanları karıştırabilirsiniz. Ancak biraz süre geçince hepsini ayırt edebilecek hale geleceksiniz.

3. Bebeğin hareketlerinden ne zaman endişe duymalıyım?

İkinci 3 aylık dönemin sonlarına doğru tekmeleri daha sert hale gelecek bebeğinizin hareketlerinde ani bir azalma dikkatinizi çektiğinde mutlaka doktora başvurun. Bu durum herhangi bir sağlık problemini işaret edebilir. Doktorunuz yapacağı testler sayesinde durumun sebebini ortaya çıkaracaktır. Doktorlar genellikle üçüncü 3 aylık dönemde bebeğin her gün kaç tekme attığını saymanızı önerir. Bu sayede düzenli olup olmadığını fark edebilirsiniz.

Bu haftanın aktivitesi:

Bebeğinizle konuşmak çok keyifli olacak. Bu sayede aranızdaki bağ daha güçlenecek ve rahatladığınızı hissedeceksiniz. Bebeğinize sevdiğiniz kitapları okuyabilir, müzik dinletebilir ve masal anlatabilirsiniz. Anne karnında iken yaptırdığınız bu egzersizler bebeğinizin doğduktan sonraki dil gelişimine fayda sağlayacaktır.


16. Hafta Hamilelik

Gelecek haftalarda bebeğiniz şimdiki boy ve kilosunun 2 katına ulaşacak. 16. haftada yaşanacak gelişmeler için haberimize göz atın.Aile

Bebeğiniz bir avokado boyutlarında. Bacakları gelişmekte ve başı yavaş yavaş dik durmaya başlamaktadır. Kulakları olması gereken yere çok yakın bir konumdadır. Ayak tırnaklarının bile çıkmaya başladığı bu evrede kalbi de gelişimini sürdürmektedir.

 Hayatınız ne yönde değişiyor?

Rahminizin üst kısmı göbek ve kasık kemiğinizin arasında bir yerdedir. Rahmi destekleyen bağ dokular da genişlemeye ve kalınlaşmaya devam ediyor. Bu haftalarda mide bulantınız azalıyor, kendinizi rahat, enerji dolu ve iyi hissediyorsunuz.

Kısa süre içerisinde hamileliğin en güzel dönemine girmiş olacaksınız. Bebeğinizin hareketlerini hissedeceksiniz. Bazı hamilelerde tekmelemeler 16. haftada başlarken bazılarında 18. haftaya kadar hareketlenme görülmemektedir. Eğer ilk hamileliğiniz ise 20. haftaya kadar tekme hissetmemeniz normal karşılanabilir. Ancak yine de bu dönemlerde doktor kontrolüne gitmekte fayda vardır.

Hamilelikle ilgili 3 önemli soru

1.Ne kadar kilo almalıyım?

Bu 3 aylık dönem içerisinde 6-7 kilo almaya odaklanın. Hamileliğin tamamında 12-17 arasında kilo artışı gözlemlenir. Ancak hamilelikte aldığınız kilolar kendi kilonuza, çoğul gebeliğe ve diğer sağlık koşullarına da bağlıdır. En doğru kilo artışını tüm bu etmenleri göz önünde bulundurduğunda doktorunuz hesaplayacaktır.

2. Kilo alışımı nasıl düzenli hale getirebilirim?

Hamilelik esnasında çoğu kadın günlük normal kalori alımından 300 kalori daha fazlasına odaklanır. Ancak aldığınız kalori miktarı hareketliliğinize ve kendi kilonuza da bağlıdır.

Bazı kadınlar hamilelikte çok kolay kilo alabilir. Bunu durdurmak için düşük kalorili bir diyet yapmak sağlıksızdır. Bunun yerine kilo artışınızı yavaşlatacak şu önerilere kulak verin:

Güne protein, kompleks karbonhidrat, lif ve sağlıklı yağ içeren sağlam bir kahvaltı ile başlayın.

Şekerli tatlılar, atıştırmalıklar yerine tam tahıllı besinler, sebzeler ve az yağlı süt ürünlerini tercih edin.

Elma, muz gibi taze meyveler, havuç, yoğurt gibi sizi tok tutarken vitamin ve mineral desteği sağlayacak atıştırmalıklara yönelin.

Canınız tatlı istese de dondurma ve şerbetli tatlılar yerine dondurulmuş yağsız yoğurt tercih edin.

Sürekli meyve suyu içmek yerine bol bol su tüketin.

Eğer herhangi bir sağlık sorunu yoksa düzenli egzersiz yapın. Spor salonuna gitmekten üşeniyorsanız veya yeterli motivasyonunuz yoksa kendinize bir yürüyüş arkadaşı edinin ve düzenli olarak yürüyüşe çıkın.

3. Hamilelikte aldığım kilolar vücudumu nasıl etkiler?

Hamilelikte yaşayacağınız bazı ağrılar ve acılar aldığınız kiloyla doğru orantılıdır. Değişen vücudunuz sebebiyle sırt ağrıları artabilir, denge sorunu yaşayabilirsiniz. Cildiniz genişleyeceği için çatlaklar ve çizgiler görülebilir.

Bebek doğduktan sonra hamilelikte aldığınız tüm kiloları verip veremeyeceğiniz konusunda endişeleriniz olabilir. Şunu asla unutmayın! Doğru şekilde beslendiğinizde ve doğru kilolar aldığınızda vermemeniz için hiçbir sebep yoktur.

İçecek ve atıştırmalık seçerken dikkat

İştahınıza dikkat edin. Hamileliğin bu aşamasında ihtiyacınız olan enerji miktarı bir anda artmayacak. Doğal olarak her bulduğunuzu yemenize gerek yok. Yiyecekler konusunda seçici ve bilinçli olun.

Meyve, kuruyemiş, kurutulmuş meyveler, yoğurt ve peynir atıştırmalıklarınız arasında yer alabilir. Kemik, kalp ve kas gelişimine yardımcı olan kalsiyum açısından zengin süt, yoğurt, krema, peynir ve az yağlı süt ürünlerini tercih edin.

Laktoza karşı hassasiyetiniz varsa nohut, kırmızı fasulye, badem ve soya sütü gibi diğer kalsiyum zengini besin maddelerini tercih edin.

Günde en az 6-8 bardak su içmeye özen gösterin. Hamilelikte yaşanan hazımsızlık ve şişkinlikle baş etmek için bol su içmeniz önerilmektedir.

Çoğu kadın hamilelikte yaşanan şişkinliğe karşı tarçın çayını tercih etmektedir. Meyve suları ve taze meyveler de lifli olduğu için sindirim sistemini rahatlatacaktır.

Bu haftanın aktivitesi:

Bebeğiniz doğduktan sonra eşinizle romantik zaman geçirmek çok zor olacaktır. Gece uyanmaları, ağlamalar ve diğer her şey hayatınızı ona göre planlamanızı sağlayacaktır. Bu hafta evde bile otursanız eşinizle romantik bir gece geçirin. Henüz hamileliğin zor kısmına başlamamışken arkadaşlarınızla bir araya gelebilir, aktiviteler düzenleyebilir ve birlikte eğlenebilirsiniz. Sizin mutluluğunuz bebeğinizin mutluluğu olacağı için onun hakkında endişe duymayın. Eminiz o da tüm gün evde oturmaktan sıkılmıştır.


17. Hafta Hamilelik

Bu hafta bebeğinizin kıkırdak dokuları kemik halini almaya başlıyor. İşte 17. haftada yaşanacak gelişimler ve değişimler…

Göbek bağının kalınlaşması ve kuvvetlenmesi ile bebeğiniz gelişimine hızla devam ediyor. Bir turp boyutlara ulaşan bebeğinizin ağırlığı ve boyu da hızlı gelişiyor. Eklemlerini hareket ettirebilen ufaklığın ter bezleri de gelişimine başlıyor.

Hayatınız ne yönde değişiyor?

Dengenizi kaybettiğinizi mi hissediyorsunuz? Büyüyen göbeğinizle bu şekilde hissetmeniz çok normal! Göbeğinizin irileşmesiyle ağırlık merkeziniz de değişiyor ve zaman zaman dengede durmakta zorluk çekebilirsiniz. Bu dönemde düşme tehlikesi fazla olan hareketlerden kaçınmaya özen gösterin. Topuklu ayakkabı giymeyi bir süreliğine rafa kaldırın. Ufak çaplı bir düşüş bile bebeğiniz için tehlike arz edebilir. Araba kullanırken emniyet kemerini göbeğinizin altından geçirin.

Bu dönemde gözlerde kuruluk yaşanabilir. Eczaneden alabileceğiniz veya doktorunuza danışarak edinebileceğiniz nemlendiriciler işe yarayacaktır. Eğer lens kullanıyorsanız, lensleri sık sık değiştirmeye özen gösterin. Rahatsızlığınız ve hassasiyetiniz devam ediyorsa doğuma kadar lenslerden vazgeçip gözlük takmayı deneyin.

İki kişi için yerken nelere dikkat etmeliyiz?

Hamileliğiniz süresince gittiğiniz restoranların salata servisi yaptığından emin olun. Örneğin salata barı bulunan bir balık restoranını sushi bar’a tercih edin. Mide ağrısı, hazımsızlık ve yangı gibi şikayetleriniz var ise hafif beslenmeye özen gösterin. Her aklınıza geleni her yerde yemeyin. Özellikle temizliğinden ve kalitesinden emin olmadığınız yerlere gitmeyin.
Hamile olmanız ve iki kişi için yemeniz, porsiyonlarınızı 2 katına çıkaracağınız anlamına gelmez. Porsiyonlarınızı sınırlandırın ve günlük kalori miktarına 300 kalori civarında ekleme yapın.

Hamilelikte yeteri kadar vitamin ve mineral aldığınızdan emin olun. Kulaktan dolma bilgilerle değil doktor tavsiyesi ile besin takviyesine başvurun. Nitekim herkesin bünyesi ve bebeğinin gelişimi farklı yönde olacağı için kendinize özel bir beslenme düzeni oluşturun.

Hamilelerin en sık gördüğü rüyalar

Hamilelerin çoğunun rüya görme sıklığı ve içeriğinde değişiklik yaşanır. Özellikle ikinci ve üçüncü 3 aylık dönemde, rüyaların görüldüğü REM evresinde kısalma tespit edilmektedir. Peki bu hareketli ve sık rüyaların sebebi nedir?
Rüyaların bu denli karmaşık olmasının sebebi uykunuzun sürekli bölünmesi olabilir. Midenizdeki yanmalar, kramplar, sırt ağrısı, sürekli tuvalete gitme isteği vb. durumlarla bölünen rüya döngüleri ve genellikle REM sırasında uyanmak rüyaları daha canlı bir şekilde hatırlamanıza neden olur.

Hamilelikte rüyaların etkisinin artmasının bir diğer sebebi de hormonlardır. Artan hormon seviyelerine bağlı olarak üzüntü ve sevinç en üst sınırlarda yaşanır. Bu nedenle gördüğünüz rüyalardan beklemediğiniz kadar çok etkilenirsiniz. İşte “Kadınların Bedenleri,Kadınların rüyaları” isimli kitabın yazarı Patricia Garfield’a göre bazı temalar ve manaları:

Bebek hayvanlara bakıyorsunuz

Özellikle ikinci 3 aylık dönemde hamilelerin çoğu yavru kedi, köpek ve kuş gibi minik hayvanlarla ilgilendiğini ve onlara annelik yaptığını görür. Bu tür insan dostu hayvanları görmek aslında korkulacak bir durum değildir. Aksine içgüdülerinizi ve annelik duygusunun bir göstergesidir. Yırtıcı hayvanlar görmek ise doğacak çocuğunuzla ilgili endişeleriniz olduğunu gösterir.

Eski sevgiliyle cinsel ilişki yaşıyorsunuz

Rüyasında eski sevgilileriyle cinsel ilişki yaşadığını gören hamileler bu durumdan olumsuz olarak etkilenebilmektedir. Ancak korkulacak bir ihanet isteği söz konusu değildir. Cinsel içerikli rüyalar görmek artan hormon seviyelerinin ve kendinizi seksi hissetmenin bir sonucudur. Hamilelik süresince sadece cinsel içerikli rüyalar görmekle kalmazsınız, uykudan uyandığınızda da aynı hislerle dolu olabilirsiniz.

Eşinizi başka biriyle görüyorsunuz

Eşinizi rüyanızda başka bir kadınla veya eski sevgilisiyle görüyorsanız bu rüyalar eşinizin sevgisinden emin olmadığınıza işaret edebilir. Özellikle bu dönemde ona daha fazla ihtiyaç duyuyor olmanız onu kaybetme korkunuzu körükleyebilir. Sonuç ise geceleri rüya olarak size geri dönmektedir.

Bu tür çılgınca rüyaları unutmayı isteseniz de not tutmak keyifli olabilir. Başucunuza ufak bir not defteri koyun ve gece uyandığınızda çılgın rüyalarınızı not edin.

Bu haftanın aktivitesi:

Bebeğinizin adına henüz karar vermediğinizi varsayıyoruz. Bir liste başlatmaya ne dersiniz? Etrafınızdaki arkadaşlarınızın, ailenizin ve tanıdıklarınızın da önerileriyle bir isim listesi başlatın. Bu sayede seçenekleri çoğaltmış olursunuz.


18. Hafta Hamilelik

Bu hafta bebeğiniz bir dolmalık biber boyutlarında.Boyu 12-13 cm civarında olan bebeğinizin bu haftaki gelişimine göz atalım.Aile

Bebeğiniz bu haftalarda kollarını ve bacaklarını çok sık bir şekilde hareket ettiriyor. Birkaç hafta içerisinde siz de onun hareketlerini fark edebileceksiniz. Bedenini saran cildi hala ince olduğu için kan damarları rahatlıkla görülebiliyor. Bebeğinizin kulakları olmaları gereken yerde duruyorlar. Bebeğinizin sinirlerini koruyacak ve oluşumu doğduktan 1 yıl sonra tamamlanacak olan miyelin kılıf oluşumu bu haftalarda başlıyor. Eğer bebeğiniz kız ise rahmi ve fallop tüplerinin yerli yerinde durduğunu söyleyebiliriz. Bebeğiniz erkek ise genital organları görülebilir. Ancak minik mucize saklamayı da tercih edebilir.

Hayatınız ne yönde değişiyor

Kendinizi aç mı hissediyorsunuz? Bu sıralar iştahınızda bir artış yaşanması oldukça sıradan. Doğru şekilde beslenerek ve gerekli vitaminleri uygun kaynaklardan alarak aşırı kilo almanızın önüne geçebilirsiniz. Patates kızartması, şekerleme, cips ve tatlılar gibi gereksiz kalorilerden uzak durmak bu evrede zor olabilir. Ancak artık sadece kendinizi değil bebeğinizi de düşünmeniz gerektiği için kendinize hakim olmanız kolaylaşabilir.

Kendinize biraz daha büyük kıyafetler satın alabilirsiniz. Büyüyen beliniz ve göbeğiniz, şişen göğüsleriniz sebebiyle kıyafetlerinizin içine girmek mümkün olmayacaktır. Seçtiğiniz kıyafetlerin rahat olmasına önem verin.

Kardiyovasküler sisteminizde çok büyük değişiklikler yaşanıyor. Üçüncü 3 aylık dönemde tansiyonunuz genelde olduğundan daha düşük olabilir. Aniden kalkmamaya ve ani hareketler yapmamaya özen gösterin. Aksi takdirde baş dönmesi yaşayabilirsiniz.

Bu haftadan itibaren yan tarafınızda uyumak önerilmektedir. Çünkü sırt üstü yattığınızda rahminiz önemli bir damara baskı uygulayabilir kalbinize giden kan akışını engelleyebilir. Sırtınıza veya kalçanızın altına ufak bir yastık yerleştirebilirsiniz.

Eğer ikinci 3 aylık dönemde yapılması gereken ultrason muayenesine henüz gitmediyseniz elinizi çabuk tutun. Bu acısız kontrol yöntemi sayesinde bebeğinizin büyümesini kontrol ettirecek ve her şeyin yolunda olup olmadığını öğrenebileceksiniz. Bebeğinizin beslendiği göbek kordonunun ve plasentanın durumunu kontrol edecek olan doktorunuz size önemli önerilerde bulunabilir. Ultrason sırasında bebeğinizi parmağını emen bir pozisyonda görmeniz muhtemeldir.

İş yerinde hamilelik

Hem işinizle uğraşmak hem de bebeğinizi düşünmek sizi yorabilir. Vücudunuzda yaşanan köklü değişiklikler enerjinizin düşmesine neden olabilir. İş yerinde 15-20 dakika kestirebileceğiniz veya oturup dinlenebileceğiniz bir köşe bulmaya çalışın. Bu sayede rahatlamanız mümkün olacaktır.

Ne tür egzersizler yapabilirsiniz?

Genellikle hamileliği normal seyrinde devam eden kadınların egzersiz düzenini değiştirmesi gerekmez. Ancak ani hareketlerden, pozisyon değişikliklerinden kaçınmaya özen gösterin. Büyüyen göbeğinizi rahatsız edecek hareketlerden uzak durun.

Egzersiz planlarınızla ilgili doktorunuza mutlaka danışın. Eğer daha önce egzersiz yapmadıysanız haftada toplamda yarım saatlik bir egzersiz programı başlangıç için yeterli olacaktır. Çok yoğun ve zorlayıcı programlardan kaçının. Hamile iken yapacağınız en güzel egzersizler yüzmek ve yürüyüş yapmaktır. Hafif tempolu yüzme ve yürüyüş, kendinize gelmenizi sağlar.

Kegel egzersizleri

Kegel egzersizleri rahim ve vajinada bulunan kasların güçlendirilmesi için yapılan, idrar kesesi, vajina ve rektumu güçlendiren egzersizlerdir. Kegel egzersizleri hamilelik ve sonrasında idrar kaçırma ihtimalini azaltır. Ayrıca rektal ve vajinal bölgedeki kan dolaşımını arttırarak hemoroite(basur) karşı korunmanızı da sağlar.

Kegel egzersizleri nasıl yapılır?

Sanki idrarınızı tutmak ister gibi vajinal kaslarınızı sıkın ve ardından serbest bırakın. Bu esnada nefesinizi tutmayın. Normal bir şekilde nefes alın, bacak ve karın kaslarınız serbest haldeyken sadece vajinal bölgeyi sıkın. Bu “tutma” egzersizini yaparken 10’a kadar sayın ve serbest bırakın. Günde 3-4 kez bu egzersizleri tekrarladığınızda kaslarınız güçlenecek ve doğumun kolay olmasına da yardımcı olacaktır.

Kegel egzersizlerini neden yapmalıyım?
Eğer bu egzersizlere başlamadıysanız bir an önce başlayın. Kegel egzersizleri ismini 1940 yılında kadınlarda özellikle doğum sonrasında görülen idrar tutamama sorununa karşı bir çözüm üreten jinekolog Dr. Arnold Kegel’den alır. Rahim kaslarınızı güçlendirmek hamilelik sonrasında kadınların % 70’inde görülen idrar tutamama sorununa karşı oldukça etkilidir.

Kegel egzersizlerini doğum sonrasında da yapmaya devam edebilirsiniz. Bu sayede vajinanızdaki kaslar güçlenecek ve cinsel hayatınız da canlanacaktır.

Beslenme düzenim nasıl olmalıdır?

Hamilelikte çok önemli olan gıdalar vardır. Bu gıdalar bebeğiniz için gerekli vitamin ve mineraller için oldukça önemlidir. Tam tahıllar, bakliyatlar, yumurta, yemişler ve az yağlı süt ürünleri hamileliğin süper yiyecekleri arasında bulunur. İçerisinde bulunan vitamin ve minerallerin yanı sıra lif de içeren bu besinler, zorlanan metabolizmanızı desteklemede önemli rol oynar.

Bu haftanın aktivitesi

Bu hafta doğum sınıfları hakkında araştırmaya başlayabilirsiniz. Sizin gibi hamile olanlarla aynı ortamda bulunmak, fikir alışverişinde bulunmak ve deneyimlerinizi paylaşmak psikolojinize iyi gelecektir. Bu sınıflara eşinizle birlikte katılabilirsiniz.


19. Hafta Hamilelik

Bebeğinizin duyularının gelişmeye başladığı 19. Haftada yaşanacak gelişimler…

Bebeğinizin beyninde koklama, tat alma, duyma, görme ve dokunma duyularının yer aldığı alanlar gelişmeye başlıyor. Bazı araştırmalar bebeğin bu dönemden itibaren dışarıdaki sesleri duyabileceğini gösteriyor. Bebeğinize kitaplar okuyabilir, onunla konuşabilir ve müzik dinletebilirsiniz.

Bebeğinizin kilosu ve boyu da hızla artıyor. Boyu 15 cm civarında ve orta boy bir domates büyüklüğünde. Bacakları ve kolları vücudunda olması gereken yerlerinde duruyor. Böbrekleri ürin üretimine devam ederken saçları da çıkmaya başlıyor. Bebeğin amniyotik sıvı içerisinde bozulmasını ve derisinin çürümesini önlemek için vücudunu “verniks caseosa” isimli bir tabaka kaplamış durumda.

Hayatınız nasıl değişiyor?

Vücudunuzun hızla büyümesine alışmanız gerekiyor. Nitekim, önümüzdeki haftalarda daha da hızla bir büyüme gerçekleşecek. Bunun sonucu olarak alt karın bölgesinde ağrı, ani bıçak saplantısı şeklinde acı ve özellikle aktif bir gün sonrasında büyük bir acı yaşayabilirsiniz. Bu duruma “bağ doku ağrısı” denir. Rahminizi destekleyen dokular, bebeğinizin büyümesiyle doğru orantılı olarak genişlemektedir. Endişelenmenizi gereken bir durum olmasa dahi ağrı devam ettiğinde doktorunuza danışmanızda fayda vardır. Özellikle dinlenir pozisyondayken çok şiddetli bir ağrı çekiyorsanız kontrole gidebilirsiniz.

 Ağrılardan kurtulmanız için öneriler

Bacaklarınızda, belinizde ve alt karın bölgesinde yaşanan ağrılardan kurtulmak için öncelikle vücudunuzu güçlendirmeniz gerekmektedir. Hafif tempolu yürüyüşler, egzersizler ve esneme hareketleri kas yoğunluğunu arttırır. Bu sayede rahminizdeki kaslar da bebeği taşıyabilecek güce ulaşır.

Ağrıyı azaltmak için sıcak su torbası kullanabilirsiniz. Sıcak su torbasına erişiminiz bulunmadığı zamanlarda ısıtılmış bir havlu veya peçete ile ağrıyan bölgeleri dinlendirebilirsiniz.

Bu dönemlerde midenizi zorlayacak yiyeceklerden uzak durun. Lif açısından zengin, vitamin ve mineral ihtiyacını karşılayabileceğiniz, metabolizmanızı rahatlatacak meyveler ve sebzeleri tercih edin. Hazımsızlık sebebiyle de karın ağrısı çekiyor olabilirsiniz.

Bu haftalarda cildinizde de bir takım değişimler gözlenebilir. Avuç içlerinizin kızarması ve renginin koyulaşması, pigment miktarındaki artıştan kaynaklanır. Bu koyu bölgeler dudak üstü, yanaklar ve alın bölgesinde görüldüğünde bu duruma “hamilelik maskesi” de denilen kloazma ismi verilir. Bu durum esmer kadınlarda açık tenlilere oranla daha fazla gözlemlenir. Bu koyu bölgeler göğüs uçlarında, kol altlarında, bacak içlerinde de görülebilir. Göbek deliğinden kasık kemiğine kadar inen koyu çizgi ise aynı pigmentasyonun bir sonucudur.

Koyu çizgi nedir?

Tıp dilindeki adı “linea nigra” yani “koyu çizgi” olan bu durum aslında her zaman orada duran bir çizginin renk değiştirmesiyle ortaya çıkar. Hamilelik öncesinde göbek deliğinden kasık kemiğine kadar inen çizgiye “linea alba” ismi verilir. Cildinizle aynı renkte olduğu için önceden fark etmemiş olmanız doğaldır. Hamilelikte melanin üretiminin artmasına bağlı olarak bu çizgi de koyulaşır. Koyulaşma doğumdan sonraki bir kaç ay içerisinde geçecektir.
Cildin renk değiştirmesi önlenebilir mi?
Ciltteki renk değişikliği hamilelik sonrasında geçse de etkisini aza indirmek mümkündür. İlk dikkat etmeniz gereken nokta güneşe maruziyeti azaltmaktır. Çünkü güneşin yaydığı UV ışınları pigment değişikliklerini yoğunlaştırır. Güneşli havalarda dışarıya çıkarken 30 SPF ve üzeri spektrumlu güneş kremlerini tercih ettiğiniz takdirde bu ışınlardan korunabilirsiniz. Hava kapalı olsa dahi özellikle ilkbahar ve yaz aylarında krem sürmeyi ihmal etmeyin.

Amerikan Dermatoloji Akademisi, cam kenarında otururken dahi UV ışınlarına maruz kalındığı konusunda uyarıda bulunmaktadır.

Dışarıya çıktığınızda bir şapka ve kaliteli bir güneş gözlüğünü yanınızdan ayırmayın. Çok güneşli havalarda sabah 10.00 ve öğleden sonra 14.00 arasında dışarıya çıkmamaya özen gösterin.

Eğer renk değişimleri sizi rahatsız ediyorsa doğal makyaj ürünlerini kullanabilirsiniz. Ancak unutmayın ki bu renk değişimleri doğum sonrasında bir daha geri gelmemek üzere kaybolacaktır.
Renk değişimi hastalık habercisi de olabilir!

Hamilelikte renk değişimi normaldir. Ancak renk değiştiren bölgelerde hassasiyet, ağrı, acı ve yanma gözlemliyorsanız mutlaka doktorunuza başvurmanız gerekmektedir. Özellikle vücudunuzdaki benlerin renklerinde ve şekillerinde değişim söz konusu ise cilt kanseri riskini asla göz ardı etmemek gerekir.

En zor seçim: Bebeğimin adı ne olacak?

Bebeğin adına karar vermek belki de yaşadığınız en zorlu süreçlerden biri olacaktır. Düşündüğünüz isme tanımadığınız biri dahi burun kıvırsa bu durum vazgeçmenize sebep olabilir. Ancak önemli olan sizin ve ailenizi ne düşündüğüdür.

Seçeceğiniz isim kolay hatırda kalır ve seslendiğinizde rahat ifade edilebilen bir isim olmalıdır. Soyadınızla uyumlu, kalabalık arasında öne çıkan ancak alay konusu olmayacak uygun bir isim bulmanız gerekir. İsimlerin kişilerin karakterlerini yansıttığına dair araştırmalar oldukça yaygındır. Bu nedenle toplumda kabul görecek, farklı telaffuzlar sebebiyle karışıklığa neden olmayacak ve iyi anlamlara gelen bir isim bulmalısınız.

Bu haftanın aktivitesi:

Bebeğiniz doğduktan sonra hangi bakım ünitelerinin onun için uygun olduğunu araştırın. Kreş veya yuva gibi bir ihtiyacınız varsa bakınmaya başlayın. Henüz daha çok zamanınız olduğunu düşünebilirsiniz. Ancak ileriki haftalarda ayarlamanız gereken başka işleriniz olacak. Eğer bebeğinize bir dadı tutmanız gerekiyorsa görüşmelere de başlayabilirsiniz.


20. Hafta Hamilelik

Boyu 17 cm. civarında olan bebeğinizin 20. hafta gelişimine göz atalım.Aile

20. hafta yolu yarıladığınızın işaretidir. Bebeğinizin doğumu için bu kadar daha beklemeniz gerekecek. Bir muz boyutlarına ulaşan minik mucizenin sindirim sistemi de hızla gelişiyor. Sürekli beslenen ve yutkunan bebeğinizin vücudu için bu iyi bir pratik. Bebeğinizin bağırsaklarında meconium adı verilen siyah, yapışkan bir madde birikiyor. Bu madde, bebeğinizin ilk dışkısıyla atılacaktır. Bazı bebeklerde ise bu madde rahme atılır veya doğum sırasında da bırakılabilir. İkiz bebekler bu ahftalarda tam olarak ying ve yang konumunda bulunur. Ultrason görüntülerinden bebeğin duruşunu görebilirsiniz.

Hayatınız ne yönde değişiyor?

Yolu yarıladığınız için derin bir oh çekebilirsiniz. Bundan sonraki aşamalar daha az düşük tehlikesiyle geçecek. Bu haftadan itibaren her hafta yarım kilo almayı hedeflemelisiniz. Hamile kaldığınızda aşırı zayıf değilseniz fazlası gerekli değildir. Ne kadar kilo almanız gerektiğini kesin olarak doktorunuz sizinle paylaşacaktır.
Demir alımına dikkat edin

Hamileliğin bu evresinde özellikle demir alımına çok önem verin. Demir, oksijen taşıyan hemoglobin isimli kırmızı kan hücrelerinin üretiminde rol oynayan bir mineraldir. Aynı zamanda kaslara ve bağ dokulara oksijen sağlayan yapıların, bağışıklık sisteminin desteklenmesinde de önemlidir.

Demir normal şartlarda zaten ihtiyacınız olan bir mineraldir. Ancak hamilelikte önemi bir kat daha artmaktadır. Hamilelik esnasında vücuttaki kan yoğunluğu artar. Hamile bir kadının vücudunda normal zamandakine oranla %50 daha fazla kan bulunmaktadır. Kan hücrelerinin oluşumu için gerekli olan demir miktarı da hamilelikte artar. Özellikle ikinci ve üçüncü 3 aylık dönemlerde bebeğin gelişimi ve plasenta için demir hayati önem taşır. Demir eksikliğine bağlı anemi erken doğum , düşük kilolu doğum ve hatta ölü doğum riskini arttırır.

Hamilelikte günde 27 mg demire ihtiyaç duyulur. Hamilelik söz konusu olmadığında bu ihtiyaç 18 mg’dır.

Demir içeren besinler

Kırmızı et demir açısından en zengin besinlerdendir. Özellikle karaciğerde bol miktarda demir bulunur. Ancak güvenli olmayan miktarlarda A vitamini içerdiği için hamilelikte karaciğer tüketiminden kaçınmak önemlidir. Eğer hayvansal gıdalar tüketmiyorsanız baklagiller, tahıllar ve sebzelerden demir ihtiyacını giderebilirsiniz.İki çeşit demir kaynağı besin bulunur. Hayvansal olanlar ve bitkisel kaynaklar. Hayvansal kaynaklardaki demirin vücut tarafından alımı daha kolaydır. Et dışında baklagiller, soya içeren besinler, ıspanak, erik kurusu, yemişler ve demir destekli kahvaltılık gevrekler de tüketilebilir.

Hamilelikte uyku problemleri

Hamileliğiniz ilerledikçe gece uykularının bölünmesi de sıklaşacaktır. Hayatınızda ilk defa horlayabilirsiniz. Hamilelikte horlama artan östrojen oranıyla ilgilidir. Östrojen burundaki mukus zarlarının şişmesine ve bu nedenle horlamanıza yol açar. Horlamadan kurtulmak için başınız yüksekte veya yan yatarak uyumayı deneyin.

Midenizdeki yanmalar ve hazımsızlık uzanmayı çileli bir hale getirebilir. Midenizin yanmasına sebep olacak besinlerden kaçının. Akşam yemeği ile yatma saati arasında en az 3 saat olmasına özen gösterin.

Bacak krampları da uykuları kaçıran bir sorundur. Bacaklarınızı sabit tutmaya çalışarak kramplardan kurtulamazsınız. Ayağa kalkıp biraz dolaşır ve esneme hareketleri yaparsanız ağrılardan kurtulup uykunuza devam edebilirsiniz.

Gecenin yarısında terler içerisinde uyanıyor ve uyumakta zorluk çekiyorsanız bu oldukça normal bir durum. Hamilelerin metabolizması, hormonları ve kilosundaki değişiklikler sıcak basmasına sebep olur. Yatak odanızı üşümeyeceğiniz bir sıcaklığa ayarlarsanız bu sorunu çözebilirsiniz.
Seçtiğiniz çamaşırların üretildiği malzeme de rahatınız için önemlidir. Pamuk gibi doğal malzemelerden üretilmiş pijamalar ve çamaşırlar tercih edin. Bu sayede vücudunuz rahat bir şekilde nefes alabilir.

Bu haftanın aktivitesi

Hamileliğin yarısına gelişinizi kutlamak sizin en doğal hakkınız. Biraz şımartılmayı da hak ettiğinizi söyleyebiliriz.
Doğum öncesine özel olarak yapılan bir masaj seansına katılabilirsiniz. Ya da küvetinizi doldurup, kokulu mumları yakıp rahatlatıcı bir banyo saati geçirebilirsiniz.


21. Hafta Hamilelik

Bebeğinizin 25 santim uzunluğa ulaştığı 21. haftadaki gelişmelere bir göz atalım.

Yolun yarısını atlattınız. Üstünden bir hafta daha geçti bile! Boyutları hemen hemen bir havuç uzunluğunda olan bebeğiniz bir dövüş ustası gibi karnınızın içinde hareket ediyor. Dönerken yaptığı hareketler bu aralarda tekmelere ve yumruklara dönüşüyor. Bebeğinizin hareketlerini siz de anlamaya başlıyorsunuz. Yavaş yavaş ne yaptığını hissediyor ve onunla aranızdaki bağı güçlendiriyorsunuz. Bebeğinizin kaşları ve göz kapakları oluşmuş durumda. Eğer bebeğinizin cinsiyeti kızsa dış genital organının da oluşmaya başladığı söylenebilir.

Hayatınız nasıl değişiyor?

Anne olacağınız fikrine her geçen gün daha çok alışıyorsunuz. Başta bebeğinizin varlığına çok fazla inanamamış olsanız da hareketlerini hissedip gözle görebileceğiniz bir boyuta ulaştığında ona karşı daha da yakın hissediyorsunuz. Bu dönemler oldukça rahat geçen haftalardır. Henüz çok büyük bir göbeğe sahip değilsiniz. Bu nedenle rahat hareket edebiliyorsunuz. Hazır bu evredeyken tadını çıkarmaya bakın. Nitekim son 3 aylık dönemde göbeğinizle birlikte başka sorunlar da büyüyebilir.

Hamilelikte akne

Hamilelikte akne sorunu genel bir durumdur. Bunun sebebi artan hormonlardır. Özellikle androjen hormonundaki artış sebebiyle sebum adı verilen yağ maddenin üretimi artar ve akne sorunu gözlemlenebilir. Ancak bazı hamilelerde genelin tam aksine var olan akne sorununun azaldığı görülmektedir.

Üretilen ekstra sebum ve dökülen cilt hücreleri gözenekleri kapayarak bakterilerin hızlıca çoğalabileceği bir ortam yaratır.

Akneye karşı dikkat edilmesi gerekenler ve alınabilecek önlemler

Günde 2 defa yüzünüzü nazik bir şekilde yıkayın.

Yüzünüzü keselemekten kaçının.

Nemlendirici kullanıyorsanız yağsız olmasına özen gösterin.

Sivilcelerle oynamaktan ve onları sıkmaktan kaçının. Aksi takdirde yüzünüzde iz kalabilir.

Eğer makyaj yapmanız gerekiyorsa su bazlı ürünler tercih edin. Akneye meyilli ciltler için üretilen özel ürünlere göz atın.

Doktorunuza size jel veya losyon önermesi için talepte bulunun. Gelişigüzel ilaçlar kullanmak yerine size iyi geleceği bilinen ilaçlar kullanmaya özen gösterin. Doktorunuzdan habersiz ilaç almayın veya merhem kullanmayın.

Akne tedavisinde kullanılan ilaçlar ve hamilelik

Hamilelikte bazı ilaçların kullanılması ciddi doğum sorunlarına, düşüğe ve engelli doğuma sebep olabilir. Hamilelik öncesinde kullandığınız ilaçları doktorunuza danışmadan hamilelik sürecinde kullanmayın. Hamilelikte ilaç almaktansa harici uygulanacak merhemler ve kremler daha fazla tercih edilmektedir. Ancak her durumda doktorunuza mutlaka danışın.

Hamilelikte varis

Varis, cilt yüzeyine yakın yerlerde şişen damarlar sonucu oluşur. Yüzeye yakın bulundukları için kötü bir görünüme sebebiyet verebilen bu mavi-mor damarlar genelde bacaklarda görülür.

Varis, bacaklarınızı ağır ve ağrılı hissetmenize sebep olur. Görüntü bozukluğunun dışında kaşıntı, yanma ve batma hissi de duyulabilir. Eğer hamilelik öncesinde varis probleminiz yoksa doğumdan sonra gideceklerinin müjdesi verilebilir. Peki, varislere karşı neler yapılabilir?

 

Düzenli olarak spor yapmaya özen gösterin.

Hamileliğin aşamasına bağlı olarak doktorunuz tarafından belirlenen kiloda kalmaya çalışın.

Her müsait zamanda ayaklarınızı yukarıya kaldırarak dinlendirin.

Otururken bacaklarınızı çapraz halde tutmayın.

Uzun süre oturmayın veya ayakta kalmayın.

Kan akışının düzenli olması için sol tarafınızda uyumaya özen gösterin.

Hamilelikte değişen seks yaşantınız

Bazı kadınlar hamilelikte libidolarının yükseldiğinden bahseder. Rahim bölgesinde artan kan damarı yoğunluğu ve hassasiyet sayesinde cinsel ilişkinin verdiği zevk de artabilir. Bu durumlar oldukça normaldir. Ancak cinsel ilişkiye karşı bir soğukluk da gelişebilir. Bunun sebebi ise kendinizi kötü hissetmek ve eşinizle yakınlık kurmak istemeyişiniz olabilir. Her iki durumda da eşinizi bilgilendirmek çok önemlidir. Nitekim erkeklerin sizin ne hissettiğinizi bilmesini veya tahmin etmesini bekleyemezsiniz.

Hamilelikte seks pozisyonları da dikkat edilmesi gereken diğer bir konudur. Çoğu çift hamilelik esnasında yeni pozisyonlar keşfettiğini belirtmektedir. Doktorunuzla bu konuyu rahat bir şekilde konuşabilmelisiniz. Bebeğinizi tehlikeye atacak, rahminizi rahatsız edecek pozisyonlardan kaçının. Yan olarak uzanılan ve eşinizin arkanızda bulunduğu pozisyon, hamilelerin % 75i tarafından en rahat pozisyon olarak nitelendirilmektedir.

Hamilelikte seksten kaçınmanız gereken bazı durumlar da mevcuttur

Plasenta previa: Plasenta previa, plasentanın rahminizde durması gereken yerden daha aşağıda olduğu bir durumdur. Normalde rahmin üst kısmında bulunan plasenta, bazen vajina kanalına çok yakın bir yerde durur. Bu tip durumlarda kanama veya başka komplikasyonlar yaşanabilir. Doktorunuzun ultrason aracılığıyla belirleyebileceği bir durum olan plasenta previa söz konusu ise seksten kaçınmanız gerekebilir.

Açıklanamayan kanama veya akıntı: Doktorunuzun yaptığı testlere veya gözlemlere rağmen açıklanamayan bir kanama veya akıntı durumunuz varsa seks hayatınıza dikkat etmeniz gerekmektedir.

Karın ağrısı ve kramp: Karın ağrısı ve kramplar hafif olduğu müddetçe normal karşılanabilir. Ancak sürekli bir hale geldiğinde ve şiddeti arttığında kesinlikle hemen doktora gitmek gerekir. Bu ağrıların sebebi ektopik gebelik( yumurta fallop tüpleri gibi rahim harici bir yerde tutunduğunda görülür), idrar yolu enfeksiyonları, preeklampsi(gebeliğin ikinci yarısında gelişebilen hipertansiyon ve proteinüri ile kendisini gösteren rahatsızlık) veya mide virüsleri olabilir. Yapmanız gereken, ağrıların düzenine dikkat etmek ve sıra dışı bir durum hissettiğinizde hemen doktora başvurmaktır.

Erken doğum:Bir önceki hamilelikte erken doğum yaptıysanız doktorunuz bir süre seks hayatına ara vermenizi söyleyebilir.

Genital sorunlar:Eğer eşinizde veya sizde genital herpes varsa cinsel hayatınıza dikkat etmelisiniz. Bebeğinizin sağlığını tehlikeye atabilecek bir mikrop olan herpes, basit ilaçlarla tedavi edilebilmektedir. Normal dışı her durumda mutlaka doktorunuza danışın.

Bu haftanın aktivitesi

Bebeğiniz için bir ihtiyaç listesi hazırlayın. Doğuma giderken, doğum sonrasında en çok ihtiyaç duyacağınız şeyleri listeleyin ve yavaş yavaş edinmeye başlayın. Bu sayede alışverişe harcayacağınız bütçeyi de belirleyebilirsiniz.


22. Hafta Hamilelik

27 santim boya ulaşan bebeğiniz orta boy bir kabak uzunluğunda! İşte bu hafta sizi ve bebeğinizi bekleyen değişimler…

Minyatür insan görünümünde olan bebeğinizin dudakları, göz kapakları ve kaşları birbirinden ayrılarak olmaları gereken yere doğru yol alıyor. Diş etlerinin altında oluşan minik kökler de bebeğinizin çıkacak dişlerinin temelini atıyor. Gözleri oluşmuş olsa da henüz renk veren madde iris gelişimini tamamlamadı.

Ultrasonda gördüğünüz bebeğin vücudunun tüylerle kaplı olduğu fark edilebilir. Ayrıca derin kırışıklıklar da dikkatinizi çekebilir. Bu kırışıklıklar yağ dokunun gelişimini tamamlamasıyla azalacaktır. Bebeğinizin hormonlarının üretimini sağlayan pankreas bu hafta büyük bir gelişme kaydedecek.

Hayatınız ne yönde değişiyor?

Bir el mıknatısı gibi göbeğinizin her görende dokunma hissi uyandırıyor. Bu sizi zaman zaman rahatsız edebilir. Ancak bu da hamileliğin güzel taraflarından biridir. İnsanların size karşı tavrı ve nezaketi göbeğinizin belirginleşmesiyle artmış bulunuyor. Artık hamile olduğunuz apaçık ortada ve karşınızdakiler de sizin hassasiyetinizin farkında. Daha önce hamilelik geçirmiş kişilerin normalden daha fazla veya az kilo aldığınızı söylemelerine kulak asmayın. Nitekim her hamilelik farklı gelişir ve her kadının vücudu farklı bir biçimde değişir. Önemli olan doktorunuzun ne söylediğidir ve onu can kulağıyla dinlemeniz gerekmektedir.

Göbeğinizin büyümesiyle hafif çatlaklar ve çizgiler görmeniz normaldir. Her hamilelikte görülebilecek bu izlerden kurtulamayacağınızı düşünerek umutsuzluğa düşmeyin. Mümkün olduğu kadar nemlendirici kullanmaya ve cildin elastikiyetini arttırmaya özen gösterin. Bu çizgiler açık pembe veya daha koyu renklerde olabilir. Renk farklılıkları cildinizde baskın olan pigmentlerle ve cilt renginizle ilgilidir. Genellikle göbek bölgesinde görülen bu çizgilere kalçada, göğüslerde ve bacaklarınızda da rastlanabilir. Kullandığınız nemlendiricinin cildinizi tahriş etmeyeceğinden emin olun. Nemlendiriciler çizgileri önleme konusunda garanti vermeyebilir, ancak cildin esnek kalmasını sağladıkları bilinen bir gerçektir.

Göbeğinizin ötesinde yaşanan değişimler

Göbeğinizin büyümesini elbette bekliyordunuz. Göğüslerinizin irileşmesi de normal geliyordu. Ancak yaşadığınız diğer fiziksel değişimlere hazırlıklı değildiniz. İşte hamilelikte özellikle hormonlara bağlı olarak görülebilecek farklılıklar…

Daha gür ve kalın saçlar

Aslında hamilelikte saçlarınız gürleşmez, sadece daha az dökülür. Bu nedenle gittikçe gürleşmiş bir görünüm elde edersiniz. Normal olarak kafanızdaki saçların % 85-95’lik kısmı büyürken diğer kısım dinlenme evresindedir. Bu evre sonrasında saçlar doğal olarak dökülür ve yerine yenileri çıkar. Normal şartlar altında bir kadın günde 100 saç teli döker. Ancak hamilelik esnasında yüksek seviyede östrojene bağlı olarak büyüme evresi uzar ve gelişen bir saç daha geç dökülür. Dökülene kadar da gelişimine devam eder. Bazı kadınların saç dokusunda da değişimler gözlemlenmiştir. Kıvırcık saçlıların daha düz hale gelmesi veya kuru saçların yağlanmasına rastlanabilir.

Vücutta artan tüylenme

Hamilelikte vücutta çıkan kılların sorumlusu androjen hormonudur. Çenenizde, yanaklarınızda ve daha başka bölümlerde tüylenmeler olabilir. Bu fazla tüylerden kurtulmak için epilasyon yöntemlerini tercih edebilirsiniz. Ancak kan dolaşımına karışabilecek tüy dökücü veya beyazlatıcı ürünlerden uzak durmanız gerekmektedir.

Kalıcı epilasyon yöntemlerinden olan lazer gibi seçenekler hamilelikte pek önerilmemektedir. Hormonlar sebebiyle artan pigmentasyona bağlı olarak bu teknikler kullanıldığında cilt renginde koyulaşma ve değişim gözlemlenebilir. Bebeğiniz doğduktan sonra en fazla 6 ay içerisinde kurtulacağınız bu tüylere karşı geçici epilasyon yöntemlerini kullanmanız önerilmektedir.

Daha hızlı uzayan tırnaklar

Hamilelikte tırnaklarınız normalde olduğundan daha hızlı uzayabilir ve dokusunda değişimler görülebilir.Bazı kadınların tırnakları kalınlaşırken diğerlerinin daha kırılgan hale gelmesi normaldir. Bu sorundan kurtulmak için temizlik yaparken eldiven giymek ve sürekli elleri nemlendirmek önerilmektedir.

Cilt değişiklikleri

Bazı hamilelerin cildinde ciddi bir parlaklık ve güzellik göze çarpmaktadır. Hormonlar sayesinde yaşanan bu güzellik durumu psikolojiyi de olumlu yönde etkilemektedir. Bazı şanssız hamilelerde ise akne gibi can sıkıcı sorunlar yaşanabilir. Her iki durumda da cilt tipinize uygun bir bakım uygulamak, günde 2 defa temizlemek ve nemlendirmek rahatlamanızı sağlayacaktır. Kullandığınız nemlendiricilerin su bazlı olmasına ise özen göstermelisiniz.

Çatlaklar ve çizgiler

Bebeğinizin büyüdükçe artan çatlaklardan korkmayın. Bu çatlaklar bazen derinizin normal renginden farklı da olabilir. Ancak can sıkacak bir durum yoktur. Bebeğinizi doğurduktan en fazla 12 ay sonra düzenli spor ve nemlendirme yardımıyla onlardan tamamen kurtulabilirsiniz. Hamilelikte hedef kilonuzda kalmaya özen göstererek yok olmalarını garantileyebilirsiniz. Aksi takdirde kalıcı olmalarına davetiye çıkarmış olursunuz.

Cilt renginde değişmeler

Artan melanin maddesi sebebiyle hamilelikte cilt renginizde değişimler yaşanabilir. Yüzünüzde yama şeklinde koyuluklar da görülebilir. Bu pigment güneş altında kaldığınız süreyle doğru orantılı olarak artacağı için bu yamalar daha da koyu bir renge bürünebilir. Özellikle hamileliğiniz yaz aylarına denk geliyorsa yüksek faktörlü güneş koruyucuları kullanmak, güneş altında fazla kalmamaya özen göstermek gerekmektedir. Özellikle sabah 10.00 ve öğleden sonra 14.00 arasında güneşe çıkmamaya özen gösterin.

Daha büyük göğüs aylaları ve koyu renk uçlar

Göğüs uçlarının koyulaşması, meme aylası olarak bilinen halkaların büyümesi hamilelikte yaşanabilecek bir durumdur. Ayrıca meme aylası bölümünde minik kabarcıklar çıkması da normaldir. Bu kabarcıklar yağ üreten bezlerdir ve cildi bakterilerden koruyarak nemli kalmasını sağlar. Bazı kadınların göğüslerindeki damarlar da belirginleşebilmektedir.

Ayak büyümesi

Hamilelikte ayak numaranızın da büyüyebileceğini biliyor muydunuz? Gevşeyen ve genişleyen bağ dokular nedeniyle ayaklarınız kalıcı olarak büyüyebilir. Ayaklarda şişme ise hamilelik sonrasında ortadan kaybolacak bir durumdur. Hamilelikte rahat ayakkabılar tercih edilmesi bu nedenle büyük önem taşımaktadır. Hem omurganızın ve vücudunuzun sağlığı hem de rahatınız için konforlu ayakkabılar giymeye özen gösterin.

Bu haftanın aktivitesi

Hamilelikte parmaklarda şişme yaşanması çok normaldir. Geç olmadan yüzüklerinizi denemeyi unutmayın. Özellikle hiç çıkarmadığınız alyansınızın parmağınızı sıkıp sıkmadığına dikkat edin. Kadınların çoğu genellikle hamilelikte alyanslarını bir zincir yardımıyla boyunlarında taşımayı tercih etmektedir. 


23. Hafta Hamilelik

İri bir mango boyutlarına ulaşan bebeğinizin bu haftaki gelişimi…Aile

Müziğin sesini açın ve hafif hareketlerle dans etmeye başlayın. Bebeğinizin gelişen hareket algılama duyusu sayesinde sizin ritmik hareketler yaptığınızı fark edecektir. İri bir mango büyüklüğündeki bebeğinizin akciğerlerindeki kan damarları gelişimini sürdürüyor. Bebeğinizin nefes almak için hazırlanıyor. Gittikçe keskinleşen duyma algısı sayesinde dış dünyadaki sesleri duyabiliyor. Örneğin, köpek havlaması veya elektrik süpürgesi gibi yüksek sesleri tanımaya başlıyor. Bebeğiniz doğduktan sonra muhtemelen bu seslere alışmış olacak ve aşırı tepki vermeyecektir.

Hayatınız ne yönde değişiyor?

Ayak bilekleriniz ve ayaklarınızda şişmeler yaşanabilir. İlerleyen haftalarda bu şişkinlik daha da artabilir. Eğer hamileliğiniz yazın sıcaklarına denk geliyorsa akşamüzeri aşırı bir yorgunluk hali çökebilir. Bacaklardaki ağrıların sebebi kan akışında yaşanan değişimlerdir. Bu duruma ödem adı verilir. Ödem oluşması, hamilelikte normal bir süreçtir. Vücudunuzdaki fazla sıvılar dokularda birikir.

Büyüyen rahminiz de kan damarlarına baskı uygulamaktadır. Bu baskı bacaklarınızdan kalbinize giden damar üzerinde etkilidir. Bu nedenle bacaklarınızdan geri gelen kan akışı yavaşlamaktadır. Yavaşlayan kan akışı birikmelere ve şişmelere neden olur.

Şişkinliğe karşı öneriler

Ödem özellikle son 3 aylık döneme has bir durumdur. Ağrıyan ayaklarınızı yan yatarak dinlendirebilirsiniz. Vena cava olarak bilinen ve bacaklardan kalbe kan dolaşımını sağlayan damar vücudun sağ tarafında bulunduğundan sol tarafınıza uzanmak önerilmektedir.

Mümkün olduğu kadar ayakları yukarıda tutmak önemlidir. İşyerinde ayaklarınızın altında destekleyebilecek bir tabure koyun. Otururken bileklerinizi çaprazlamayın veya bacak bacak üstüne atmayın. Kısa süreli aralıklarla bacaklarınızı esnetin. Önce bacağınızı sonra bileğinizi hareket ettirin.

Düzenli spor yapmaya, bol su içmeye özen gösterin. Sürekli oturmayın veya sürekli ayakta kalmayın. Bacaklarınızı veya bileklerinizi sıkacak çoraplar giymeyin.
Ödemin ne kadarı normaldir?

Ödem hamilelikte normal bir durumdur. Ancak aşırı şişme meydana geliyorsa bu preeklampsinin bir belirtisi olabilir.
 Preeklampsi nedir?

Preeklampsi hamilelerin % 5’lik bir kısmı etkileyen karmaşık bir hastalıktır. Hamileliğin 20. haftasından sonra yüksek tansiyonunuz ve idrarınızda protein varsa preeklampsi teşhisi konur. Genellikle 37. haftaya kadar kendini göstermiş olsa da hamileliğin 2. yarısında her an ortaya çıkabilir. Doğum sırasında veya doğumdan sonraki 48 saat içerisinde de belirtiler görülebilir. Hafif olabileceği gibi ileri bir vaka da olabilir.

Preeklampsi, kan damarlarının daralarak sıkışmasına ,dolayısıyla tansiyonun yükselmesine ve kan akışının azalmasına neden olur. Kan akışı azaldığında bu durum organlar için tehlike teşkil eder. Özellikle beyin, karaciğer ve böbrekler etkilenecek ilk organlar arasında yer alır.

Kan akışının azalması rahme ulaşan kanın miktarının da düşmesi demektir. Bu nedenle bebekte gelişme geriliği, yetersiz amniyotik sıvı ve plasentanın rahim duvarından erken ayrılması gibi sorunlar baş gösterebilir. Bu nedenle aşırı şişme ve ödem gibi durumlarda en kısa sürede doktora danışmak gerekmektedir.

 Preeklampsinin belirtileri nelerdir?

Preeklampsi bir anda gelişebilen bir sorun olduğu için belirtilerini bilmek ve takip etmek önemlidir.

Yüzünüzde, ellerinizde, ayaklarınızda ve göz çevrenizde şişkinlik gözlemlerseniz hemen doktora gitmelisiniz. Hastalık ilerlediğinde şu semptomlar da kendini gösterebilir:

Şiddetli ve sürekli baş ağrısı

Görme bozukluğu ve bulanıklık

Üst karında yoğun ağrı ve hassasiyet

Mide bulantısı ve kusma

Belirtiler kişiler arasında değişiklik gösterebilir. Özellikle ilk evrelerde hiç belirti görülmediği durumlar da söz konusudur.

Hamilelikte bu tür sorunların teşhisi için vücudunuzun farkında olmak çok önemlidir. En ufak bir değişiklik, rutin gelişmelerdeki aksaklık ciddi bir sorunun habercisi olabilir. Bu nedenle değişikliklerden doktorunuzu haberdar etmek anneliğin ilk aşamasında sizin en önemli görevlerinizdendir.

Haftanın aktivitesi

Bebeğinize bir mektup yazmaya ne dersiniz? Hayatı boyunca saklayabileceği bu anı sayesinde onun da yaşamına renk katmış olacaksınız. Mektubunuzda dileklerinizden, onun hayatı hakkındaki planlarınızdan ve geleceğinden bahsedebilirsiniz.


24. Hafta Hamilelik

Düzenli bir şekilde gelişimini devam ettiren bebeğinizin bu hafta yaşayacağı değişime göz atalım.Aile

Bir mısır başağı büyüklüğündeki bebeğiniz normal bir insan görünümüne kavuşuyor. Düzenli olarak uzuyor ve kilo alıyor. Beyni en hızlı büyüyen organları arasında ilk sıralarda. Akciğerlerinde bronşları gelişiyor ve solunum ağacı tamamlanıyor. Cildi hala oldukça ince ve transparan. Ancak kısa süre içerisinde o da kalınlaşmaya ve değişmeye başlayacak.

Hayatınız nasıl değişiyor?

Son birkaç haftadır rahminizin üst kısmı büyüyor ve yükseliyor. Karnınız bir futbol topu büyüklüğüne ulaştı. Bu haftalarda çoğu kadına glukoz tolerans testi yapılır. Bu test sayesinde hamileliğe bağlı yüksek şeker olup olmadığı kontrol edilir.

Tedavi edilmeyen diyabet normal doğum ihtimalini azaltarak sezaryen doğuma yönelmeyi arttırır. Çünkü bebek normal doğum yapılamayacak kadar büyür. Ayrıca doğumda komplikasyon yaşanma riski de artar.

Erken doğuma dikkat

Hamilelik istatistiklerine bakıldığında % 10’luk bir oranla erken doğum söz konusudur. Erken doğumların 1/4’ü bebeğin alınması gerektiği için gerçekleştirilir. Erken doğum sebepleri arasında preeklampsi veya bebeğin gelişiminin durması bulunur. 37 hafta öncesinde gerçekleştirilen doğumlara erken doğum denir. Tıbbi gereksinimler dışında suyun gelmesi veya rahmin nedensiz açılması erken doğuma sebep olur.

Erken doğumun belirtileri nelerdir?

Vajinal akıntıda artma

Vajinal akıntının dokusunda değişme(sulu, mukus benzeri veya kanlı akıntı)

Vajinal kanama

Karın ağrısı, adet sancısı benzeri ani kasılmalar

Pelvik bölgede baskı ve ağrı(bebeğiniz kendini itiyormuş gibi bir his)

Özellikle daha önce yaşamadıysanız bel ağrısı

Bu belirtilerin bazıları kafa karıştırıcı olabilir. Örneğin pelvik bölgede baskı veya bel ağrısı normal hamileliklerde de yaşanır. Ancak en ufak bir belirtiyi dahi göz ardı etmemek gerektiği için doktora başvurmak iyi olacaktır.
Erken doğum olacağını anladığımda ne yapmalıyım?

Erken doğum belirtilerini gözlemlediğinizde doktorunuzu arayın. En kısa sürede hastaneye gidin. Özellikle amniyotik sıvının akması gibi durumlarda tedbirli davranın. Hastaneye ulaştığınızda bebeğinizin kalp atışları ve enfeksiyon şüphesiyle idrarınız bir dizi teste tabi tutulacaktır. Vajina veya rahimden örnekler alınıp enfeksiyon olup olmadığı kontrol edilmek için laboratuara gönderilecektir.

 Erken doğan bebeklerde yaşanabilecek sorunlar

Bebeğiniz normal doğum zamanına ne kadar yakın doğarsa yaşama şansı o kadar yüksektir, sağlık sorunu riski ise daha azdır. 34-37 haftalar arasında doğan bebeklerde genellik pek sorun yaşanmamaktadır. Bazı bebekler henüz 24 haftalıkken doğabilir. Ancak bu bebeklerin yaşam şansı da erken doğan ünitesindeki gelişmeler sayesinde gün geçtikçe artmaktadır. Ancak uzun süre kontrol altında tutulmaları gerekmektedir.

Erken doğum riskini arttıran faktörler

Erken doğum riskini arttıran bazı faktörler söz konusudur. İşte bu faktörler:

Önceden erken doğum yapmış olmak

Çoğul gebelik

Tüp bebek yöntemiyle hamile kalmak

Plasenta,rahim ve rahim yolu sorunları

Sigara, alkol ve uyuşturucu

Yetersiz beslenme

Alt genital yol enfeksiyonları ve amniyotik sıvıyı etkileyen enfeksiyonlar

Yüksek tansiyon ve diyabet gibi kronik hastalıklar

Aşırı veya az kilolu olmak

Aile içi şiddet veya bir yakının ölümü gibi psikolojik sorunlar

Çoğul düşük veya kürtaj

Fiziksel travma ve yaralanma

Erken doğum herkesin başına gelebilecek bir durumdur. Bu nedenle erken doğum belirtileri görüldüğünde hemen doktora başvurmak gerekmektedir.

Bu haftanın aktivitesi

Bebeğiniz doğmadan önce evinizde yapmanız gereken düzenlemelere özen gösterin. Kırık ve dökük eşyaları onarın, duman detektörü taktırın, en kötüsüne hazırlıklı olmak için bir ev boşaltma planı belirleyin.


25. hafta hamilelik

Tepeden tırnağa bebeğiniz 29 cm uzunluğunda! İşte bu haftaki gelişimi…

Orta boy bir şalgam büyüklüğündeki bebeğinizin yağ dokusu da oluşuyor. Yağ dokusunun oluşmasıyla cildinin altı doluyor ve kırışıklıklar da yavaş yavaş azalıyor. Bedenindeki tüylenme de devam ediyor.

Hayatınız nasıl değişiyor?

Sadece bebeğinizin değil sizin vücudunuzda da tüylenmeler görülüyor. Saçlarınız daha gür çıkıyor ve daha önce tüy bulunmayan yerlerinizde tüyler büyümeye başlıyor. Bunun sebebi elbette hormonal değişiklikler. Hormonlarınızda yaşanan değişiklikler sebebiyle önceden sık sık dökülen tüyleriniz vücudunuzda daha fazla tutunuyor. Doğum yaptıktan sonra bu tüyler hızlıca dökülmeye devam edecektir.

Hamileliğin ilk haftalarındaki gibi rahat hareket edemediğinizi fark etmişsinizdir. Büyüyen karnınızla birlikte spor yapmakta zorlanıyor ve daha çabuk yoruluyorsunuz. Doktorunuza spor yapmaya devam edip etmemeniz konusunda danışın. Herhangi bir sağlık sorunu sebebiyle daha hafif hareketlere yönelmenizi veya sporu bırakmanızı önerebilir. Vücudunuzun gittikçe büyümesi sebebiyle ilk haftalarda yaptığınız hareketleri devam ettirmek zor gelebilir. Daha hafif egzersizleri tercih etmek sizin ve bebeğinizin sağlığı için faydalı olacaktır.

24-28. haftalar arasında yapılan glukoz testiyle birlikte anemi testi de yaptırmayı unutmayın. Bu sayede hamilelerde çok yaygın olan demir eksikliğine bağlı anemiye karşı önlem alabilirsiniz. Eğer böyle bir durum söz konusu ise demir takviyesi almanız önerilebilir.

Doktor kontrolleri hakkında bilmeniz gerekenler

Doktoru ne sıklıkta görmek gerekmektedir?

28-36. haftalar arasında her iki haftada bir doktor kontrolüne gitmeniz gerekmektedir. Planlanan doğum zamanından 1 ay öncesinden itibaren ise bu ziyaretler haftada 1 olacak şekilde gelişmektedir.

Doktor ziyaretlerinde ne yapılır?

Doktorunuz bu ziyaretler esnasında size fiziksel ve ruhsal olarak nasıl hissettiğinizi soracaktır. Vajinal kanamalar, olağan dışı akıntı, baş ağrısı veya depresyon gibi sorunlarınız olup olmadığını bilmek isteyecektir.

Bebeğinizin hareketlerini bilmek isteyecektir. Ne kadar sıklıkta tekme attığını ve hareket ettiğini doktora gitmeden önce kaydetmeniz size yardımcı olacaktır.

İdrar testi yapılarak preeklampsi, idrar yolu hastalıkları gibi sorunların varlığı test edilecektir.

Bebeğinizin kal atışları kontrol edilecek, şekli ve duruş pozisyonu gözlemlenecektir. Bebeğinizin büyüme hızının normal olup olmadığı incelenecektir.

Rahminizin ne oranda genişlediği kontrol edilecektir. Her ziyarette rahim kontrolü yapılmaz. Ancak belirli sıkıntılarınız varsa kontroller sıklaşabilir. Özellikle erken doğum riski söz konusu ise her ziyarette rahmi incelemek gerekebilir.
Doktorunuz size ortaya çıkabilecek sorunlar ve problemlerle ilgili bilgi verecektir. Kulaktan dolma önerilere değil doktorunuza güvenmeniz gerektiğini vurgulayacaktır.

Doktor kontrolüne eşinizle birlikte gitmenizi öneririz. Bu sayede hangi konularda dikkatli olmanız gerektiğini, size karşı davranışlarında dikkat etmesi gereken noktaları öğrenmiş olacaktır.

Bu haftanın aktivitesi

Eşinizle romantik bir akşam yemeğine ne dersiniz? Sizin psikolojik haliniz ne kadar değişkense eşinizin de farklı hissettiğini unutmayın. Baba olmak azımsanacak bir sorumluluk değildir. Onunla en iyi yanlarını, neden iyi bir baba olacağını konuşun. Bebeğinizin ikinizi birbirinize daha çok bağlayacağını anlatın. 


26. Hafta Hamilelik

Sona yavaş yavaş yaklaştığınız bu haftalarda artan heyecanınızı bir nebze rahatlatacak bilgiler…

Bebeğiniz hızla gelişimine devam ediyor. Kulaklarındaki sinirler birkaç hafta öncesinden daha hassas algılıyor. Bu haftalarda sizin ve etrafınızdakilerin sesini rahatlıkla duyabilir. Akciğerlerinin gelişiminde ihtiyacı olan amniyotik sıvıdan nefes alıp verirken ufak miktarda içine çekiyor. Bu nefes alışveriş hareketleri sayesinde doğumda alacağı ilk nefes için de egzersiz yapmış oluyor. İri boy bir salatalık ölçülerindeki ufaklığın cinsel organları da gelişiyor. Eğer bebeğiniz erkekse testisleri erbezi torbasının içerisine doğru hareket ediyor.

Hayatınız nasıl değişiyor?

Bebeğinizin odasını hazırlamak için oradan oraya koştururken kendinizi fazla yormayın. Hamileliğin son haftalarına gelindiğinde her işe yetişmenizi kimse beklemiyor. Elbette çok daha kolay yorulup nefes nefese kalabilirsiniz. Sık sık acıktığınız için de sürekli yemek molası vermeniz gerekebilir. Tansiyonunuz hala hamilelik öncesinde olduğundan daha düşük. Ancak yükselmeye de devam ediyor.

Preeklampsi gebeliğin ikinci yarısından gelişebilen ,hipertansiyon ve proteinüri ile kendisini gösteren bir rahatsızlıktır. Genellikle hamileliğin 37 haftasında ortaya çıksa da daha önce de gözlemlenebileceğini bilerek farkında olmak önemlidir. Yüksek tansiyon şikayetiniz varsa düzenli olarak doktor kontrolünde bunu hekiminiz ile paylaşmanız büyük önem arz eder. Yüzünüzde şişme, göz etrafında torbalar, el ve ayak bileklerinde ani şişkinlik gibi belirtiler gözlemlediğinizde hemen doktorunuza başvurun. Hızlı ve ani kilo almak da bu rahatsızlığın belirtileri arasındadır. Diğer semptomlar arasında sürekli ve şiddetli baş ağrısı, görme sorunları, ışığa hassasiyet, yoğun ağrı, üst midede hassasiyet ve kusma bulunmaktadır.

Son zamanlarda belinizin alt kısmı ağrımaya başladıysa sebebi muhtemelen gittikçe büyüyen ve sığmakta zorlanan rahminizdir. Büyüyen rahim sebebiyle vücudunuzun ağırlık merkezi de değişmiş durumdadır. Karın kaslarınız zorlanıyor ve bir sinir üzerinde baskı uygulanıyor olabilir. Aldığınız kilolar da yabana atılacak cinsten değildir. Bu kilolar kaslarınız alışkın olduğu kilodan daha fazla olduğu için ağrı çok normaldir. Gün boyunca otururken veya yürürken dik durmaya ve duruşunuzu korumaya özen gösterin. Uzun süre ayakta durmayın ve sık sık dinlenin. Çok uzun süre oturmak da iyi değildir. Ufak yürüyüşler kaslarınızın egzersiz yapabilmesi için faydalı olacaktır. Uyurken bacaklarınızın arasına bir yastık yerleştirebilirsiniz. Bu sayede daha rahat uyuyabilirsiniz.

Doğum planı nasıl yapılır?

Doğumunuzu planlamak hem keyifli hem de faydalı bir iştir. Doğuma giderken giyeceğiniz kıyafetten yanınıza alacağınız eşyalara kadar hazırlıklı olmak sizi ruhen de rahatlatacaktır. Bu aşamada daha önce hiç aklınıza gelmeyen ihtiyaçlarınız olduğunun da farkına varabilir ve bu sayede hazırlıksız yakalanma ihtimalini en aza indirmiş olursunuz. Kimse doğuma giderken elinin ayağına dolaşmasını istemez.

Doğum planlaması seçeceğiniz doğum yöntemi için de gerekli olacaktır. Hangisinin sizin ve bebeğiniz için en doğrusu olduğuna elbette yalan yanlış duyumlarla değil doktorunuzla birlikte karar verin. Doğum yöntemine karar verirken sağlık geçmişiniz de önem arz edecektir.

Doğum planı sadece bir ön hazırlıktır. Kimse doğum anını önceden tahmin edemez ve bu plan gereksiz de kalabilir. Ancak planlamış olmak sizi rahatlatacağı için endişelerinizin azalmasında yardımcı olacaktır.

Doğum planı yaparken dikkat edilecekler

Kendinize doğum planı yaparken aşağıdaki noktaları göz önünde bulundurabilirsiniz.

Epidural yöntemle mi yoksa ilaçsız bir doğum mu istediğinize karar verin.

Doğum yaparken yanınızda kimin bulunmasını istediğinizi düşünün. Bazı doğumlarda tıp öğrencileri de bulunmaktadır. Doktorunuzla bu konu hakkında konuşun.

Doğum yaparken karşıya bir ayna yerleştirilmesini ister miydiniz? Bu sayede bebeğinizin doğumunu görebilirsiniz.

Doğum odasında müzik çalmasını tercih edebilirsiniz. Işıkların fazla olması sizi rahatsız edebilir. Odayla ilgili her konuda doktorunuza danışabilirsiniz.

Bebeğinizle ilgili endişeleriniz varsa yapılan testler esnasında yanında birinin durmasını da isteyebilirsiniz.

Enerjinizi arttıracak besinler

Sık yemek molası vermeniz gerekeceği için enerji veren besinleri daha çok tercih etmenizi öneririz. Vücudunuz bebeğinizin gelişimi esnasında güçsüz düşmemelidir.

İşte enerji veren bazı besinler :

Yumurta: Protein deposu olan yumurtada 78 kalori ve 6 gr. Protein bulunur.

Yulaf ezmesi: Yulaf içerisinde stresi azaltan ve enerji veren B vitamini bulunur. Lifler sayesinde de metabolizmayı düzenler.

Elma: sadece lif açısından zengin olmakla kalmayıp kalbi ve kasları da güçlendiren elma atıştırmalık olarak tercih edilebilir.

Balkabağı: Bol miktarda potasyum içeren bal kabağı kandaki şeker oranını düzenler ve bağışıklık sistemini destekler.

Somon: Kalbiniz, beyniniz ve hemen her organınızı etkileyen omega-3 yağ asitlerini içeren somon araştırmalara göre morali de yükselmektedir.

Yoğurt: Protein, kalsiyum ve D vitami içeren yoğurt hem metabolizmayı düzenler hem de bağışıklık sistemini ve gelişmeyi hızlandırır.
Nohut: Humus hamilelikte size çok faydalı olabilir. İçeriğindeki susam, limon ve zeytinyağı protein, fiber, demir ve folat açısından zengindir.

 

27. Hafta Hamilelik

Bebeğinizin 27. hafta gelişimi ve sizin hayatınızdaki değişimlere göz atalım.

Karnabahar büyüklüğüne ulaşan bebeğiniz hızla büyüyor. Düzenli aralıklarla uyuyor ve uyanıyor. Gözlerini sık sık açıp kapıyor, parmağını emiyor ve bolca hareket ediyor. Beyin dokusundaki gelişme sayesinde beyni daha aktif bir hal alıyor. Henüz tam olarak gelişmemiş akciğerleriyle erken bir doğum söz konusu olursa tıbbi yardıma ihtiyaç duyulacaktır. Bebeğinizi hıçkırık tutuyor olabilir. Bu hareketlerini belli belirsiz hissedebilirsiniz.

Hayatınız nasıl değişiyor?

İkinci 3 aylık dönem de sona yaklaşıyor. Bu aralar vücudunuz son dönem için hazırlık yapıyor. Sırt ağrınız gittikçe daha fazla ağrıyabilir ve bacaklarınızda kramplar yaşayabilirsiniz. Taşıdığınız her gram fazla yüz sizin vücudunuzu da zaman zaman zorluyor.özellikle karın bölgesindeki kilolar ve genişleyen rahminiz kan damarlarını sıkıştırarak kan dolaşımına engel teşkil edebilir. Sık sık dinlenmek, bacaklarınızı uzatıp rahatlamak kan dolaşımı için faydalı olacaktır.

Hamileliğiniz ilerledikçe ağrılar ve kramplar sıklaşmaya başlar. Özellikle geceleri yaşanan bacak krampları gün boyu da belirli aralıklarla kendini belli edebilir. Kramplardan kurtulmanın en etkili yolu bacakları esnetmek ve dinlenmektir. Ayak parmaklarınızı aşağı yukarı doğru oynatın ve düzenli hareketlerle kaslarınızı gevşetin.  

Aile planlaması için erken olduğunu düşünebilirsiniz ancak hamileliğiniz zor döneme girmeden bazı şeyleri belirlemek sizi psikolojik olarak rahatlatacaktır. Doğum sonrasında bebeğinizin bakımı konusunda atacağınız adımları önceden planlamak faydalıdır.

Beslenme düzeniniz

Keskinleşen koku duyusu sebebiyle eskiden sevdiğiniz yiyeceklerden hoşlanmayabilirsiniz. Aksi şekilde eskiden yemediğiniz yiyecekleri yemeye başlayabilirsiniz. Ancak hamilelikte gerekli vitaminleri ve mineralleri aldığınızdan emin olmanız gerekir. Özellikle bebeğinizin organlarının gelişebilmesi için her besin değerinden belirli miktarlarda ve düzenli olarak alınması gereklidir.

C vitamini bu besin değerlerinden biridir. Hamileliğiniz kış aylarına denk gelmiyorsa ve narenciyeleri mevsimi dışında tüketmek istemiyorsanız kırmızı dolmalık biberleri deneyin. Bir dolmalık biberde portakalın 2 katı C vitamini bulunur. C vitamininin yanı sıra gerekli mineralleri ve vitaminleri almak için günde en az 1-2 öğün meyve ve sebze tüketin. Arada taze sebzelerden atıştırabilir, meyve sularıyla hem azalan enerjinizi destekleyebilir hem de bebeğinizin ihtiyaçlarını karşılayabilirsiniz.

Hamilelikte göz ardı edilmemesi gereken belirtiler

Hamilelikte tecrübe edilen her ağrıdan, acıdan, kramptan ve garip duygulardan şüphelenmek elbette doğru değildir. Sürekli endişeli bir şekilde geçirilen hamilelik bebeğinizi ve sizi olumsuz yönde etkileyebilir. Ancak bilinçsizce düzenli yaşanılan sorunları göz ardı etmek de önerilmemektedir. İşte hamileliğiniz boyunca asla göz ardı etmemeniz gereken sorunlar:

37. Haftaya Kadar:

-Bebeğinizin kendini aşağı doğru ittiğini hissediyorsanız ve rahminizde baskı hissediyorsanız

-Artan vajinal akıntı, akıntının renginde ve dokusunda değişiklik.

Her zaman:

-Bebeğinizin normalden daha az hareket etmesi

-Sürekli veya artan karın ağrısı ve kramplar

-Vajinal kanama ve akıntı

-Tuvalet esnasında ağrı ve kanama

-Yüksek ateş

– Görme bozukluğu, baş dönmesi

– Sürekli baş ağrısı, konuşmada zorluk ve uyuşukluk

– Yüzden veya göz ve çevresinde şişkinlik, normal şişkinliklerden bağımsız olarak ani şişkinlikler

-Düzelmeyen kramplar, geçmeyen ağrılar

– Bayılma, mide bulantısı, kusma ve göğüs ağrısı

-Aşırı kaşıntı

Yukarıdaki belirtiler kendini gösterdiğinde en kısa sürede doktora başvurulmalıdır. Yukarıdaki belirtilerin haricinde de vücudunuzda olağandışı bir değişim gözlemliyorsanız aynı şekilde doktorunuza danışmalısınız.

Bu haftanın aktivitesi

Bebeğinizi emzirmek biraz da içgüdüsel bir durumdur. Ancak en etkili şekilde onu nasıl emzirebileceğinizi, ne tür besinlerin süt yapmaya yardımcı olduğunu hamilelik derslerine katılarak öğrenebilirsiniz.


28. Hafta Hamilelik

Bebeğinizin 28. hafta gelişimi ve sizin hayatınızdaki değişiklikler…

Büyük boy bir marul büyüklüğündeki bebeğinizin boyu da 35-37 cm civarındadır. Elbette her bebeğin boy ve kilosu değişiklik gösterse gelişimini hızla sürdürmektedir. Gözlerini kırpabilen bebeğinizin görme duyusu da gittikçe gelişmektedir. Güçlü ışık söz konusu olduğunu bunu algılayabilir. Dışarıdaki dünya için hazırlanmasına devam eden bir diğer bölüm ise beynidir. Beyninde milyarlarca sinir hücresi oluşmaktadır.

Hayatınız nasıl değişiyor?

3. ve son üç aylık dönem bu hafta başlıyor. Son düzlüğe geldiniz ve en heyecanlı kısım da başladı. Bu 3 aylık dönemde 4-5 kilo alacaksınız. Son 3 aylık dönemde doktorunuzu iki haftada bir ziyaret etmeniz önerilmektedir. Risk faktörlerine bağlı olarak bu süre haftada bire de çekilebilir. Doğumun riskini azaltmak için kan testleri yapılacak ve rahminizin ve vücudunuzun doğuma elverişli olup olmadığı incelenecektir.

Hamileliğin ilk haftalarında yapılan testlerde RH negatif olduğunuz görüldüyse, vücudunuzun bebeğinize karşı saldırıya geçmemesi için RH immunoglobülin enjeksiyonu yapılacaktır. Eğer bebeğiniz Rh pozitif ise doğumdan sonra da bu enjeksiyonu yaptırmanız gerekecektir.

Hamilelerin çoğunda bu dönemde bacaklarını kontrol edilemez bir şekilde oynatma ve hareket ettirme isteği doğar. Huzursuz bacaklar sendromu olarak adlandırılan bu durumun sebebi kesin olarak bilinmemektedir. Ancak rahatsızlık yaratmanın yanı sıra bebeğinize veya size herhangi bir sorun teşkil etmez. Huzursuz bacak sendromunda bacakları sabit tutmak yerine hareket ettirmek, esnetmek ve yürüyüş yapmak önerilmektedir. Kafein tüketimini en aza indirmek işe yarayacaktır. Doktorunuz tarafından önerilebilecek demir takviyeleri de bazen huzursuz bacak sendromunun semptomlarını hafifletmektedir.

3 soruda Preeklampsi

Preeklampsi, hamilelerin % 3-8’ini etkileyen karmaşık bir hastalıktır. Preeklampsinin teşhisinde kan ve idrar testi kullanılır. Hamileliğin 20. haftasından sonra yüksek tansiyon ve idrarda proteine rastlanıldığında preeklampsi teşhisi konur. Preeklampsi, genellikle doğuma çok yakın bir dönemde görülür ve hafif atlatılır. Ancak ağır geçirildiğinde bebeğin gelişiminde aksaklık yaşanabilir. İyileşmenin tek yolu bebeği doğurmaktır.

Preeklampsinin belirtileri nelerdir?

Preeklampsi aniden ortaya çıkabilir. Bu nedenle belirtilerinden haberdar olmak çok önemlidir.

Gözlerinizde ve etrafında şişkinlik varsa

Vücudunuz normalde olduğundan daha fazla şiştiyse

Hızlı bir şekilde kilo aldıysanız(1 haftada 2,5 kilo)

Sürekli ve şiddetli baş ağrınız varsa

Görme bozukluğu, baş dönmesi, bulanık görme gibi şikayetleriniz varsa

Karnınızın üst kısmında şiddetli ağrı çekiyorsanız

Mideniz bulanıyor ve kusuyorsanız

Yukarıdaki belirtiler görüldüğünde hemen doktora başvurmanız gerekmektedir.

Preeklampsinin bazı belirtileri normal hamilelik süreciyle benzerlik gösterdiği için kendinizi tanımanız çok önemlidir. Doktorunuzu aramak için tereddüt etmeyin ve vücudunuzu takip etmeyi öğrenin.

Preeklampsi riskini arttıran etmenler nelerdir?

Preeklampsi bir grup hamilede daha sık görülen bir hastalıktır. Bir hamileliğinizde bu sorunu yaşadıysanız diğer gebeliklerde de karşınıza çıkması doğaldır. Risk faktörleri şu şekilde sıralanabilir:

Kronik yüksek tansiyon

Kan pıhtılaşması rahatsızlıkları

Böbrek sorunları ve otoimmün hastalıklar

Preeklampsi geçirmiş yakın bir akraba varlığı

Obezite

2 veya daha fazla bebek taşıyor olmak

20 yaşından genç veya 40 yaşından yaşlı olmak

Preeklampsiden kurtulmanın yolları var mıdır?
Preeklampsiden uzak durmanın yolu kesin olarak bilinmemektedir. Bazı araştırmalar kalsiyum, vitamin veya ufak dozlarda aspirin almanın etkili olabileceğini önermektedir. Ancak kesin bir sonuç söz konusu değildir. Yapılabilecek en doğru şey düzenli olarak doktoru ziyaret etmek ve vücudunuzdaki değişimleri gözlemlemektir.

Bu haftanın aktivitesi

Bebeğiniz doğduktan sonra onu hangi doktora götüreceğinize şimdiden karar verebilirsiniz. Etrafınızdaki arkadaşlarınızdan, ailenizden ve tanıdıklarınızdan bu konuda öneri alabilirsiniz. Seçeceğiniz doktorun muayenehanesinin de evinize yakın olmasına özen gösterin. Bebeğinizi rahatça götürebileceğiniz, her türlü sorunda yanınızda olacak bir doktor bulmak çok önemlidir.


29. Hafta Hamilelik

Bebeğinizin 29. hafta hamileliğine göz atalım…

Bu hafta bebeğinizin akciğerleri ve kasları gelişimini sürdürüyor. Beyni büyümeye devam ettiği için doğru orantılı olarak kafatası da genişliyor. Bebeğinizin gerekli vitamin ve mineralleri alabilmesi için bol miktarda protein, C vitamini, folik asit ve demir almanız gerekiyor. Bebeğiniz vücudunuzdaki kalsiyumu adeta emdiği için bol bol süt içmeye ve kalsiyum içeren süt ürünlerini tüketmeye özen gösterin. Bu son 3 aylık dönemde bebeğinizin gelişen kemikleri için her gün 250 mg kalsiyum gerekli olacaktır. Doktorunuza danışarak ve besinlerin kalsiyum değerlerini takip ederek, bu ihtiyacı karşılamaya özen gösterin.

Hayatınız nasıl değişiyor?

Bebeğinizin yerinde duramadığını fark etmiş olmalısınız. Bu dönemde bebeğinizin hareketleri yakından takip etmek, kaç kez tekmelediğini saymak büyük önem arz eder. Doktorunuz tekme sayılarını düzenli olarak kayıt etmenizi isteyebilir. Bebeğinizin normal gelişim sürecinde olup olmadığının tespiti için bu çok önemlidir.

Bu dönemde mide yanması ve hazımsızlık baş gösterebilir. Hamilelik hormonu progesteron hormonunun salgılanmasına bağlı olarak kaslar gevşer. Bu gevşemeden sindirim sisteminde bulunan kaslar da etkilenir. Yavaşlayan sindirim sonucunda hazımsızlık ve mide yanması görülebilir. Mide yanması genellikle ağır ve büyük porsiyon yemeklerden sonra görülür. Bu nedenle az porsiyonlar şeklinde daha sık yemek yemeniz önerilmektedir. Lif açısından zengin besinler ve bol su içmek de hazımsızlığa karşı etkilidir.

Hamilelik döneminde en sık görülen rahatsızlıklardan biri hemoroittir. Hemoroitin başlıca sebebi büyüyen rahimdir. Rektal bölgede görülen bu şişmiş kan damarları, doğumdan birkaç hafta sonra kaybolacaktır. Hemoroit uzun süre oturmak ve ayakta kalmak sonucu da görülür. Hemoroit sıradan bir sorun olsa da ileri aşamalara da taşınabilir. Kanama söz konusu olduğunda mutlaka bir doktora görünmeniz gerekmektedir.

Hamilelerin bazılarında sırtüstü hipotansiyon sendromu adı verilen bir durum ortaya çıkabilir. Bu kişiler sırtüstü uzandığında kalp atışları ve tansiyonlarında değişiklik gözlemlenir. Pozisyon değiştirilene kadar da bu rahatsızlık durumu ve baş dönmesi devam eder. Yan yatmak, aniden ayağa kalkmaktan kaçınmak ve daha yavaş hareket etmek önerilmektedir.

Doğum iznine ne zaman çıkılmalıdır?

Doğum izni, çalışan anne adaylarının kendilerini hazır hissetmelerine bağlıdır. Ülkemizde doğum izni genellikle doğum öncesi 8 ve sonrası 8 hafta olarak uygulanmaktadır. Ancak bu izinler çalışılan kurumun kurallarına, hamilelerin doğum öncesinde izin almayıp bunu sonrasında kullanma kararlarına bağlı olarak değişebilmektedir. Çoğul gebeliklerde de doğum izni uzayabilmektedir.

Doğum iznine ne zaman çıkmanız gerektiğine dair kesin bir yargı söz konusu değildir. Nitekim, her gebelik birbirinden farklı seyreder. Bazıları hamileliğin 7-8. ayında işi bırakırken bazıları son ana kadar çalışmayı sürdürebilir. Doğum iznine ne zaman ayrılacağınızı doktorunuz ile birlikte yapılan tetkikler sonrasında kararlaştırabilirsiniz.

Doğum iznine kurumların bakışı

Doğum izni konusunda genellikle tüm kurumlar oldukça anlayışlıdır. Ancak elbette bazı istisnai vakalar da söz konusu olabilir. Sizden önce doğum iznine ayrılmış kişilerin tecrübelerinden faydalanabilir, insan kaynakları departmanı ile görüşerek hukuki haklarınızı öğrenebilirsiniz.

Ücretli iznin yanı sıra ücretsiz izine de çıkabileceğiniz ve bu sürenin ne kadar olduğu konularını iyice araştırın. Aile bütçeniz ücretsiz izine elverişli ise bu konuyla ilgili departmanları mutlaka bilgilendirmeniz gerekecektir. Hamileliğin son dönemlerinde veya doğumdan sonraki süreçte evden çalışma ve işlerinizi kontrol altında tutma imkanınız varsa izin konusunu daha rahat halledebilirsiniz. Kısacası hukuki olan hakkınızı alırken dahi sorun yaratmak yerine çözüm üretmeye çalışmak, işinizi kaybetme korkusundan sıyrılmanıza yardımcı olacaktır.

Bu haftanın aktivitesi

Doğum izni ile ilgili eşinizle oturup bir plan çıkarın. İşten ayrılmanızın gerekebileceği durumlarda bütçenizin nasıl etkileneceği, buna bağlı olarak ne şekilde hareket etmeniz gerektiğini kararlaştırın. Doğum izni sona ermesine rağmen bebeğinizi bırakarak işe gitme fikri size uzak gelebilir. Bu gibi bir durumda ne kadar süreli ücretsiz izne çıkabileceğinizi hesaplayın.

Bu dönemde doğumun ilk haftasında ihtiyacınız olacak eşyaları ve malzemeleri almanızı öneririz. Bebeğinizi bırakıp dışarıya dahi çıkamayacağınız ilk haftalarda bu sayede telaştan uzak yaşayabilirsiniz.

İşte ilk hafta mutlaka ihtiyacınız olacak eşyalar:

Bebek bezi

Tırnak makası, emzik ve termometre

Bebeğinizin hassas cildine uygun deterjan

Kendiniz için ped

Islak mendil, kağıt havlu gibi temizlik gereçleri


30. Hafta Hamilelik

Bebeğinizin 30. hafta gelişimi ve vücudunuzda yaşanan değişikliklere göz atalım.

Tepeden tırnağa 40 cm civarında olan bebeğiniz iri boy bir lahana büyüklüğünde. Etrafında bulunan ufak bir parça amniyotik sıvı gittikçe hacim kaybediyor. Bebeğiniz geliştikçe de büyümeye devam edecek olan bu sıvı bebeğinize rahim içerisinde yer açıyor.

Bebeğinizin görme duyusu henüz çok keskin olmasa da hızla gelişimine devam ediyor. Doğum sonra da devam edecek bu gelişme sebebiyle bebeğiniz zamanının büyük kısmında gözleri kapalı olarak büyüyecek. Bebeğiniz gözlerini açık tutmaya başladığında ise sadece çok yakın mesafedeki nesneleri seçebilecek. Normal bir insanın görme yetisine sahip olması için ise belirli bir sürenin geçmesi gerekecek.

Hayatınız nasıl değişiyor?

Bugünlerde kendinizi dengesiz ve sakar hissedebilirsiniz. Uykusuzluk çekebilirsiniz. Denge kaybının sebebi elbette büyüyen göbeğinizle birlikte değişen ağırlık merkezidir. Hormonal değişiklikler sebebiyle de gevşeyen bağ doku ve eklemleriniz dengenizi kaybetmenize neden olabilir.

Bağ dokunun değişmesi sebebiyle ayaklarınız büyüyebilir. Bu dönemde yeni ayakkabılar almanız gerekebilir. Tüm bu rahatsızlıklar ve şikayetler sebebiyle ruh halinizde de değişiklikler gözlemlenebilir. Duygusal bunalımlar yaşadığınız geçici dönemler normaldir. Ancak bu durum geçmiyorsa mutlaka doktorunuzu görmeniz gerekmektedir. Unutmayın, siz mutlu olduğunuz müddetçe bebeğiniz de rahat bir şekilde gelişimine devam edecektir.

Doğumla ilgili genel korkular

Doğum yaklaştıkça geriliminiz artıyor mu? Kesinlikle yalnız değilsiniz! İşte hamileler arasında oldukça yaygın olan korkular ve sizi rahatlatabilecek bazı bilgiler.

Bu acıya dayanabilir miyim?

Yapılan bir ankete göre son 3 aylık dönemdeki anne adaylarının her 5’inden 1’i çekecekleri acıdan çok korkuyor. Hamilelerin çoğu kesinlikle ağrı kesici bir müdahaleyi tercih edeceklerini tahmin ederken doğum sırasında epidural yönteme başvurmaktadır. Hamilelerin bir kısmı ise ilaç kullanmadan doğum yapma taraftarıdır. Bu ağrı ve acıları rahatlama yöntemleriyle aza indirmeye çalışırlar. Çoğu zaman bu yöntemlerin işe yaradığı ve doğumu kolaylaştırdığı görülmüştür.

Epizyotomi gerekli mi?

Epizyotomi, doğumun gerçekleşmesi için yeterli vajinal açıklık meydana gelmediğinde yapılan, anüs ve vajina arasında doğumdan önce açılan bir kesiktir. Bazı hamilelerde bu bölge doğum esnasında kendiliğinden yırtılabilir. Bu yırtıklar belirsiz olabileceği gibi dikiş atılmasını gerektirebilecek durumlarda da olabilir. Bazı uzmanlar epizyotomi zorunluluğu bulunmadığını ve doğumdan 5 hafta önce bu bölgeye yapılacak düzenli masajların faydalı olacağını belirtmektedir.

Doğum esnasındaki bağırsak hareketleri

Kadınların %70’i doğum esnasında artan bağırsak hareketleri sonucunda istemsiz olarak tuvaletlerini yapacaklarından korkar. Anketlere göre % 39’luk bir kısım bu durumu yaşamıştır, ancak oldukça normal karşılanacak bu durumdan yalnızca % 22’lik kısım utanç duymuştur. İnanması zor olsa da böyle bir durum karşısında profesyonel olan doktorlar ve hemşirelerin göz bile kırpmayacağından emin olabilirsiniz.

Yapılan müdahalelerin hepsi gerekli mi endişesi

Doğumunuzda size yardımcı olacak doktorunuz hamileliğinizin başından beri görüştüğünüz profesyonel biri olacağı için bu endişe nadirdir. Doktorunuz sizin ve bebeğiniz için en doğrusuna karar vermekle yükümlüdür. Ancak yine de güven konusunda endişeli iseniz bir gebelik ve doğum asistanı doğumunuz esnasında sizin danışmanınız olarak bulunabilir.

Sezaryen yaptırmak zorunda kalırsam

Her 5 kadından biri doğum esnasında sezaryen yaptırmak zorunda kaldığı için bu endişe çok da yersiz değildir. Normal doğuma odaklanmış, dersler almış ve en ideal doğumun normal doğum olduğuna hamileliği boyunca hazırlanmış bir anne adayının sezaryen ile doğurmak zorunda kalma korkusu anlayışla karşılanmalıdır. Bazı anne adayları sezaryenle doğurdukları için kendilerini tam bir kadın gibi hissetmediklerini söylemektedir. Tüm bu düşüncelerden ve endişelerden diğer annelerin tecrübelerini öğrenerek kurtulabilirsiniz. Doğumun ne kadar mucizevi bir olay olduğunu ve genellikle ufak sürprizlerle yaşandığını gördüğünde endişeleriniz azalacaktır.

Hastaneye yetişemezsem korkusu

Hamileler arasındaki en yaygın korku hastaneye yetişememe korkusudur. Evde veya yolda doğum yapmak zorunda kalmak elbette istenmeyen bir durumdur. Ancak özellikle ilk doğumlarda evde doğum çok nadir görülür. Yine de bu korkudan sıyrılamıyorsanız mutlaka doktorunuzla konuşmalı ve böyle bir durumda yapılması gereken basit müdahaleleri öğrenmenizde fayda vardır.
Haftanın aktivitesi

Hamileliğiniz boyunca size her konuda destek olan eşinizle birlikte bebeğiniz için bir şeyler yapmaya ne dersiniz? Böylece kendisini gerçekten baba gibi hissetmesine de yardımcı olabilirsiniz.


31. Hafta Hamilelik

Bebeğinizin 31. hafta gelişimine ve hayatınızda yaşanan değişikliklere göz atalım.

Bebeğiniz 4 orta boy portakalın ağırlığına ulaştı. Bu hafta başı büyük bir atakla büyüyor ve cildinin altındaki yağ tabakası da gelişimini sürdürüyor. Başını sağa sola hareket ettirebilen bebeğinizin bacakları, kolları ve vücudu da hızla büyüyor. Sürekli hareket ettiği için uyumakta zorlanabilirsiniz. Tekmeler artabilir ve sizi sürekli uyanık bırakabilir.

Hayatınız nasıl değişiyor?

Rahminizdeki kaslar gittikçe gerginleşiyor. Hamileliğin ikinci yarısından itibaren görülen bu kasılmalar genellikle 30 saniye kadar sürer. Düzensiz olan bu kasılmalar ağrı veya rahatsızlık yaratmaz. Ancak düzenli araklıklarla görülen kasılmalar erken doğumun habercisi olabilir. Bu kasılmaları yakından takip edin ve düzenini belirleyin. Eğer çok düzenli bir şekilde meydana geliyorsa mutlaka doktorunuza danışın. Saatte 4 ve daha fazla kasılma doktoru aramanız gerektiğinin habercisidir.

Erken doğumun diğer belirtileri

Artan vajinal akıntı

Karın ağrısı

Adet benzeri kramplar

Alt karın bölgesinde artan baskı

Bel ağrısı

olarak sıralanabilir.

Hamileliğin son döneminde göğsünüzden ön süt sızıntısı olabilir. Elbiselerinizin kirlenmesini önlemek için ufak pamuklu pedleri sütyenin iç kısmına yerleştirebilirsiniz. Sütyeniniz sıkı geliyorsa emzirme sütyenlerinden alabilirsiniz. 1 beden büyük almaya özen gösterin. Bu sayede koyacağınız pedler göğsünüzü rahatsız etmeyecektir.

Bebeğiniz erkek olacaksa doğum sonrasında sünnet ettirmeyi tercih edebilirsiniz. Doktorunuzla bu konu hakkında konuşun. Eşinizle birlikte doğumun hemen sonrasında mı yoksa daha ileriki bir yaşta mı sünnet ettireceğinize karar verebilirsiniz.

Doğumda ağrı kesici yöntemlere karar verirken

Doğum yaparken tek bir doğru yöntem yoktur. Her hamilelik birbirinden farklı olduğu için kişiye özel tıbbi yöntemler mevcuttur. Bu yöntemlerin yanı sıra kişinin kendini iyi hissetmesi de çok önemlidir.

Hamilelerin bazıları doğum sürecinin tamamen doğal olması gerektiğine inandığı için acıya rağmen ağrı kesici kullanmadan doğum yapmayı tercih etmektedir.

Doğumdaki sancılardan korkuyorsanız eşinizle birlikte doğum seanslarına katılabilirsiniz. Bu derslerde sizi rahatlatacak hareketlerle ilgili bilgi alabilir, rahatlama tekniklerini öğrenebilirsiniz.

Hamilelerin büyük bir kısmı ağrı azaltıcı epidural yöntemi tercih etmektedir. Epidural, belin alt kısmını rahatlatan ancak sizi bayıltmayan bir yöntemdir. Doktorunuzla ilgili bu konuda bilgi alabilir, epidural doğumu tercih edebilirsiniz.

Haftanın aktivitesi

Doğum çantanızı hazırlamanız için henüz erken. Ancak içerisinde koyacağınız eşyaların bir listesini yaparak alışverişe çıkabilirsiniz. Doğum çantasına aşağıdaki eşyaları koyabilirsiniz:

Doğum esnasında odaklanabileceğiniz bir nesne veya fotoğraf sayesinde acıyı unutabilirsiniz.

Enerjinizi arttıracak atıştırmalıklar, naneli sakızlar veya şekerler

Rahat terlik ve çoraplar

En sevdiğiniz yastığınız

Okuması rahat bir kitap

Emzirmek için bir gecelik ve sütyen

Bebeğinizi eve götürürken giydireceğiniz kıyafetler

Kamera ve fotoğraf makinesi


32. Hafta Hamilelik

Bebeğinizin 32. hafta gelişimi ve hayatınızda yaşayabileceğiniz değişikliklere göz atalım.

Bebeğinizin hızla büyüyen boyu ve kilosu sayesinde rahminiz de genişliyor. Bebeğinizin doğumdaki kilosunun 1/3ünü son 7 haftada almış olacak. Bu hafta bebeğinizin el ve ayak tırnakları gelişirken gerçek saçları da çıkıyor. Altındaki yağ tabakasının gelişmesiyle teni de yumuşuyor.

Hayatınız nasıl değişiyor?

Bebeğinizin artan ihtiyaçlarını karşılamak için doğumdan itibaren vücudunuzdaki kan miktarı % 40-50 arttı. Bu hacim artışıyla birlikte rahminiz diyaframa ve mideye baskı uygulayabilir. Bu baskının sonucu olarak ise nefes darlığı ve mide yanması görülebilir. Söz konusu durumlardan şikayetçiyseniz yastığınızı dik konuma getirerek uyumayı ve daha ufak porsiyonlar yemeyi deneyebilirsiniz.

Hamileliğiniz sona yaklaştıkça belinizdeki baskı da artacaktır. Bel ağrıları sebebiyle uykusuz kalabilir ve hareket etmekte zorlanabilirsiniz. Bu durumla ilgili doktorunuzla konuşmanız gerekmektedir. Nitekim aniden ortaya çıkan bel ağrısı erken doğumun belirtisi olabilir.

Erken doğum söz konusu değilse bel ağrısının sebebi büyüyen rahminizdir. Vücudunuzun ağırlık merkezi değiştiği için duruşunuz da değişir ve buna bağlı olarak belinize fazla yük biner, karın kaslarınız zayıflar.

Hamilelikte yaşanan hormonal değişiklikler ise eklem ve dokuların gevşemesine neden olur. Hamilelik ilerledikçe yürümek, kalkmak, eğilmek kısacası hareket etmek daha zor hale gelebilir. Hareket etmek zor olsa da hareketsiz durmak önerilmemektedir. Ufak egzersizler ve düzenli spor ile kaslarınızı çalıştırmanız doğum ve bebeğiniz için çok önemlidir.

Doğum odasında kim olacak?

Doğumunuz yaklaştıkça aklınızda pek çok soru olacaktır. Bunlardan birisi de doğum esnasında yanınızda kimin olacağıdır.

Oldukça önemli bir deneyim olan doğum sırasında yanınızda sizi rahatlatacak bir arkadaş, eşiniz veya aileniz olabilir.

Yapılan anketlere göre anne adaylarının % 44’ü sadece eşinin doğum odasında bulunmasını istiyor. % 37’si aileden bir kişinin de orda olmasını tercih ederken % 16’sı bir arkadaşını da çağırıyor. Anne adaylarından %3’ü ise doğumhanede bir danışman veya doğum koçu bulundurmayı istiyor.

Doğumda yanınızda olacak kişiyi siz seçmelisiniz. Ailenizden yanınızda olacak kişiyi seçerken saygı göstermelerini talep edebilirsiniz.

Hamileliğin son dönemlerinde beslenme

Hamileliğin 32. haftasında hamile bir kadın günlük olarak fazladan 300 kaloriye ihtiyaç duyar. Ancak aldığınız kaloriler kaliteli olmalıdır. Gereksiz gıdalarla hamileliğinize fayda sağlayamazsınız. Tam tahıllı besinler, meyveler, sebzeler ve bakliyatlar tercih edilmesi gereken yiyeceklerdir.

Hamileliğin her haftasında yeteri miktarda protein almak da çok önemlidir. Protein hücre bölünmesini destekler ve fetüsün doğru bir şekilde gelişmesini sağlar. Proteini hayvansal ve bitkisel kaynaklardan temin edebilirsiniz.

Sağlıklı her insanın enerji üretebilmesi için karbonhidratlara ihtiyacı vardır. Kalori alımının arttığı bu hafta karbonhidratlara daha fazla önem vermeniz gerekecektir.

Hamilelik söz konusu olduğunda anahtar elementlerden biri de folik asittir. Hamile kadınların günde 600 mg folik asit alması gerekmektedir. Folik asit mısır gevrekleri, ekmek ve meyve sularında bol miktarda bulunur.

Hamileliğin 32. haftasında anne adayları demir eksikliğine bağlı anemi riski altındadır. Bu nedenle demir alımına önem vermek gerekir. Balık, et ve yeşil yapraklı sebzeler demir açısından oldukça zengindir.

Bu haftanın aktivitesi

Hamileliğin son döneminde planlı programlı olmakta fayda vardır. Kesin doğum zamanı bilinmediğinden bu haftalarda hazırlıkların tamamlanması kendinizi rahat hissetmenizi sağlayacaktır.

Bebeğin doğumundan itibaren ilk haftalarda size yardımcı olacak kişilerin listesini çıkarın.

Size yemek yapacak ve evinizde yardımcı olacak aile bireylerini belirleyin.

Market alışverişinde, büyük çocuklarınızın bakımında arkadaşlarınızın ve ailenizin yardımına ihtiyaç duyacaksınız.


33. Hafta Hamilelik

Bebeğinizin 33. haftadaki gelişimine ve sizin yaşayacağınız değişikliklere göz atalım.

Bebeğiniz 33. haftada büyük boy bir ananas büyüklüğüne ulaşıyor. Kemikleri güçleniyor ve yağ dokusunun gelişmesi ile cildindeki kırışıklıklar da azalıyor. Bebeğinizin kafatasında bulunan kemikler henüz tam sertliğe ulaşmadı. Bu sayede doğum kanalına rahatça sığabiliyor ve doğumu kolaylaştırıyor. Kemiklerinin sertleşmemiş olması sebebiyle ve baskı ile doğumun hemen sonrasında bebeğinizin başı biraz garip görünebilir. Bu durum geçicidir ve ileri dönemlerde başının şekli de değişecektir.

Hayatınız nasıl değişiyor?

Bebeğiniz karnınızın içini doldururken hayatınızda da pek çok şey değişiyor. Göbeğinizin büyümesiyle birlikte yürüyüş şekliniz komik bir hal alabilir. Oturmak, uzanmak ve uyumak zorlaşabilir. Nitekim göbeğinizi rahat ettirecek bir pozisyon arayışına gireceksiniz. Evinizde veya dışarıda yürürken göbeğinizin sürekli bir yerlere çarpması da en sık rastlanan durumlar arasındadır.

Hamileliğin bu döneminde parmaklarınızda, bileklerinizde ve ellerinizde uyuşma görülebilir. Vücudunuzdaki diğer dokular gibi bu bölümlerde de sıvının tutulması söz konusu olabilir ve karpal tünelinde baskı artar. Karpal tüneli el bileğinde bulunan kemikli bir kanaldır. Bu tünel içerisinde bulunan sinirler sıkışmaya uğradığı için uyuşukluk görülebilir. Bileğinizi sabit tutmak için atel takabilirsiniz. İşinizde sürekli elinizi kullanmak zorundaysanız ve rutin el hareketleri söz konusuysa kısa aralıklarla ellerinizi gevşetmeniz gerektiğini unutmayın.

Kendinizi çekici hissedebilirsiniz

Hamilelerin çoğu bu dönemde kendilerini daha seksi ve çekici hissetmektedir. Hamilelerin eşleri de bu görüşe katılmaktadır. Genellikle suyunuz gelene ve doğum başlayana kadar cinsel ilişkiye girilebilir. Ancak yine de kişisel bir sorun olup olmadığını doktorunuzla konuşarak belirlemeniz gerekmektedir. Bazı gebeliklerde cinsel ilişkiden uzak durulması gerekebilir.

Cinsel ilişkiden kaçınılması gereken gebelikler

Plasentanın rahim içerisinde anormal bir yerde konumlanması

Açıklanamayan vajinal kanama ve anormal akıntı

Karın krampları

Rahim boynuyla ilgili sorunlar

Suyun gelmesi

Genital Herpes sorunu

Cinsel yolla bulaşan hastalıklar

Bebeğinizin hareketleri ve takibiyle ilgili 3 soru

1.Bebeğim ne sıklıkla hareket eder?

Son aya gelindiğinde bebeğinizin hareketlerinde artış olması beklenmektedir. Her bebeğin hareketleri birbirinden farklıdır. Bu hareketlerde büyük farklılıklar yaşanmadığı takdirde normal olarak nitelendirilebilir.

2.Bebeğimin tekmelerini takip etmem gerekir mi?

Bebeğin güvende olduğunu hissedebilmeniz için 28 hafta sonrasında tekmelerinin takip edilmesi önerilmektedir. Bebeğinizin hareketlerini hissetmek için oturup beklemeniz gerekmektedir. Hareket etmeden uzandığınızda veya oturduğunuzda kıpırtılar ve tekmeleri rahatlıkla hissedebilirsiniz. Bu durumda iken 2 saat içerisinde en az 10 farklı hareket hissetmeniz gerekmektedir. Eğer bebeğiniz sabit durmanıza rağmen hareket etmiyorsa doktoru aramanız önerilmektedir.

3.Bebeğimin hareketleri yavaşladıysa veya değiştiyse ne yapmalıyım?

Bebekler farklı şekillerde hareket ederler. Hareket düzenleri de farklıdır. Ancak bu farklılığın da kendi içerisinde bir tutumu vardır. Eğer hareket halindeki bebeğiniz bir anda sakinleştiyse veya hareketleri arttıysa doktorunuza danışmanız önerilmektedir.

Haftanın aktivitesi

Bebeğiniz doğmadan önce size hediye edilen her şeyi yıkamanız gerektiğini unutmayın. Oldukça hassas bir cilde sahip olacak bebeğinizin tahriş olmaması ve mikrop kapmaması için cildine uygun çamaşır deterjanı kullanmaya özen gösterin.


34. Hafta Hamilelik

Bebeğinizin 34. hafta gelişimi ve hayatınızdaki değişikliklere göz atalım.

Boyu 45 cm.’ye ulaşan bebeğiniz iri boy bir kavun büyüklüğüne sahip. Doğduğunda vücudunun ısısını koruyacak olan yağ katmanları gelişiyor ve cildinin altını dolduruyor. Cildi daha önce hiç olmadığı kadar yumuşak. Merkezi sinir sistemi ve akciğerleri gelişimine devam ediyor. Eğer erken gebelik endişeniz varsa 34-37 hafta arasında doğran bebeklerde genellikle pek sağlık sorunu yaşanmadığını bilmek sizi rahatlatacaktır. Bu haftalarda doğan bebekler küvezde çok kısa bir süre geçirdikten sonra normal hayata adapte olabiliyor.

Hayatınız nasıl değişiyor?

Bu hafta itibariyle yorgunluk yine kapınızda. Taşıdığınız yük düşünüldüğünde yorgun hissetmeniz oldukça normal. Sürekli tuvalete gitmek, uyurken ve otururken rahat pozisyonu bulamamak da dinlenmenizi engelleyen faktörler arasında yer alıyor.

Bu haftadan itibaren doğum için enerji depolamaya başlamalısınız. Uzun süre oturduğunuzda veya uzandığınızda ayağa kalkarken daha yavaş davranın. Aksi takdirde denge kaybı ve baş dönmesi yaşayabilirsiniz. Ayak ve bacaklarınızda biriken kan da tansiyonda düşmeye sebep olabilir. Ani hareketler yapmaktan kaçının.
Karın, kalça ve bacaklarınızda kırmızı kaşıntılı noktalar fark ediyorsanız “hamilelik alerjisi” denilen sorunla karşılaşmış olabilirsiniz. Hamilelerin yüzde 1’lik kısmında görülen hamilelik alerjisi zararsız ancak rahatsız edici bir durumdur. Ancak yine de belirtiler görülmeye başlandığında doktorunuza uğramanız önerilmektedir. Nitekim bu belirtiler başka bir rahatsızlığa da ait olabilir. Tüm vücutta görülen kaşıntı karaciğer problemine işaret edebilir.

Kocaman göbeğinizle yatakta dönmekte zorlandığınız bu günlerde saten çarşafları ve pijamaları tercih edin. Saten kumaşın kayganlığı ile hareket etmeniz kolaylaşacaktır.

Sezaryenle ilgili merak edilen 3 soru

Sezaryen ihtimali nedir?

Sezaryen planlı olabileceği gibi doğumda yaşanan sorunlar sebebiyle anlık verilen bir karar sonrasında da gerçekleştirilebilir. Dünya Sağlık Örgütü, doğumlarda %15 ila %18 arasında sezaryenle doğum olmasını normal kabul ederken, Türkiye’de sezaryenle doğum oranı devlet hastanelerinde ortalama %40, özel hastanelerde ise %70 dolaylarındadır.

Sezaryen hangi durumlarda gereklidir?

Rahim kanalınız genişlemediğinde, bebeğiniz doğum kanalında ilerlemeyi durduğunda veya bebeğin kalp atışlarında anormallik söz konusu olduğunda anlık bir karar ile sezaryen doğum gerçekleştirilebilir. Planlı bir sezaryen aşağıdaki koşullarda yapılır:

-Daha önceki doğumunuzda klasik diye bilinen dikey rahim kesisi ile sezaryen doğum yaptıysanız sezaryen gerekebilir. Yatay bir kesik ile sezaryen gerçekleştirildiyse sezaryen sonrası normal doğum için elverişli olabilirsiniz.

-Daha önce bu bölgede bir miyomektomi (kas) ameliyatı geçirdiyseniz sezaryen gerekebilir.

-İkiz veya daha fazla bebek söz konusu ile sezaryen tercih edilebilir.

-Bebeğiniz beklenenden daha büyükse, olması gerektiği pozisyondan farklı duruyorsa sezaryene başvurulur.
-Plasenta pervia olarak bilinen , plasentanın olması gereken yerden farklı bir şekilde konumlandığı durumlarda da sezaryen yapılır.

-Normal doğumda risk oluşturabilecek bir hastalığınız veya bebeğinizin bir sağlık sorunu varsa sezaryen tercih edilir.

Sezaryen doğumda neler olur?

Sezaryen doğum sırasında eşiniz de sizinle birlikte ameliyathanede kalabilir. Doktorlar bu ameliyat sırasında idrarı emmesi için bir sonda yerleştirecektir. Sezaryen doğumda epidural veya spinal blok yöntemiyle belden aşağı bölgeniz uyuşturulur ancak siz ayık bırakılırsınız. Önünüze konan bir ekran sayesinde yapılanları izleyebilirsiniz. Doktor bebeğe ulaşmak için kesik açmak durumundadır. Bebeği dışarı çıkarmadan önce onu birkaç saniyeliğine görebilirsiniz. Bebek dışarı alındıktan sonra kontrol edilirken sizin de dikişleriniz atılacaktır. Bu süreç genellikle 30 dakika sürer. Bu esnada eşiniz bebeği tutarak size gösterebilir.

Haftanın aktivitesi

B planı yapın!

Doğum beklediğinizden önce gerçekleşebilir veya hastanede daha fazla kalmanız gerekebilir. Bu tip beklenmedik durumlarda ailenizin hayatının düzeninin bozulmaması için mutlaka evinizin anahtarı bir arkadaşınızda bulunmalıdır. Evcil hayvanınızın bakımı, çiçeklerin sulanması ve faturaların ödenmesi en çok unutulan sorumluluklar arasında yer alır. Başka çocuğunuz varsa onların bakımını kimin üstleneceğini de düşünmeniz gerekmektedir.


35. Hafta Hamilelik

Bebeğinizin 35. haftadaki gelişimi ve sizin hayatınızdaki değişikliklere göz atalım.

Boyu 45 cm.’yi geçen bebeğiniz artık rahat hareket edemiyor. Tekmelerinde azalma olmasa da rahim içerisinde rahatlıkla dönemiyor. Böbrekleri gelişimini tamamlamış bir halde işlevlerini sürdürürken karaciğeri de bazı atık maddelerini işlemeye başlıyor. Fiziksel gelişimi neredeyse tamamladığı için bu birkaç haftayı kilo almakla geçirecek.

Hayatınız nasıl değişiyor?

Hamile kaldığınızda pelvisin içerisinde gizli kalmış olan rahminiz, artık göğüs kafesinin alt bölümüne değecek kadar büyük. Rahminizde amniyotik sıvının çok ufak kaldığı görülebilir. Sürekli idrara çıkma ihtiyacı da genişleyen rahminizin iç organlara yaptığı baskıdan kaynaklanmaktadır. Yaşanabilecek diğer sorunlar arasında hazımsızlık, gaz ve mide rahatsızlıkları bulunabilir.

Bu haftadan itibaren doktoru her hafta ziyaret etmeniz gerekecektir. 35-37 haftalar arasında doktorunuz vajinal ve rektal kültür analizi yapacaktır. Bu analiz B grubu streptokokları kontrol amaçlı yapılmaktadır. Bu bakteriler yetişkinlerde zararsızdır. Ancak doğum yoluyla bebeğinize geçtiğinde menenjit, kan enfeksiyonu veya akciğer iltihabına sebep olabilir. Hamilelerin % 10-30’luk kısmında görülen bu bakterinin belirlenmesi bu nedenle çok önemlidir. Eğer teşhis konulursa doğum sırasında yapılan antibiyotik enjeksiyonu sayesinde bebeğe bulaşma riski çok aza indirilmektedir.

Bu hafta doğum planı için ideal haftadır. Doğumda uygulanmasını istediğiniz ağrı azaltma yöntemine karar verebilir, doğumdan sonra nerede kalacağınızı ayarlayabilirsiniz. Doğum öngörülemez bir durumdur. Kesin zamanı bilinmediği için her an hazırlıklı olmak gerekir.

Hastaneye ulaştığınızda neler olacak?

1.Hastaneye gitmek için nasıl hazırlanmalıyım?

Doğumdan çok daha önce eşinizle birlikte hastaneye gideceğiniz rotayı belirleyin. Aracınızın en az 24 saat park alanında bırakacağınız için park edebileceğiniz yerleri gözden geçirin. Doğum yapacağınız hastaneye önceden giderek doğum anında en hızlı bir biçimde ilgili bölüme nasıl ulaşacağınızı öğrenin.

2. Hastaneye gittiğimde ne yapmalıyım?

Eğer hastaneye kaydınızı önceden yaptırdıysanız personelin size vereceği yönergeleri izleyin. Genellikle hastaneye girdiğinizde çok kısa süren bir kayıt işlemi yapılmaktadır. Ancak elbette acil durumlarda bazı prosedürler eşiniz tarafından da halledilebilecektir.

Hastaneye vardığınızda hemşirelerden biri sizi doğum odasına götürecek ve doğum hemşiresine teslim edecektir. Doğumun başladığına dair belirgin göstergeler yoksa sizi muayene odasına alacaktır.

Hemşire sizden idrar örneği isteyecek ve elbiselerinizi çıkartmanızı söyleyecektir. Bu süreç ardından kasılmaların ve sancıların sıklığı, ne zaman başladığı, suyunuzun gelip gelmediği ve vajinal kanamanız hakkında sorular soracaktır. Bebeğinizin hareketlerini, en son ne yediğinizi ve acı halinde ne yaptığınızı da bilmek isteyecektir.

Hastanedeki doktorlar sizin ve bebeğinizin kalp atışlarını kontrol edecektir. Hem karın hem de vajinal muayene yapacaktır. Eğer henüz aktif olarak doğum evresine geçmediyseniz sizi eve de gönderebilir.

Doğum başladığında ve doğuma alınırken ne olacak?

Yazılı bir doğum planınız yok ise doktorlarla tercih ettiğiniz doğum yöntemini ve ağrı kesici yöntemleri paylaşın.

Kan grubunuz ve olası enfeksiyonlar için kanınız alınacaktır. Eğer B grubu streptokok testi pozitif çıkarsa antibiyotik verilmesi gerekecektir.

Doğum sırasında ve öncesinde orada bulunan görevlilerden istekte bulunmaktan çekinmeyin. Nitekim, en ufak bir eşya bile doğumunuzu rahatlatabilir ve sıkıntılarınızı geçirebilir.

Haftanın aktivitesi

Bebeğiniz doğduktan sonra yiyeceğiniz yemekleri planlayın. Bozulmayacak nitelikteki yemeklerin pişirebilir ve buzlukta saklayabilirsiniz. Nitekim bebeğinizle eve geldiğinizde eğer yemek yapacak biri yoksa pek fazla vakit bulamayabilirsiniz. 


36. Hafta Hamilelik

Bebeğinizin 36. haftadaki gelişimine ve doğuma yaklaşırken hayatınızdaki değişikliklere göz atalım.

Günde 450 gram civarında olmak üzere bebeğiniz kilo almaya devam ediyor. Boyu 46 cm dolaylarında olabilir. Vücudundaki tüyler ve onu amniyotik sıvıdan koruyan balmumuna benzeyen tabaka yavaş yavaş kayboluyor. Bu maddelerden az miktarda yutan bebeğinizi ilk bağırsak hareketleri sonucunda bu maddeler dışarıya atılacak.

Bu haftanın sonunda artık bebeğinizin normal doğum süreci başlayabilir. 37. hafta öncesinde doğan bebeklere erken doğan, 42 hafta sonrasındakilere ise geç doğan adı verilir. Bu haftalarda genellikle baş aşağı pozisyonda bulunacak. Ancak eğer ters duruyorsa doktorunuz onu ters çevirecek birkaç hareket uygulayabilir.

Hayatınız nasıl değişiyor?

Bebeğiniz çok fazla yer kapladığı için normalde yediğiniz porsiyonları bitiremeyebilirsiniz. Az ancak sık yemek enerjinizi geri kazanmanızda yardımcı olacaktır. Bu dönemde nefes aldığınızda bebeğinizin aşağı doğru kaydığını hissedebilirsiniz. Buna bağlı olarak karnınızdaki baskı artabilir. Bazı hamileler bu durumu bacaklarının arasında bir top taşımaya benzetmektedir.

Doktorunuza gittiğinizde bebeğinizin tekmelerinden, sancılardan ve hareketlerden bahsedin. Özellikle hareket düzeninde yaşanan değişiklikler çok önemlidir ve hemen bildirilmelidir. Bunun yanı sıra sürekli baş ağrısı, karın ağrısı, ateş, vajinal kanama ve görme bozukluğu gibi durumlar da bir an önce doktora söylenmelidir.

Hamileliğin bu döneminden itibaren uzun yolculuklardan, uçağa binmekten kaçının. Nitekim doğumun başlama ihtimali oldukça yüksektir. Bazı havayolları tahmini doğum zamanı 30 gün içerisinde olan hamileleri uçağa kabul etmemektedir.

Şaşırtıcı Gerçekler: Doğumun Evreleri

İlk defa anne olacaklar için doğum ortalama 15 saat sürmektedir. Doğum 3 ana evreye ayrılır.

Birinci evre:

Sancıların başladığı ve rahim yolunun tamamen açıldığı evredir. Doğumun başladığı ilk zamanı kestirmek pek mümkün değildir. Çünkü doğumun erken belirtileri bazen kendini göstermeyebilir. Birinci evrenin ilk bölümünde genellikle rahim boynu 4 cm kadar açılır. Bu aşamada aktif doğum başlamış demektir. Sancılar sıklaşır ve şiddeti artar. Aktif aşamanın ikinci kısmında rahim boynu 8-10 cm civarında açılır. Bu bölümdeki sancılar 2-3 dakika aralıklarladır ve çok şiddetlidir.

İkinci evre:

Rahim boynu tamamen genişlediğinde doğumun ikinci evresi başlar. Bu evre “itme” bölümüdür ve sürekli ıkınmanız gerekir. Bu evre birkaç dakika ile saatler arasında değişen bir zamana yayılabilir. Daha önceden normal doğum yaptıysanız daha kısa sürebilir.

Bebeğinizin başının çıktığı an en zorlu zamandır. Vücudunun en büyük kısmı olan başı çıktıktan sonra devamı daha kolay gelmektedir. Omuzlarının da çıkmasıyla kısa bir süre içerisinde bebeğinizin dışarıya çıkmış olacaktır.

Doğum anında çok karmaşık duygular içerisinde olabilirsiniz. Mutluluk, üzüntü, şaşkınlık, gurur ve daha pek çok hisle dolabilirsiniz.

Üçüncü evre:

Üçüncü evre bebeğin doğumuyla başlar ve plasenta tamamen atılana kadar devam eder. Bu evredeki sancılar genellikle çok hafiftir.
Haftanın aktivitesi

Bebeğinizin doğumunu bildireceğiniz kişileri listeleyin. Sosyal medya ağları sayesinde günümüzde bebeğin doğumunun bildirimi çok daha kolay olmaktadır.


37. Hafta Hamilelik

Bebeğinizin 37. hafta gelişimi ve doğuma 3 hafta kala hayatınızda yaşanan değişikliklere göz atalım.Aile

Bebeğinizin doğmasına 3 hafta kalmış olsa da bu hafta yaşanan doğumlarda erken doğum sözü edilmez. Akciğerleri tamamen gelişmiş olduğu için doğum gerçekleşmesi halinde dışarıdaki ortama kolayca ayak uydurabilir. Sezaryen doğum düşünüyorsanız doktorunuz 39. haftadan öncesine gün vermeyecektir.

Boyu 48 cm.’ye ulaşan bebeğinizin saçları da 2-3 cm civarında. Doğumda bu durum ve saçının rengi sizi şaşırtsa da meraklanmayın. Bebeğinizin gerçek saç rengi büyüdükçe ortaya çıkacaktır. Bazı durumlarda ebeveynlerden farklı bir saç rengi görülebilir.

Hayatınız nasıl değişiyor?

Düzensiz sancıların şiddetinde ve vajinal akıntıda artma gözlemlenebilir. Eğer bu akıntıyla beraber hafif kan noktacıkları da görülüyorsa doğuma kısa bir zaman kaldı demektir. Kan miktarında artma söz konusu ise hemen doktoru aramanız önerilmektedir.

Bu dönemde gece uyumak oldukça zorlaşmaktadır. Göbeğinizin büyüklüğü, gündüz yorulmanız ve sancılarınızın artması göz önünde bulundurulursa birkaç saat uykuya muhtaç kaldığınız geceler olabilir. Bebeklerinizin hareketini günü gününe takip edin. Doktora gittiğinizde bu hareketlerden ve eğer varsa değişikliklerden mutlaka bahsedin. Büyüdüğü ve rahminize sığmakta zorlandığı için eskisi kadar aktif olmayabilir.

Uyurken çok derin rüyalar görebilirsiniz. Hem doğum hakkındaki endişeleriniz hem de anne olma düşüncesi size ağır gelebilir. Kendinizi rahatlatacak şeyler düşünerek uyumaya, hamilelik yogası gibi dinlendirici hareketleri kendinizi yormadan evde yapmaya yönelebilirsiniz.
Şaşırtıcı Gerçekler: Doğum Belirtileri

Doğumun tam olarak ne zaman başlayacağını bilmek pek mümkün değildir. Vücudunuz, doğumdan 1 ay kadar önce kendini bu olay için hazırlamaya başlar. Ancak bu sürecin farkında olmayabilirsiniz. Belirtiler doğum gününe yaklaştıkça kendini gösterir.
Doğumdan önce görülebilecek belirtiler:

Bebeğin alçalması: Eğer ilk hamileliğinizdeyseniz doğum başlamadan önce bebek rahmin alt kısmına iner. Rahim yolunda bir baskı hissedebilirsiniz. Göğüs kafesindeki baskı da bu sayede azalacaktır ve nefes alma zorluğunuz ortadan kalkacaktır.

Sancıların artması: Hamileliğin ortalarından itibaren artan sancılar düzenli ve daha şiddetli bir hal aldıysa doğum yakın demektir. Bu dönemde bazı ağrılar adet döneminde yaşanan kramplara benzemektedir.

Mukus tıkacının düşmesi: Gebelik boyunca rahim ağzını tıkayarak bebeğin rahim içerisinde kalmasını sağlayan mukus tıkacın düşmesine halk arasında nişan gelmesi de denir. Bu mukus parçası tek bir seferde atılabileceği gibi artan vajinal akıntı yoluyla da düşebilir.
Suyun gelmesi: Çoğu hamilede düzenli sancılar suyun gelmesinden önce başlar. Ancak bazı durumlarda ilk önce su gelebilir. Suyun gelmesini takiben doğuma kadar geçen süre genellikle çok kısadır. Böyle bir durumda mutlaka doktoru aramak ve hastanenin yolunu tutmak gerekmektedir.

Yalancı Doğum ve Gerçek Doğum arasındaki farkı nasıl anlarım?

Doğumun ilk belirtilerinin gerçek mi yoksa yalancı doğuma mı işaret ettiğini ayırt etmek biraz zordur. İşte bu konuda size yardımı dokunabilecek öneriler:

Yalancı doğum söz konusu ise sancılar düzensizdir. Belirli bir yoğunluğu, şiddeti ve zaman aralığı söz konusu değildir. Gerçek doğumda başta düzensiz olan sancıların zaman geçtikçe düzene oturduğu görülür. Kısa aralıklarla şiddeti artan bir şekilde seyreder.

Yalancı doğumda ağrılar genellikle sadece alt karın bölgesinde yoğunlaşır. Gerçek doğum başladığında ise bel bölgesinde ortaya çıkan sancılar tüm karın bölgesine dağılır.

Yalancı doğum sancıları yapmakta olduğunuz eyleme bağlı olarak tavır değiştirebilir. Örneğin ev işi yaparken ortaya çıktığında oturup dinlendiğiniz takdirde geçiyorsa yalancı doğum sancısıdır. Gerçek doğum sancıları ne yaparsanız yapın azalmaz ve şiddeti gittikçe artar.

Haftanın Aktivitesi

Bebeğinizi hastaneden eve getirirken arabanızda mutlaka bir bebek koltuğu bulunmalıdır. Bu nedenle bu işi son dakikaya bırakmayın. Güvenilir ve kaliteli olduğunu düşündüğünüz bir marka bebek koltuğu satın alın ve arabanıza sabitleyin.


38. hafta hamilelik

Bebeğinizin 38. hafta gelişimine ve hayatınızda yaşanan değişimlere göz atalım.

Bebeğiniz gittikçe irileşiyor. Orta boy bir pırasa uzunluğuna eriştiği söylenebilir. Avuçlarını sıkmada oldukça başarılı. Doğduktan sonra elinizi sert bir şekilde kavrarsa hiç şaşırmayın! Neredeyse tamamen gelişen organları dış dünyada çalışmak için hazır bekliyor.

Bebeğinizin göz rengini merak ediyor olmalısınız. Bebeğiniz koyu renk gözlü doğduysa muhtemelen bu şekilde kalacaktır. Ancak gri veya açık mavi gözler bu şekilde kalabileceği gibi yeşile, elaya veya kahverengiye de dönebilir. Bu değişim 9 ay içerisinde gerçekleşecektir. Bunun nedeni göze renk veren kısım olan irisin bebeklerde büyüdükçe daha fazla pigment kazanmasıdır.

Hayatınız nasıl değişiyor?

Çoğu kadın için son birkaç hafta çok uzun gelmektedir. Bu zamanı bebeğinizin bakımı için hazırlanarak geçirebilirsiniz.

Ayaklarınızda ve özellikle bileklerinizde şişme gözlemlenebilir. Eğer bu şişkinlikler aniden ortaya çıkarsa doktorunuza danışmanız gerekmektedir. Ani şişkinlikle birlikte baş dönmesi, ateş, alt karın bölgesinde ağrı, ani kilo alma söz konusu ise preeklampsi şüphesi ortaya çıkabilir. Preeklampsi hamilelerin % 5’inde görülen karmaşık bir rahatsızlıktır. Genelde doğuma yakın dönemde ortaya çıkar ve hafif atlatılır. Ancak ciddi olabilen , bebeğinize ve size zarar verme potansiyeli olan bir rahatsızlıktır.

Emzirmeye hazırlanırken…

Emzirmek neden önemlidir?

Anne sütü, bebeğin beslenmesi için en uygun doğal içecektir. Bünyesinde doğru oranda protein, karbonhidrat, yağ ve vitamin bulunur. Bu besin değerleri bebeğin ilk 6 ayda mutlaka alması gereken maddelerdir. Konu ile ilgili yapılan sayısız araştırma anne sütünün faydalarını saymakla bitirememiştir. İşte anne sütünün en anahtar özellikleri:

Anne sütü bebeği solunum yolu rahatsızlıkları, ishal ve kulak enfeksiyonlarına karşı korur.

Bebeğin alerji, lösemi ve obezite riskini azaltır.

Stres seviyesini düşürür ve göğüs kanseri riskini azaltır.

Emzirmeye nasıl hazırlanılır?

Emzirmeye hazırlanırken konu ile ilgili yayınları okuyabilir, doğum egzersizlerine katıldığınızda nasıl emzirebileceğinizi öğrenebilirsiniz.

Bebeğinizi doğurduktan hemen sonra cildine temas etmek çok önemlidir. Cilt probleminiz yoksa bebeğinizle temasa geçmekten çekinmeyin.

Kendinizi hazır hissetmeyebilirsiniz. Bu konu pek çok annenin yaşayabileceği bir sorundur. Hastanelerin bebek bakım ve emzirme ünitelerindeki hemşireler size bu konuda yol gösterebilir.

Bebeğinizi 24 saat içerisinde 8-12 kez emzirmeniz önerilmektedir. Tıbbi olarak gerekli değilse ilk birkaç hafta anne sütünden başka besin verilmemelidir.

Emzirmek can acıtır mı?

Emzirmek çok doğal bir süreç olsa da sanıldığı kadar kolay olmayabilir. Çoğu anne ilk başlarda göğüs ağrısı yaşamaktadır. Ağrını sebebi genellikle bebeğin göğse doğru şekilde tutunmuş olmamasıdır. Bebeğin ağzı göğüs çevresini mümkün olduğu kadar kaplamalıdır. Göğüs ucu bebeğin ağzının içerisinde olmalıdır.

Bebeğiniz ilk kez emdikten sonra göğüste ağrı yaşadıysanız serçe parmağınızı ağzıyla göğüs ucu arasına yerleştirebilirsiniz. Kendinize uygun pozisyonu bulana kadar parmağı hareket ettirebilirsiniz. Bir türlü uygun duruşu bulamadıysanız hastanedeki hemşirelerden yardım isteyebilirsiniz. Bu konuda tecrübeli olan büyükleriniz de size yardımcı olabilir.

Haftanın aktivitesi

Bebek doğduktan sonra okumak için fazla vaktinizin olmayacağını düşünürsek bu aralarda bebek bakımı ile ilgili kitaplar okuyabilir, kendinizi geliştirebilirsiniz.


39. Hafta Hamilelik

Bebeğinizin doğmayı dört gözle beklediği 39. hafta gelişimine ve hayatınızdaki değişikliklere göz atalım.

Bebeğinizin vücudundaki yağ tabakası gelişiyor. Bu sayede doğumdan sonra vücut ısısını koruması zor olmayacaktır. Ufak bir karpuz büyüklüğüne ulaşırken erkek bebeklerin kızlara oranla daha ağır olduğu söylenebilir. Derisi yavaşça soyulurken altında yeni deri tabakası da oluşumunu sürdürüyor.

Hayatınız nasıl değişiyor?

Her hafta gittiğiniz kontrollerde doktorunuz bebeğinizin büyüklüğünü ve pozisyonunu anlayabilmek için karnınızı muayene edecektir. Rahminizin ne durumda olduğunu kontrol etmek için iç muayene de yapabilir.

Doğum için beklediğiniz bu sürede bebeğinizin hareketlerine dikkat etmeye devam etmelisiniz. Herhangi bir azalma veya artma olduğunda doktorunuza mutlaka haber verin. Suyunuzun gelmesi de bu dönemde mümkündür. Hamileliklerin % 8’inde su doğum başlamadan önce gelir. Suyun gelmesi büyük miktarda olabileceği gibi sızıntı halinde de olabilir. Hiçbir konuda kendiniz teşhis koymaya çalışarak vakit kaybetmeyin. Endişe duyduğunuz anda doktorunuzu arayabilirsiniz.

Doğumdan sonra vücudunuz nasıl değişecek?

Doğumunuz hızlı ve sorunsuz olsa dahi vücudunuzun eski haline geri dönmesi zaman alacaktır.

Doğumdan hemen sonra ani bir şekilde kilo vermeye başlayacaksınız. Kısa sürede doğumdan önceki kilonuza dönmeseniz dahi doğumdan hemen sonra 5-6 kilo zayıflamış olacaksınız. Genişleyen belinizin, cildinizin ve göbeğinizin gergin haline dönmesi de elbette bir süre sonra gerçekleşecektir.

Doğumdan itibaren 2 hafta süren kanamanın sebebi rahmi çevreleyen hücrelerin atılmasıdır. Başta kırmızı, adet benzeri olan bu akıntı, durmadan önce sırayla sarı ve sonra da beyaza dönecektir.

Doğum sonrasında ruhsal olarak da zor bir dönemde olabilirsiniz. İlk bir iki hafta anneler genellikle hafif olmak kaydıyla depresyon dönemi yaşar. Kendinizi sıkılmış, endişeli, korku dolu bulabilir, iştahınız kesilebilir ve uykusuz geceler yaşayabilirsiniz. 2-3 hafta içerisinde geçecek olan bu durumda dilerseniz psikolojik yardım da alabilirsiniz.

Doktorunuzu aramanız gereken durumlar:

Aşağıdaki durumlar söz konusu olduğunda mutlaka doktorunuzu aramanız gerekmektedir:

-Anormal vajinal kanama, özellikle saatte bir pedden fazlası gerekiyorsa; golf topundan daha büyük kan pıhtıları atıyorsanız, doğumdan sonraki 3-4 gün süren parlak kırmızı kanama varsa.

-Ateş, alt karın ağrısı, kötü kokan akıntı gibi enfeksiyonları belirtileri olduğunda. İdrara çıkarken zorlanıyorsanız, idrarınız kanlı veya berrak değilse, doğum sonrası yaraların etrafında kırmızılık, kanama veya enfeksiyon varsa, göğüs çevresinde veya göğüs üzerinde kırmızılık, baş ağrısı ve yorgunluk varsa.

-Doğum sonrası depresyon durumunda da doktorunuzu aramanız gerekmektedir. Uyumakta zorluk çekiyorsanız, çocuğunuza zarar vermek gibi düşünceleriniz ortaya çıkıyorsa veya günlerce ağlıyorsanız hemen doktorunuzu arayın.

Hamilelik sonrasında normal hayata dönmek için öneriler:

Mümkün olan her an dinlenmeye çalışın. Bebeğiniz uyuduğunda uyumak için kendinizi zorlayın.

Ziyarete gelen misafir sayısını azaltmaya çalışın.

Düzenli beslenin.

Kafein, alkol ve şekerli sodalar haricinde bol bol sıvı tüketin.

Ev işleri için bir yardımcı tutabilirsiniz veya sevdiklerinizden yardım isteyebilirsiniz.

Kendinizi toplumdan soyutlamayın. Arkadaşlarınızla, ailenizle ve sevdiklerinizle güzel vakit geçirin. Size yardım etmelerine izin verin.

Haftanın aktivitesi

Emzirirken çok ihtiyacınız olacak sutyenlerden almadıysanız alışveriş zamanı. Aldığınız çamaşırları hastaneye de götürmeyi unutmayın.


40. Hafta Hamilelik

40. haftada bebeğinizin gelişimi, doğuma hazırlanma ve hayatınızda yaşanan değişiklikler…

Bebeğinizin orta boy bir balkabağı kadar büyük olduğu söylenebilir. Kafatasının tam olarak sertleşmemesi doğumda esnemelerini sağlayacak ve doğumu kolaylaştıracaktır. Bu nedenle doğumdan hemen sonra bebeğinizin kafası biraz yassı olabilir. Oldukça normal olan bu durum kısa süre içerisinde ortadan kaybolacaktır.

Hayatınız nasıl değişiyor?

Aylarca süren bekleyişin ardından büyük gün geliyor. Hamileliğiniz hala normal seyrinde devam ediyor. Geç doğum olarak adlandırılabilmesi için önünüzde 1-2 haftanız daha var. Doğum anına kadar bebeğinizin hareketlerini kontrol edin.

Bu hafta biyofizik profili olarak bilinen bir ölçümleme yapılabilir. Bu ölçümlemede bebeğin hareketleri, nefes alışverişi, diyafram ve göğüs hareketleri, kas yoğunluğu, refleksleri ve amniyotik sıvının durumu incelenecektir.

Bu incelemelere dayanarak amniyotik sıvı çok azaldıysa suni sancı verilebilir ve doğum başlatılabilir. Eğer ciddi bir sorun söz konusu ise acil sezaryen doğum gerçekleştirilebilir.

Doktorunuz rahminizin durumunu da kontrol edecektir. Doğuma yaklaşırken yeterince genişleyip genişlemediğine bakacaktır. Bu incelemeler doğum sırasında yaşacağınız sancılar için önemlidir.

Suni sancılı doğumla ilgili 3 soru

Suni sancılı doğum nedir?

Suni sancılı doğum, isminden de anlaşılabileceği üzere bir takım ilaçlar ve yöntemler ile suni sancı yaratılması ve doğumun başlatılması demektir. Doğum kendiliğinden başlamadığında suni sancı verilir. Suni sancılı doğum, bebeğinizin beklenen doğum zamanından sonraki 1-2 haftada yapılır. Hamileliğin uzamasının sakıncaları düşünülerek suni sancı verilir.

Suni sancılı doğum nasıldır?

Hamileliğin seyrine, rahmin durumuna ve kişisel özelliklerinize bakılarak suni sancılı doğum gerçekleştirilir.

Rahminiz yeterince genişlemediğinde bu doğum yöntemi tercih edilir. Hastaneye vardığınızda doktorunuz vajinanıza prostaglandin içeren ilaçlar uygulayacaktır. Bu ilaçlar doğumun başlamasını sağlayacak sancıları tetikler.

Eğer bu ilaçlar doğumu başlatmıyorsa Pitocin isimli başka bir ilaç verilecektir. Bu ilaç halihazırda var olan sancıların şiddetini arttırarak doğum sürecini başlatmaktadır.
Doğumun başlaması gereken zamanda yapılabilecek teknikler var mıdır?

Doğruluğu ve etkinliği kanıtlanmış, kendi başınıza yapabileceğiniz teknikler yoktur. Kulaktan kulağa dolaşan bazı bilgiler ve tıbbi geçerlilikleri aşağıda belirtilmiştir:

Cinsel ilişki: Doğumun yaklaştığı dönemde cinsel ilişkide bulunmanın doğumu tetiklediği söylenir. Yapılan araştırmaların bazıları bunu gösterse de başka bir kısım araştırma doğum üzerinde hiçbir etkisinin olmadığını göstermiştir.

Hint Yağı: Hint yağı laksatif bir etkiye sahiptir. Bağırsakları gevşettiği için sancılara sebep olabilir. Ancak tıbbi olarak kanıt bulunmamasının yanı sıra ishal gibi istenmeyen durumlara da sebebiyet verebilir.

Bitkisel Ürünler: Bazı bitkilerin sancı yaratmada etkili olduğu söylenmektedir. Ancak etkileri tıbbi olarak kanıtlanmamış bu bitkiler gereğinden daha şiddetli ve uzun süreli sancılara sebep olarak bebeğe ve size zarar verebilir.

Haftanın aktivitesi

Bu hafta dinlenme haftası. Bebeğiniz doğmadan önce kendinize biraz zaman ayırın. Film izleyin, kitap okuyun, kendinizi esnetin ve rahatlatın. Bebeğiniz gelmeden önce geçireceğiniz kaliteli zaman doğumu da kolaylaştıracaktır.


41. Hafta Hamilelik

Bebeğinizin 41. hafta gelişimi ve doğum öncesindeki son hafta yaşadıklarınıza göz atalım.

Bebeğinizin kilosu 3-4 kilograma kiloya ulaştı. Büyümesine bağlı olarak daha rahatsız bir şekilde rahminizde duruyor ve bir an önce dışarı çıkmak için sabırsızlanıyor. Bebeğinizin güvenliği için bu hafta doğum gerçekleşmezse 2 hafta içerisinde suni sancılı doğum yöntemi denenecektir. Hamilelerin % 5-6’lık kısmında geç gebelik görülmektedir. 42 hafta ve sonrasında doğan bebekler genellikle aşırı kilolu ve kuru ciltli olmaktadır. Doğumun geç olması enfeksiyon riskini de arttırmaktadır. Geç doğumlarda sezaryen daha çok tercih edilmektedir. Çünkü normal doğum sırasında bebek veya annede yaralanma meydana gelebilir.

Hayatınız nasıl değişiyor?

Doğum zamanı geldi. 9 ay boyunca kendinizi hazırlamış olsanız dahi heyecanın doruk noktasına ulaşmasına şaşırmayın. Dünyaya bir bebek getirecek olmak büyük sorumluluk gerektirir. Bu sorumluluk sebebiyle de kendinizi baskı altında hissedebilirsiniz. Ancak rahatlamanın doğumun daha kolay olmasına yardımcı olacağını da unutmayın.

Doktorunuz doğum için suni sancıları tercih edebilir. Bu teknik sayesinde doğum bir takım ilaçlar tarafından tetiklenecektir.

Son güne kadar bebeğinizin hareketlerini takip etmeyi bırakmayın. Değişiklik durumunda mutlaka doktorunuzu bilgilendirin. Vajinanızdan sızıntı halinde gelen sıvı suyunuzun geldiğiniz işaret edebilir. Yaşadığınız rutinler haricindeki her durumun doğumun başladığını işaret edebileceğini unutmayın.


42. Hafta Hamilelik

42. Haftayı tamamlamış ve normal doğum konusunda ısrar eden annelere uzman doktorlarımızın teklif ettiği tek yöntem sezeryan oluyor. 

Nedeni ise bebeğin anne karnında gelişimini artık tamamlamış olması ve bundan sonraki süreçte sürmatüriteye girdiği için yani normal gebelik süresi diye tanımladığımız 280 gün yani 40 haftanın üzerine çıktığı için bebeğin hayati tehlikeye girmesidir.

Sürmatürite riskleri

Hamileliğin uzaması ile birlikte plasentada dolaşım bozulmaya başlar. Buna bağlı olarak oksijen ve besin maddelerinin yeteri miktarda taşınmaması sonucu fetal distres (fetüsün stres altında olduğu ve kendi kendine durumu giderme çabalarının yetersiz olduğu durum) gelişebilir. Bundan dolayı özellikle sürmatürite teşhisi konmuş hamileliklerde, bebek hareketleri dikkatle izlenmeli. Bebekte oksijen yetersizliğinin oluşması fetusta mekonyuma yani ilk dışkının yapılmasına yol açar. Anne karnında veya doğum sırasında amnion sıvısının içindeki dışkının bebeği akciğerine kaçma ihtimali bu durumu ciddi bir risk haline getirir. Sürmatürite doğan bebeklerin iri olma ihtimali de yüksek. Bebeğin suyunda azalma (oligohidramnios) olması da kordon sıkışması gibi tehlikeleri beraberinde getirir.

Sürmatürite Dismatürite sendromuna neden olabilir Hamilelikte gün aşımının başlaması ile birlikte dismatürite sendromu da ortaya çıkabilir. Sürmatürite bebeklerin tahmini üçte birinde dismatürite sendromu görülür. Dismatürite sendromunun en önemli belirtileri çoğunlukla cilt altı yağ depolarının kaybı sonucunda buruşuk, kuru ve çatlak bir deri, uzun tırnaklar, uzun saçlar, hipotoni denen kas güçsüzlüğü, mekonyumla boyanmış sarı – yeşil veya kahverengi cilt, göbek kordonu ve zarlar.

Sürmatürite tedavisi:

Tedavide genel yaklaşım hamileliği 42. hafta dolana kadar izlenmektir. Bazı hastanelerde sınır 41. hafta olarak kabul edilir. Anne adayı bebeğin hareketlerinde azalma olup olmadığı takip eder. Bunun yanı sıra 40 haftadan itibaren 2 – 3 günde bir NST çekilir. Gerektiği takdirde ultrason ve başka testler de eklenebilir. Takiplerde ortaya herhangi bir sorun çıkmazsa, 41 ya da 42 haftada doğum gerçekleştirilir. Bir engel olmadığı takdirde normal doğum suni sancı ile başlatılır. Eğer engel varsa (iri bebek, anne pelvisinin uygunsuzluğu gibi) bebek sezaryen ile alınır.

Kaynak:babycenter.com

Bunlar da İlginizi Çekebilir